Mark Skousen – İktisadî Düşünce Tarihi (Modern İktisadın İnşası): Bilgi Yanlışları ve Çarpıtmalar (1)

12/04/2010

Ne zamandan beridir Mark Skousen’ın “İktisadî Düşünce Tarihi” (Modern İktisadın İnşası) kitabı hakkında yazmak istiyordum. Hem etrafımdan işittiklerimden hem de siteye bırakılan kimi yorumlardan anladığım kadarıyla Skousen’ın kitabı oldukça beğenilen bir kitap. 2003 yılında ilk çıktığında kitabı ben de okumuş ve beğenmiştim; fena değildi, hatta beni sıkmayan ilk iktisat tarihi kitabıydı. Ama ilgilendiğim konular hakkında zamanla daha fazla okudukça kitap hakkındaki fikrimi yavaş yavaş değiştirdim.
Kitabı ilk okumaya başladığınızda üslubu ve konuları ele alış tarzı hoşunuza gidiyor. İktisat tarihi kitaplarının ne kadar sıkıcı olduğu düşünüldüğünde, bu kitap diğerlerinin arasından hemen sıyrılıyor. Konular anlatılırken önce iktisatçıların özel yaşamlarından ve yer yer “garip” kişisel özelliklerinden bahsediliyor, sonra bu iktisatçıların teorileri basit bir dille anlatılıyor. Bölüm aralarına yerleştirilen kutucuklarda da diğer ilgi çekici konular hakkında bilgiler veriliyor. Kişiyi sıkmayan ve nispeten eğlenceli bir tarzda yazıldığı için, kitaba başladıktan sonra okumaya kolayca devam edebiliyorsunuz. Eminim, bu türden meselelerle ilgilenen birçok kişinin iktisat tarihi kitabı olarak okudukları ve yazım tarzı nedeniyle de sürekli dönüp baktıkları tek kitap bu olsa gerek.
Bununla birlikte, kitabın (sonradan bahsedeceğim yanlışlar dışında) iki kötü özelliği var. İlk olarak, iktisatçıların kişisel yaşamlarına ait “magazinsel” sayılabilecek bilgilere normalde böyle bir kitapta olması gerekenden daha fazla yer ayrıldığı için, bu kişilerin teorileriyle ilgili bölümler nispeten zayıf kalmış. Gerçi kimin ne dediği, neyi savunduğu az çok öğreniliyor, ama bu bilgiler çok yüzeysel kalıyor. Herhalde kitabın daha da kalınlaşacağı düşünüldüğünden teorilerin fazla derinine inilmemiş ve verilen bilgiler kimi yerlerde yetersiz kalmış.
İkinci olarak, kitap çok yanlı bir bakış açısıyla yazılmış. Her ne kadar Skousen kitabın (kendisinin “doğal özgürlük sistemi” adını verdiği) belirli bir bakış açısıyla yazıldığını ve bir hayli dik kafalı olduğunu en başta belirtse de, bu türden ifadelerin dozu zaman zaman fazla aşırıya kaçmış ve Skousen’la hemfikir olmayan (yani piyasa ekonomisini savunmayan) iktisatçıların alaycı bir şekilde yapılan yergisine dönüşmüş. Bu “renkli karalamalar” belki bir liberali kitabı okurken fazlasıyla tatmin edebilir, ama belirli bir nesnellik beklentisi olan kişinin bunlardan hayal kırıklığına uğrayacağı aşikâr.
Esas meseleye gelirsek, ne yazık ki Skousen’ın kitabında sürekli olarak bilgi yanlışları ve çarpıtmalar var. Gerçi bir iktisatçıdan tüm iktisat teorileri hakkında bilgi sahibi olmasını ya da bunları yeter düzeyde bilmesini bekleyemezsiniz. Herkesin uzmanlık alanı farklıdır. Ancak Skousen’ın yaptığı öyle hatalar var ki, bunları bu konularla uğraşan bir akademisyenin yapması mümkün değil. Üstelik bunların bir kısmının genel bilgi kapsamına girdiği de söylenebilir. İşin ilginç yanı, Skousen üniversitede ders veriyormuş. Ders veren biri böyle yanlışları nasıl yapar?
Çarpıtmalara da çoğunlukla Marx’la ilgili bölümde rastladım. Bir kişinin düşüncelerini beğenmemesi yüzünden Marx’ı eleştirmesi başka şey, aynı nedenden dolayı Marx’ın dediklerini eğip bükmesi başka şey. Maalesef kitapta bu ikincisine ait örnekler var. Bunların bir kısmı hem Marx’ın hem de kapitalizmi eleştiren diğer iktisatçıların özel yaşamlarının anlatıldığı bölümlere ait. Bu şekilde Skousen kitap boyunca kendisiyle aynı fikirde olmayanları her fırsatta âdeta karalıyor. Schumpeter gibi sosyalist olmayan biri bile buna maruz kalmış. Eğer Türkiye’deki liberaller kapitalizm savunularını ve Marksizm’e karşı çıkışlarını Skousen’ın kitabındaki tarzda bilgi yanlışlarına dayandırıyorlarsa yazık.
