Teori, döviz kurundaki yükselişin ihracatı arttırıp ithalatı azaltacağını ve uzun dönemde ticaret dengesini iyileştireceğini savunur. Kurdaki artış Türk mallarını dış piyasalarda rakip ürünlere göre daha ucuz (dolayısıyla cazip) hale getirir. Diğer yandan, ithal edilen ürünler pahalılaşır ve ithal edilen miktar azalır. Euro ve Dolar kurlarının 2003’ten beri olan seyrine bakalım.
Görüldüğü ve bilindiği üzere 2003’ten günümüze dek geçen sürede hem Euro hem de Dolar kurları yükselmiş. Bu durumda (teoriyi de kullanarak) ihracatın artmış ve ithalatın azalmış olması öngörülebilir. Ancak ticaret teorisinde “kur” olarak bahsedilen, bizim piyasada alım satım sırasında kullandığımız nominal/cari/spot fiyatlar değildir. Aslında bir çok ihracatçının aklını karıştıran ve “bırakın da Lira değer kaybetsin” diye feryat figan etmelerine yol açan da tam olarak bu tanımsal farklılıktır.
Ürettiği malı ihraç etmeye çalışan Ali Amca’nın bu hatayı yapmasını anlamak mümkün olsa da, politika yapıcıları etkileyecek konumda olanların konuya daha bilimsel yaklaşmasını beklemek fazla talepkar bir yaklaşım olmasa gerek. Ekonomide değişimi asıl önemli olan reel değişkenlerdir. Değişkenlerin reel değerleri kullanıldığında, değişimler fiyat etkisininden arındırılır ve sadece miktardan kaynaklanan değişimler izleyenebilir.
GSYİH ve diğer makro değişkenler için reel değerler hesaplandığı gibi, kurda da reel değer hesaplanması önemlidir. Reel kur, ulusal paradaki değer değişimlerini enflasyondan arındırarak incelemek için kullanılır. Nominal kur artmış olsa bile yerel para aslında reel olarak değer kazanmış olabilir. Bu bilgi ışığında reel kurdaki değişime bakalım:
2010 yazından beri kullanılmakta olan yeni reel döviz kurlarının tanımı gereği, reel kurdaki artış Liranın reel olarak değer kazanmasını ifade eder [1]. Şimdi bir daha düşünelim. Nominal döviz grafiğine göre Türk Lirası değer kaybetmiş gibi duruyor. Ancak reel döviz kuru grafiğine baktığımızda reel kurun arttığı, yani Liranın özellikle gelişmiş ülke paralarına göre reel olarak değer kazandığı görülüyor. Diğer yandan özellikle 2008 ortalarına dek belirli bir bantta hareket eden gelişmekte olan ülke bazlı reel kurun, 2008 krizinin ardından daha önce olmadığı kadar düşük bir seviyeye geldiği ortada. Bu da, Türk Lirası gelişmekte olan ülke paralarına göre reel olarak değer kaybetmesine rağmen gelişmekte olan ülke paralarına karşı reel olarak değer kazanıyor demektir.
Bu durumda ihracatın, ithalatın, dış ticaret dengesinin, cari hesabın nasıl şekillenmiş olmasını beklemeliyiz? Tersten gidelim, içinde en çok bilgi barındırandan başlayalım. Cari hesabın ve bileşenlerinin 2003 ile 2011 yılları arasındaki değişimine bakarak yorum getirmeye çalışayım.
Teoriye göre ihracat azalmalı, ithalat artmalı… Acaba gerçekten de durum böyle mi?
[1] Hülya Saygılı, Mesut Saygılı ve Gökhan Yılmaz. “Türkiye İçin Yeni Reel Efektif Döviz Kuru Endeksleri.” TCMB Çalışma Tebliği No: 10/12


