<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iktisadiyat</title>
	<atom:link href="http://iktisadiyat.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iktisadiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Mar 2010 14:37:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İki Duyuru</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/03/12/iki-duyuru/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/03/12/iki-duyuru/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 14:36:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>U.Baris_Urhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1169</guid>
		<description><![CDATA[Herkese merhaba,
İki taze duyuru ile karşınızdayım sevgili dostlar:
1. Yurt Dışında Eğitim Rehberi artık yayında değil. Sebeb-i ayrılığını ilgili sayfaya not düştüm.
2. BLC isimli okuyucumuzun fikrini sağ tarafta tatbik etmeye çalıştık. Görsel olarak pek etkileyici olmasa dahi şimdilik iş görüyor. Artık son yorumları sağ taraftan görebilirsiniz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhaba,</p>
<p>İki taze duyuru ile karşınızdayım sevgili dostlar:</p>
<p>1. Yurt Dışında Eğitim Rehberi artık yayında değil. Sebeb-i ayrılığını ilgili sayfaya not düştüm.</p>
<p>2. BLC isimli okuyucumuzun fikrini sağ tarafta tatbik etmeye çalıştık. Görsel olarak pek etkileyici olmasa dahi şimdilik iş görüyor. Artık son yorumları sağ taraftan görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/03/12/iki-duyuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mülkiyet Üzerine Hegelci Bir Yorum</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/02/14/mulkiyet-uzerine-hegelci-bir-yorum/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/02/14/mulkiyet-uzerine-hegelci-bir-yorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 12:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga_Bagci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Atış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1157</guid>
		<description><![CDATA[ 

 
 * Bu pasaj  Aziz Yardımlı&#8217; nın, Hegel&#8217;in Tüze Felsefesi&#8217;ni temel alarak oluşturduğu Modern Tin Dizgesi &#8216;nden     alıntılanmıştır. Yazıların tamamı için http://www.ideayayinevi.com/noesis/nesnel_tin_anasayfa.htm  adresine  bakabilirsiniz.
&#8221; İstenç ilkin evrensel ya da belirlenimsiz istençtir ve böyle olarak kendini belirlemelidir. İstencin ilk belirlenimi Mülkiyettir. Mülkiyetin İstenç ile bir olması Mülkiyetin tanınmamasının Kişinin tanınmaması ile bir olması olgusunun nedenidir. Bir İstenç olarak tanınmamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"> </p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://www.psychologytoday.com/files/u15/Women_and_money_1.jpg" alt="para" width="399" height="333" /></p>
<p> </p>
<p> * Bu pasaj  Aziz Yardımlı&#8217; nın, Hegel&#8217;in Tüze Felsefesi&#8217;ni temel alarak oluşturduğu Modern Tin Dizgesi &#8216;nden     alıntılanmıştır. Yazıların tamamı için <a href="http://www.ideayayinevi.com/noesis/nesnel_tin_anasayfa.htm">http://www.ideayayinevi.com/noesis/nesnel_tin_anasayfa.htm</a>  adresine  bakabilirsiniz.</p>
<p>&#8221; İstenç ilkin evrensel ya da belirlenimsiz istençtir ve böyle olarak kendini belirlemelidir. İstencin ilk belirlenimi Mülkiyettir. Mülkiyetin İstenç ile bir olması Mülkiyetin tanınmamasının Kişinin tanınmaması ile bir olması olgusunun nedenidir. Bir İstenç olarak tanınmamak özgür olarak tanınmamak, İnsan olarak ve insan değeri içinde sayılmamak ya da yok sayılmaktır. Bu düzeye dek, Özgürlük Tanınmaktır.</p>
<p>Mülkiyet İstencin, hiç kuşkusuz özgür İstencin hakkıdır. Bu yüzden Özgürlük bilincinin olmadığı yerde Mülkiyet bilinci de yoktur. Ve Özgür İstenç ancak olmadığı yerde durdurulabilir. Mülkiyetin İstenç-belirlenimi olması onu Özgürlük belirlenimi olarak gösterir. Bu düzeye dek Mülkiyet bilinci ancak Özgürlük bilincinin olduğu yerde bulunur, ve Mülkiyeti olumsuzlamak mantıksal olarak ancak Özgürlük bilincinin daha şimdiden bulunmadığı yerde olanaklıdır (Çarlık Rusyası, Çin vb.).</p>
<p>Mülkiyet kendi başına davranan birşey değildir. Mülkiyette insan davranır. Mülkiyet moral bir kavram değildir, ve Mülkiyete bağlı kötülükler gerçekte insana aittir ve insan duyuncunun gelişmemiş olduğuna tanıklık ederler. Mülkiyet sömürü için kullanılabilir. Ama kullanılmayabilir de. Buna karar verecek olan Duyunçtur.<br />
 <br />