Kitapta yer alan tüm konuların uzmanı olmadığım için, sadece aşina olduğum konularda karşılaştığım yanlışları ve çarpıtmaları yazdım. Diğer konularda çalışan kişiler kitabı okuduklarında belki kendi araştırma alanlarına ait bu türden örnekler görebilirler. Açıkçası, benim gördüklerimden sonra diğer konularda da yanlışların ve çarpıtmaların bulunması ihtimalinin az olmadığını düşünüyorum – bu benim tahminim tabii.
Yaptığım alıntılarda Türkçe baskıdaki sayfa numaralarını normal parantezler, İngilizce baskıdaki sayfa numaralarını da köşeli parantezler içinde gösterdim. Türkçe baskı olarak kitabın 2003 yılında Liberte Yayınları’ndan çıkan ilk baskısını kullandım. Kitabın son (dördüncü) baskısı Adres Yayınları tarafından yapılmış. Yanlış ve çarpıtmaların sonraki baskılarda düzeltilip düzeltilmediğini bilmiyorum. Ama hem Liberte hem de Adres yayınları Liberal Düşünce Topluluğu’nca yürütüldüğünden, bunların düzeltilmeden aynen bırakılmış olmaları kuvvetle muhtemel. Hatta kitabın yazının başına koyduğum dördüncü baskısının resmine bakarsanız, kapakta alt başlıkta “iktisadın” yerine yanlışlıkla “ikdisadın” yazıldığını görürsünüz. (Kitabın Liberte Yayınları’ndaki sayfası .) İngilizce baskı olarak da 2001 yılında M. E. Sharpe’dan çıkan ilk baskıyı kullandım. (Amazon .)
Bu yazıda Avusturya Okulu’yla ilgili yanlışları göstereceğim. İkinci yazıda da Marx’la ilgili yanlış ve çarpıtmalardan bahsedeceğim. Skousen gibi düşüncelerinin Avusturya Okulu’na yakın olduğunu tahmin ettiğim biri, bu iktisat okulunun üyesi olan iktisatçılar hakkında nasıl da böyle yanlış şeyler yazmış, hayret. (Meraklısı için Amerika’daki Mises Enstitüsü’nün sitesindeki bir eleştiri yazısı **.)
(1)
Ludwig von Mises’in enflasyonla ilgili görüşlerinin anlatıldığı kısımda Skousen şöyle bir olay aktarıyor:
(s. 325-6) [s. 289]
Skousen anlattığı bu “hikâye” için 1994’te yayınlanan ve Hayek’le yapılan bazı röportajların derlendiği “Hayek on Hayek” adlı kitabı kaynak olarak göstermiş. (Amazon linki **. Aşağıda kitabın bu baskısını kullandım.) Öncelikle, Skousen’ın alıntı yaptığı kitapta olay sayfa 70’te değil, 60’ta anlatılıyor. Olayı anlatan da Hayek değil, onunla röportaj yapan kişi. Kitapta şöyle yazıyor:
[s. 60]
Türkçesi de kabaca şöyle:

Olayı anlatan kişi bunun uydurma olabileceğini söylemesine rağmen Skousen olayı sanki gerçekten yaşanmış gibi uzun uzun anlatmış. Üstelik işin içine “drama” da katmış: Güya görevliler kafaları karışmış hâlde başlarını sallamışlar, endişeli bir şekilde sormuşlar, Mises pervasızca karşılık vermiş. İyi de, bunlar nerede yazıyor? Yukarıda asıl kitaptan alıntıladığım yerde böyle şeyler var mı? Kitapta Hayek bu olay hakkında tek kelime söz etmiyor bile.
(2)
Mises ve Hayek’in iktisadî planlamaya karşı çıkışları hakkında şöyle yazmış Skousen: (s. 354). İngilizcesi de şöyle:[s. 315].
Türkçe çeviri hakkında iki şey söylemek lazım: (1): “Ignorance” kelimesi “cehalet” şeklinde çevrilebilir, ama Hayek’in ekonomide bilginin rolüne yaptığı vurgu dikkate alındığında, kelimenin “bilgisizlik” olarak çevrilmesi daha uygun görünüyor. Hayek genel itibariyle cehaletten değil, bilgi eksikliğinden bahseder. Hem, cehalet kelimesinin bilgisizlikten daha geniş bir anlamı var. (2) “Dismiss” kelimesi “görmezden gelme” olarak çevrilmiş. Oysa Mises ve Hayek iktisadî planlamayı eleştirdiklerine göre bunu görmezden geliyor olamazlar. Kelimenin doğru çevirisi “reddetme” olacak – yani Mises ve Hayek böyle bir ihtimali reddediyorlar.
