Küresel krizin etkileri geçti, geçiyor diye tartışmaya devam ediyoruz. Bir tarafta işler azıcık düzelse, dünyanın diğer ucunda işler karışıyor. Küresel oyuncular piyasalardaki dalgalanmalardan şikayet edip duruyor, ülkelerin ekonomilerinden sorumlu bakanlar ve bürokratlar toplantı üzerine toplantı yapıyor. Dünya ekonomisine ve finansal piyasaların işlerliğine dair tartışmalar her yerde. Gazeteleri açan herkes dolar şöyle, avro böyle, kurtarma paketine daha çok para gerekiyor, İspanya batıyor (mu?), Çin’de emlak balonu var (mı?) gibi tartışmaları görüyordur. Peki ya dünya vatandaşlarının durumu? Her gün küresel ekonomi ile ilgili kaygıları okuyoruz ama bunun gerisinde, insanların ne alemde olduğuna dair haberleri satır aralarında görüyoruz. Açıkçası bu durum, bana çok ilginç geliyor.

Bu aralar sıralamalarla ilgilenmeye başladım, her tür sınıflandırma ve sıralama ilgimi çekiyor. Dünya Bankası Araştırma Grubu tarafından dünyadaki zenginliğin dağılımı ile ilgili verileri incelediğimizde, hepimizin bildiği bir gerçek daha da net olarak ortaya çıkıyor.

Dünyada yaşayan insanların %85’i küresel gelirin %37’sini alırken, en yukarıdaki %10’luk kısım ise küresel gelirin %50’den fazlasına sahip. Bir adım daha ileri gidelim: en alttaki %50 dünyadaki zenginliğin %8.5’ini alırken, en yukarıdaki %1’lik kesim ise %9.5’ini alıyor. Tablonun geri kalanı şu şekilde:

İktisat bilimini ileri seviyede ve teori ile öğrenmiş biri olarak, kapitalist düzeni sorgulamaya ya da düzeni değiştirelim demeye niyetim yok. Ancak eşitsizliğin azaltılması gerektiğini söylememek de, körlük olur. Kriz öncesi dönemde bile var olan küresel eşitsizlik, krizin ardından daha çok insanı etkilemeye va hayatlarını değiştirmeye başladı. Amerika’daki Finansal Okuryazarlık Enstitüsü, Amerikalıların iflas durumlarının 2005 yılından günümüze dek incelendiği bir rapor açıkladı. Raporun çarpıcı bulguları var. Bunlardan biri, 2005 ile 2010 yılları arasında, üniversite derecesine sahip olanların iflas etme oranının %20 artmış olması. Bir diğeri ise yıllık geliri 60 bin doların üzerinde olanların iflas etme oranında %66’lık bir artış olması.
