Gerçekten toplumların zekâ düzeyi ile teknolojik gelişmişlik seviyeleri arasında bir ilişki var mı?
Türk Dil Kurumu zekâyı “insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı” olarak tanımlamakta. Teknolojik gelişmenin kaynağını oluşturan belirleyici faktörün “bilgi” olduğu gerçeğinden hareketle insanın düşünme, akıl yürütme ve sonuç çıkartarak bilgiye ulaşma süreci teknolojik gelişmenin ilk adımını oluşturmaktadır.
Bu tanımlardan yola çıkıldığında, zekâyı tanımlayan düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri; bir diğer ifade ile insanın zihinsel faaliyetlerinin tamamı teknoloji ve yenilik üretimi (ve dolayısıyla gelişme) için başlangıç gereklilikleri.
*Peki ya sonrası…*Sonrası şu sorunun cevabında saklı;
“ Teknolojik gelişmeye dünya üzerinde öncülük eden İngiltere, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkeler ve bunlara ilave olarak geç sanayileşmeyi sağlayan Japonya ve Kore gibi ülkelerin insanları çok mu zeki? Buna karşın teknoloji üretemeyen, diğer bir ifade ile teknoloji yoksulluğu içinde transfer, kopyalama ve buna benzer yasal-yasa dışı yollardan teknoloji edinimine giden ülke insanları daha mı az zeki?”
Başka bir soru;
“Hızlı teknolojik gelişme, yeni nesillerin daha pasif ve edilgen yetiş(tiril)mesinde belirleyici bir rol oynuyor mu?
*”*Fizyoloji profesörü Jared Diomand’ın sorgulama niteliğindeki önemli eseri Guns, Germs, and Steel-The Fates of Human Societies (Türkçe Baskısı: Tüfek, Mikrop ve Çelik-İnsan Topluluklarının Yazgıları, TÜBİTAK, Popüler Bilim Kitapları) bu konuya ilişkin pek çok şey söylüyor. Örneğin;
“… zihinsel yetenek bakımından Yeni Gineliler belki de Batılılara göre genetik olarak daha üstünler ve kuşkusuz bugün sanayi toplumlarında yetişen çocuklar için söz konusu olan gelişmişliğin kötü etkilerinden kurtulmuş olmak gibi bir şansa da sahiptirler…”
Ne Dersiniz?