Cümledeki bilgi yanlışına gelince; planlamaya karşı çıkışta Hayek bilginin rolünden bahsetmekle birlikte, Mises bilgiyi bir karşı argüman olarak kullanmaz. Eleştirisini fiyat mekanizmasından hareketle yapar ve fiyatların olmadığı bir yerde etkin kaynak dağılımı olamayacağını söyler. Hayek’in tersine, Mises planlamacıların planlama yapmaları için gerekli olan tüm bilgiyi bildiklerini varsayar. “Human Action” kitabından bir alıntıyla gösterelim:
(“Human Action”, 4. basım, San Francisco: Fox & Wilkes, 1996, s. 696-7)
(3)
Sosyalist Hesaplama Tartışması’ndan bahsedilen bir paragrafta şunlar yazıyor:
(s. 468) [s. 414]
İlk olarak; Mises’in 1920’deki makaleyi yazmasının nedeni Barone değil, Viyana Çevresi’nin bir üyesi olan sosyolog Otto Neurath idi. Neurath o dönemde savaş ekonomisi olarak bilinen bir düşüncenin savunucusu olarak isim yapmıştı ve savaş esnasında ortaya çıkan merkezî planlamanın barış döneminde de sürdürülmesini savunuyordu. Hatta Mises’in Barone’nin makalesinden haberi olup olmadığı belli değildir. Bazı iktisatçılar Mises’in makaleden haberi olmadığını söylerler. (Meraklıları için Neurath’ın savaş ekonomisini anlattığı makalesi şurada: Otto Neurath, “Through War Economy to Economy in Kind”, Empricism and Sociology, Ed. Marie Neurath ve Robert S. Cohen, Dordrech, Holland: D. Reidel, 1973, s. 121-157.)
İkinci olarak; Barone makalesinde sosyalist ekonomide fiyatların belirlenmesi sorununu ele almıştı; ancak amacı, sorunun çözümü için kullanılabilecek gerçek bir mekanizma geliştirmek değil, merkezî planlama otoritelerinin karşılaşacağı değer sorununun yeni bir formülasyonunu yapmaktı. Barone makalesinde ne kolektivizm lehine ne de aleyhine argüman ileri sürüyordu; temel amacı kolektivist rejimin temel izahındaki bazı yanlışları ve çelişkileri ortadan kaldırmaktı. Dolayısıyla, formel benzerliklerden hareketle kolektivist programın uygulanabilirliğine dair bir sonuç çıkarmak mümkün değildi. Nitekim Barone’ye göre, (Enrico Barone, “The Ministry of Production in the Collectivist State”, Collectivist Economic Planning, Ed. F. A. Hayek, London: George Routledge & Sons, 1935, s. 245.)
(4)
İlginç bir şekilde, Skousen Hayek için şöyle yazmış: (s. 330) [s. 293]. Mises Yahudiydi, ama Hayek Katolik olarak doğmasına ve vaftiz edilmesine rağmen Hıristiyan değil, agnostikti. Bir önceki yazımda ** verdiğim röportajlarının ilkinde son sayfada şöyle diyor Hayek:

Yine, son kitabı “The Fatal Conceit”de şunları yazıyor (alıntıyı şu aldım):
(s. 139)
(5)
Ludwig von Mises’in kardeşi Richard von Mises’ten bahsedilen paragrafta şöyle yazıyor:
(s. 328) [s. 291]
Skousen’a göre hem Wittgenstein hem de Popper Viyana Çevresi denilen grubun üyesiymiş. Oysa gerçek bunun tam tersi. Daha önce başka bir yazımda bahsettiğim “Wittgenstein’ın Maşası” (Çev. Aslı Biçen, Yapı Kredi Yayınları, 2. baskı, 2004) adlı kitaptan aktarayım:
(s. 132)
Popper Çevre’ye muhalefet ettiğine göre mantıksal pozitivizmi savunuyor da olamaz. Nitekim otobiyografisinde (
“Bitmeyen Arayış”
, Çev. Mustafa Acar, Plato Film Yayınları, 2006) “Mantıksal Pozitivizmi Kim Öldürdü” başlığı altında şunları yazıyor:
(s. 122.)
(6)
Üç tane de Avusturya Okulu dışında kalan ufak yanlış verelim. İlki yine Skousen’a ait:
(1) Kitapta Hayek’in Böhm-Bawerk’in Viyana Üniversitesi’nde verdiği seminerlere katıldığı yazılmış. (s. 204) [s. 186] Oysa Hayek’in Viyana Üniversitesi’ne giriş tarihi 1918. Böhm-Bawerk’in ölüm tarihi ise 1914. Bu durumda Hayek seminerlere nasıl katılabilir?
