Günce

Öncelikle geleneksel deneysel/ davranışsal iktisat konferansımızın duyurusu:
http://www.granadaworkshop.com/aew/

Ardından geçen haftanın iktisatla ilgisiz notları:

Bu hafta iki şeye çok güldüm:
Karışık tostumu yerken büfenin sahibinin telefonla konuşmasını dinliyorum. Türkçesinden anladığım kadarıyla doğulu, ama doğunun neresi çıkaramadım, sormadım da.
“Ulan vallaha beni delirtiyosun. La bu kadar zor mu la? Normal bi ıslak mendil getirecen abi ya. Kaçtır otlu boklu getiriyosun, kokusundan durulmuyo. Bu kadar zor mu. Düz ıslak mendil. Standart! ya. Standart! Hiçbişey olmasın gözünü seveyim ya. Allah Allah ya… Yok birader sen beni sevmiyorsun. Sevsen beni üzmezsin. Yemin ediyorum beni Stokolm Sendromu yaptın la. Hadi…”
“Hay Allah iyiliğini versin Kemal Kılıçdaroğlu, sen olmasan hayatta duyamazdım böyle bir şeyi” diyecektim ki şunu okudum:
http://www.internethaber.com/stockholm-sendromu-chpnin-degilmis-354757h.htm
Hay Allah iyiliğini versin medya gibi

Yakın bir arkadaşım üniversiteden bir arkadaşını da alıp ailesini ziyarete köyüne gidiyor. Köyde kaldıkları süre içerisinde iki arkadaş sık sık ekonomik sistemler, kapitalizm, sosyalizm, üzerine sohbetler ediyorlar. “Fransız ihtilali… Avrupa’daki feodal düzen… Halkın sömürülmesi…”
Birkaç gün sonra eve misafirler geliyor, köyün teyzeleri hastalıklarından dert yanıyorlar birbirlerine. Fakirlik konusu açılıyor sonra. Sonra insanların üzerine düşen görevleri yapmadığından dert yanıyorlar. Kiraz teyze duruma açıklık getiriror:  “Aman anam napçen? Millet olmuş foğodal…”

Her tarafta Sinan Çetin’in Türkçe olimpiyatlarındaki yorumları konuşuluyor: http://www.youtube.com/watch?v=-3NLPUOVIO4
Ben yorumdan çok Sinan Çetin’in alnına ve Hakan Peker’e takıldım. Sinan Çetin’in alnının sol tarafı, saçlarının seyrek olduğu yer inanılmaz bir hızla terledi. Sanırım birden salondaki klimalar falan kapandı. Bir de Hakan Peker alkışlamasa da kameraya bakarak çok içten gülüyor. Memnun mu, değil mi? Bir mesaj almaya çalıştım bu gülüşten, defalarca izledim. En nihayetinde Hakan Peker’in aslında Fetullah Gülen olduğu sonucuna vardım ve huzur içinde uyudum. Ayrıca Fetullah ismi yazıldığı gibi okunmuyormuş, yani dile bu kadar önem veren Sinan Çetin’in tonlamasında bir hata olmaz diye düşünüyorum. Sinan Çetin’in Türkçe olimpiyatlarıyla ne ilgisi var sorusuna şöyle bir cevabı hali hazırda vardı zaten: “Mutlu ol! Bu bir emirdir!”:
http://video.google.com/videoplay?docid=-6771582555573418585#

Ekşisözlük’ten birkaç yazarı kutsal değerlere dil uzatan entry’lerin var diye emniyete çağırmışlar. Sözlük yönetimi bir hukuki zorunluluk olarak yazar bilgilerini savcılığa vermiş. Bu durumun ortaya çıkmasıyla insanlar doğal olarak merak ediyor: “E siz zaten silmiyor musunuz sakıncalı entry’leri?”, “Ekşisözlük’ün avukatları neyin bizi korumayacak mı?” Sözlük yönetiminden bir duyuru geliyor buna karşılık: “Biz hepsine yetişemiyoruz. Siz yazarken de usturuplu yazın.” Birçok kişiye göre bu “otosansür uygulayın!” anlamına geliyor. Ayrıca “Herhangi bir hukuki destek veremiyoruz ekşisözlük olarak” gibi de bir madde eklenmiş duyuruya. Duyuru ilk haliyle akmaz kokmaz, hiçbir şeye karışmaz tavşan boku kıvamındaydı.
Bunun üzerine bazı sözlük yazarları birleşip bir gün boyunca entry girmeme boykotu yaptı. Bazısı “Sedat (ssg) para için neler yapıyor? Sözlük kapanınca kanal kanal dolaşıyor, yazarların başı derde girdiğinde bir şey yaptığı yok” dedi. Hatta kimileri toplu olarak ekşisözlük’ten ayrılalım dedi de kimse yanaşmadı.
Bugün ssg açıklama yaptı: “ben sadece kendi cebimi ve parayı düşünsem şöyle yapmazdım şöyle yapardım… Şu tarihteki açıklamamda şunu dedim, şu tarihte bunu dedim.” gibi.
E malum davayı açan yine Adnan Oktar. Açıklama da yapmış: http://www.youtube.com/watch?v=N6d72ZA5yn8
Kedi canını onun…
Ama ekşisözlük de okunmuyor be artık. İt dalaşı başka bir şey değil. Lost’un sonu gibi. Daha da bozamaz dedik, daha da bozdu, önünü alamadık:
http://www.youtube.com/watch?v=VgKslX4xhpQ

Angelina Jolie gelmiş bir de Türkiye’ye. “Goodness Angel of the World Welcome” Türk Bayrağı ve Kızılay Flamasını aynı karede gördük geçtiğimiz hafta. Tomb Raider canını senin.

 
 
Yıllardır şiddetle etrafımdaki her insan evladına tavsiye ettiğim “Tüfek, mikrop ve çelik” kitabının belgeseli de varmış yahu. İnternetten de aynen cız diye izleniyor:
http://www.youtube.com/watch?v=bgnmT-Y_rGQ

Daha söyleyeceklerim var da, uykum daha çok. Artık önümüzdeki haftalara.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunlar ilginizi çekebilir

UCUZLUK: KÖTÜ ŞÖHRETLİ FİYAT-DEĞER

“İdeologlar teorilerini sürekli olarak gerçeklerle ‘test ettiklerin’ iddia etseler...

SEVGİLİLER GÜNÜ ÜZERİNDEN KÜLTÜR, RASYONALİTE VE TÜKETİM OKUMALARI*

"Biz sevgililer günü gibi kapitalizmin oyunu olan şeylere gelmiyoruz canım ya". Siz gelmiyorsunuz da bakalım başkası geliyor mu, geliyorsa neden geliyor, ne kadar geliyor?

Türkiye’nin Toplumsal Gerçeklerine Ekonomi Sosyolojisi Penceresinden Bakmak – 1

Sosyal bilimlere özgü kavram ve teorileri başka toplumlardan alarak...

Homo Normalis’in* Kategorileri

Kavramlar ve Kategoriler 1. “İçeri” neresidir? “Dışarı” neresi? Bu sorular...