Uykudan Önce Devrimsiz Antikapitalizm Masalları

09/02/2016

Görsel (buraya,ortalı)
Görsel altındaki metin:
Troçki, Sürekli Devrim Teorisi’ni simgeleyen Kırmızı Hap’ı Marx’a gösterirken (Marx Reloaded filminden)
21.yüzyılda, özellikle sokak hareketlerinin canlılığından yola çıkarak, insanlığın kapitalist sömürü karşısında kısmi de olsa bir uyanış döneminde olduğunu söylemek abartılı olmaz. Ancak kapitalizmin dinamikleri, tüm bu kitlesel tepkiye kurnaz bir biyoorganizma gibi bağışıklık sistemini revize ederek yanıt verme yetisine sahip. Bu yetiyle birlikte, düzen içi iyileştirme ya da proletarya için ekmek kırıntılarını büyütme vaatleri devrimci sorgulamaları maskeleyerek, ekmeğin kimin mülkü olduğu sorusunun üzerine bir örtü seriyor. Kapitalizmin varoluşsal krizi, görüngüsel boyutta kozmetik yöntemlerle aşılmaya çalışılıyor. Mevcut düzenin, bu evrimsel adaptasyon sürecinde, kalıcı uyku halini zararsız, döngüsel ve kontrollü uyanışlarla stabilize etmenin yollarını araması haliyle anlaşılabilir.
Son dönemlerdeki kapitalizm yakınmaları ya da eleştirileri de bu yönde bir eğilimin ürünü (bkz. iş dünyasının önde gelen isimleri). Bugünkü haliyle kapitalizmin sürdürülebilir olmadığı ve yarattığı toplumsal tahribatın geri-dönüşsüz bir patlamaya yol açabileceği [1][2] yönündeki endişe hali, ya ne olduğu belirsiz bir sihirli değnek ya da kapitalizmden kapitalizm yoluyla “kurtuluş” reçetesiyle bir adım ileriye taşınıyor. Hatırlamak gerekirse, *“…mevcut yapının sürdürülemez olduğunu kabullenerek, kapitalizmi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Bir başka ifadeyle, kapitalizmin kendini yeniden keşfetmesi, yeni bir dinamizm ortaya koyarak dünyamızı bir dönem daha ileriye taşıyacak bir yapıya dönüşmesine ihtiyaç duyuluyor.”*demişti Ali Koç [3]. Çağımızın ‘neo-antikapitalistleri’, doğal olarak kapitalizmin temel çelişkisiyle doğrudan bağlantılı ‘üretim araçlarının sosyalizasyonu’, ’emeğin özgürleşmesi’, ‘işçi sınıfının iktidarı’ gibi kavramların yerine, “size nasıl daha iyi bir kapitalizmle yardımcı olabiliriz?” retoriğini piyasaya sürüyor. Peki emekçiler ve üretenler için durum ne? Oligarşik zincirin zirvesindeki kapitalist bireylerin günün birinde Marksizm’den esinlenip ve hatta örgütlenip servetlerini dağıtmalarını ya da piyasaya çekidüzen veren “Görünmez El”in bir üst versiyonunun Mesih olarak belirmesini ummak işin masalsı ve mizahi kısmı olabilir. İşçi sınıfı açısından belirleyici mesele, yeni bir “toplumsal uzlaşı” söylemiyle servis edilecek “normalleştirme” dinletilerine iştirak edilip edilmemesi ve sınıfı temsil eden güçlerin bağımsız bir ekonomik alternatif ortaya koyup koyamamasıdır.
Bugünün kapitalist düzeninde gelişmemiş ülkeler gittikçe dipsiz bir kuyuya sürüklenirken, savaş, terör ve ekonomik sebepli krizler, gelişmiş ülkelerde de zincirleme sosyal çalkalanmalara neden oluyor. Salt ekonomik açıdan bakıldığında Avrupa’da fay hattı güneyden çatırdamaya başladı. Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerdeki politik gelişmeler, emekçi halklar adına özünde kapitalizmden arınmış bir dünya istencinin anlatımı olma niteliğinde. Ancak, kapitalist sınıfın ‘ideolojisiz antikapitalizmiyle’ temelde sorunu olmayan bir sol duruşun sorunların çözümü için baskın seçenek haline gelmesi bu istenci frenleyecektir. Refah seviyesi daha yüksek Avrupa ülkelerinde ise son zamanlarda sistem ve mülkiyet kavramının kendisine dokunulmadan, düzen içi dengeleri koruyacak, pragmatik, sayısal eşitlik önerileri beliriyor. Örneğin Finlandiya, sosyal yardımlarda kesinti eşliğinde, her yurttaşa eşit ve garanti bir aylık maaşın bağlanmasını tartışıyor. Bunun ülkede işsizler için düşük ücretli iş bulmayı teşvik edecek ve özel sektörün elini güçlendirecek bir uygulama olacağı öngörülüyor. Hollanda’da da benzer bir tartışma mevcut [4]. Kriz, işsizlik, sosyal güvenlik ve gelir dağılımındaki dengesizlikler üzerine uzun vadede hangi kesime ne yarar getireceği çok da belirgin olmayan öneriler ve tartışmalar gündemi meşgul ediyor. Oysa, bireylerin ekonomik yaşamının eksiksiz bir özgürleşme/eşitleşme sürecine girmesi, sosyal demokratların, oligarşinin ve liberal demokratların destek verdiği bu “iyileştirmelerin” ötesinde, kapitalist kültürün felsefi, politik, ekolojik ve pratik düzlemde devrimci reddiyle olanaklı. Bu bağlamda, Arjantin’de işçilerin fabrikaları, Brezilya’da topraksızların toprakları işgali gibi toplumsal hareket deneyimleri, krizin ve asıl sorunun gerçek kökenlerine ve doğal olarak iktidar-tahakküm meselesine kadar uzanan boyutuyla, 21.yüzyılda sosyalist praksisin gelişimi için ışık tutacaktır.
Ekolojik boyutu da düşünüldüğünde, kapitalist düzenin gözümüze soktuğu “insanlığın ve gezegenin yokoluşu” meselesinin uyuşukluk içinde ertelenecek bir hali kalmadığı aşikâr. Marx’ın günümüz düşünürleri tarafından yorumlanışını ve fırından taze krizler çıkaran mevcut düzenin yerini komünizmin alıp alamayacağını sorgulayan 2011 yapımı Marx Reloaded filminde, Zizek’in ortaya koyduğu “We are in deep shit and we know it” durum betimlemesi burjuvazi için de belki hiç bu kadar endişe verici olmamıştı. Filmin bir sahnesinde Troçki ve Marx, Matrix benzeri bir konseptte karşılaşırlar ve Troçki, Marx’a iki şıklı o meşhur metaforu yöneltir: Burjuvazinin sunduğu Mavi Hap mı, yoksa Sürekli Devrim Teorisi’nin nerelere varacağını gösterecek Kırmızı Hap mı? Görünen o ki, bugün Mavi Hap’lı düzenin savunucuları, illüzyonun boyutlarına kendi “antikapitalizmlerini” de ekleyerek “davalarını” sürdürme niyetinde. O zaman yanıt bekleyen soruyu biraz daha esneterek sorarsak; çöplükten çıkarılıp yeni formlarda paketlenecek bir kapitalizm mi, yoksa “biz başka dünya isteriz” diyenlerin özneleştiği yeni çağın komünizmi mi? Matrix’in zincirlerine yeni hallerde hapsolmak mı, yoksa Gerçeğin açınımını Teori’nin ışığında özgürce deneyimlemek mi?
Kaynaklar
[1] http://haber.sol.org.tr/turkiye/ali-kocun-icine-engels-mi-kacti-136220
[2] http://blog.radikal.com.tr/politika/ali-kocun-kapitalizm-elestirisini-nasil-yorumlamali-119561
[3] http://www.diken.com.tr/ali-koc-daha-esitlikci-surdurulebilir-bir-ekonomik-modele-ihtiyac-var/
[4] http://www.express.co.uk/news/world/624756/Finland-basic-income-plans-benefits-welfare
İlk Görsel: http://realscreen.com/2012/05/18/tvf-to-screen-docs-at-philosophy-fest-howthelightgetsin/


© 2024, İktisadiyat