Son iki yanlış da Türkçe çeviriden kaynaklanıyor – yani Skousen yanlış yapmamış!
(2) Mises’in sosyalist ekonomi üzerine olan “Economic Calculation in the Socialist Commonwealth” makalesini Hayek’in İngilizceye çevirdiği yazılmış. (s. 468) Makaleyi çeviren Hayek değil, S. Adler. Hayek ise sadece makaleyi editörlüğünü yaptığı “Collectivist Economic Planning” adlı kitapta yayınlıyor. (Meraklısı için makale .)
(3) Türkçe kitapta şöyle yazıyor: (s. 469) Oysa İngilizcesi şöyle: [s. 415]
Türkçe çeviride “classmate” (sınıf arkadaşı) kelimesi öğrenci diye çevrilmiş ve araya İngilizce metinde olmayan “hoca” kelimesi sokulmuş. İngilizcesinde sınıf arkadaşı denmesinin nedeni, Schumpeter ve Mises’in Viyana Üniversitesi’nde okurken Böhm-Bawerk’in seminerlerine birlikte katılmış olmalarından kaynaklanıyor – yani ikisi de öğrenci, biri diğerinin hocası değil.
(7)
Bu defa da Joseph Schumpeter’e ait bir paragraf dolusu çarpıtmayla karşı karşıyayız. Bunları aşağıda düzelttim. Kaynak olarak Schumpeter’in “Prophet of Innovation” adlı biyografisini kullandım (Amazon **). Parantez içindeki sayfa numaraları bu biyografiye ait. Önce Skousen’ın yazdıklarını aktaralım:
(s. 473) [s. 418]
Şimdi de bunları düzeltelim:
(1) 1913 yılında Columbia Üniversitesi o dönem Avusturya’daki Graz Üniversitesi’nde hocalık yapan Schumpeter’i iki seminer vermesi için Amerika’ya davet ediyor. Amerika’ya gelmek istemeyen Schumpeter’in karısı ise İngiltere’ye gidiyor. Schumpeter Amerika’da beş ay kalıyor ve Avusturya’ya döndükten üç ay sonra I. Dünya Savaşı başlıyor. Savaş yüzünden Schumpeter’in o esnada hâlâ İngiltere’de olan karısı Avusturya’ya dönemiyor. Dört sene süren savaş ve sonrasındaki üç senelik karışıklık dönemi boyunca aralarındaki ilişki yavaş yavaş kopuyor. Sonunda 1920’ye gelindiğinde karısını yedi senedir görmemiş olan Schumpeter evliliklerinin fiilen bittiğine karar veriyor. (s. 88) Dolayısıyla ortada savaş yüzünden bitmiş bir evlilik var – terk etme değil!
(2) Viyana’da annesiyle yaşayan Schumpeter aynı apartmanda oturduklarından dolayı Annie’yi çocukluğundan beri tanıyor. Daha sonra Schumpeter Graz şehrindeki üniversiteye hoca olarak gidiyor, ancak annesi aynı yerde oturmaya devam ediyor. Schumpeter Annie’yi arada Viyana’ya annesini ziyarete geldiğinde görüyor. Annie 17 yaşına geldiğinde ikisi mektuplaşmaya başlıyor, zaman zaman da birlikte geziyorlar. Schumpeter’in yıllardır tanıdığı Annie’yle evlenmeyi düşünmeye başlaması ise kız 22 yaşındayken oluyor. (s. 113-117) Dolayısıyla Schumpeter’in 12 yaşındaki bir kıza gönlünü kaptırması söz konusu değil – nerede kaldı aynı kızı yıllarca evliliğe hazırlamak!
(8)
Diğer yanlışlara kıyasla daha küçük iki bilgi yanlışı da Schumpeter’in 1934’te İngilizceye çevrilen “The Theory of Economic Development” adlı kitabı hakkında yapılmış. Skousen’ın dediğine göre:
[Schumpeter] (s. 472) [s. 417]
Cümlede aynı anda iki bilgi yanlışı var. İlk olarak, Schumpeter’in ilk kitabı 1908’de yayınladığı “Das Wesen und Hauptinhalt der theoretischen Nationalokonomie” adlı kitabıdır (İngilizcesi: “The Nature and Essence of Theoretical Economics”). İkinci olarak, “The Theory of Economic Development” kitabı Mises’in parayla ilgili kitabıyla aynı yıl değil, ondan bir yıl önce, yani 1911’de “Theorie der wirtschaftlichen Entwicklung” adıyla yayınlanıyor.
Yazının ikinci bölümü **.


© 2024, İktisadiyat