Yasa yapabilme, mülkiyet edinme, yolculuk edebilme, kalıt bırakabilme, duyunç özgürlüğü — tüm bunlar ve daha başkaları insanların her zaman iye oldukları haklar değildiler. Köle hiçbirşeye iye değildi, Serfin hakları Lordun keyfi istenci altındaydı. Loncalar birer topluluk istenci olarak üyeleri üzerinde egemendiler. İsviçre&#8217;de kadınlar 1970&#8242;lere dek politik eşitlikten yoksundular ve oy verme hakları yoktu.</p>
<p>İnsan uygarlığa doğru eğitilmelidir. Ama yasakların olduğu yerde eğitim olanaklı değildir. Hiçbir mülkiyetin olmadığı yerde hiçbir hırsızlık olmaz. Ama hırsızlık eğilimi <strong>kendinde </strong>sürer. Ve baskının kalkmasıyla birlikte özgürlüğün ilk belirişi hırsızlık biçimini alır, çünkü İstenç ve Duyunç eğitilmemiştir.&#8221;</p>
<p>Aziz Yardımlı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/02/14/mulkiyet-uzerine-hegelci-bir-yorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyun Teorisi Dersleri</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/02/07/oyun-teorisi-dersleri/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/02/07/oyun-teorisi-dersleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 19:57:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murad TiRYAKiOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuma Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun Teorisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1148</guid>
		<description><![CDATA[İnternetin sunduğu güzel imklânlardan biri daha: Academic Earth
Princeton&#8217;dan Harvard&#8217;a, MIT&#8217;den Yale&#8217;e kadar on üniversitenin yirmiden fazla konudaki derslerine çevrimiçi olarak ulaşmak mümkün. Ekonomi alanında ise şimdilik sadece dokuz başlık var. Ama burada bizim (ve özellikle oyun teorisiyle ilgilenen izleyicilerimiz) için sevindirici olan dokuz dersten ikisinin Game Theory başlığını taşıyor olması.
İlk ders Yale Üniversitesi&#8217;nden Benjamin Polak tarafından verilmiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternetin sunduğu güzel imklânlardan biri daha: <a href="http://www.academicearth.org/" target="_blank">Academic Earth</a></p>
<p>Princeton&#8217;dan Harvard&#8217;a, MIT&#8217;den Yale&#8217;e kadar <a href="http://www.academicearth.org/universities/" target="_blank">on</a> üniversitenin yirmiden fazla konudaki derslerine çevrimiçi olarak ulaşmak mümkün. Ekonomi alanında ise şimdilik sadece dokuz başlık var. Ama burada bizim (ve özellikle oyun teorisiyle ilgilenen izleyicilerimiz) için sevindirici olan dokuz dersten ikisinin Game Theory başlığını taşıyor olması.</p>
<p>İlk ders Yale Üniversitesi&#8217;nden <a href="http://cowles.econ.yale.edu/faculty/polak.htm" target="_blank"><strong><em>Benjamin Polak</em></strong></a> tarafından verilmiş. Yirmidört derslik videoları izlemek için <a href="http://www.academicearth.org/courses/game-theory" target="_blank"><strong>buraya</strong></a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p>İkinci Oyun Teorisi dersini ise UCLA&#8217;dan &#8220;<em>Politics, Strategy, and Game Theory</em>&#8221; başlığı ile <a href="http://www.polisci.ucla.edu/people/faculty-pages/kathleen-bawn" target="_blank"><em><strong>Kathleen Bawn</strong></em></a> veriyor. Ondokuz derste toplanmış dersi izlemek için ise <a href="http://www.academicearth.org/courses/politics-strategy-and-game-theory" target="_blank"><strong>buraya</strong></a> tıklamanız yeterli.</p>
<p><strong>Yeni Bir Kitap:</strong> <em>George A. Akerlof &amp; Robert J. Shiller, <strong>Hayvansal Güdüler</strong>, Scala Yayınevi  </em></p>
<p><em>Keyifli Seyirler, Keyifli Okumalar&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/02/07/oyun-teorisi-dersleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİTAP TANITIMI: İKTİSAT PENCEREMDEN</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/02/01/kitap-tanitimi-iktisat-penceremden/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/02/01/kitap-tanitimi-iktisat-penceremden/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 11:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceyhun_Elgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İktisat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İktisatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1145</guid>
		<description><![CDATA[İktisattaki duruşu ve bakış açısında katılmadığım birçok nokta olsa da özgeçmişini gören herkesin takdir edeceği gibi iktisatçılığına kimsenin bir söz söyleyemeyeceği biri, Oktay Yenal. London School of Economics ve Chicago Üniversiteleri’nde eğitim görmüş, sonrasında ise İstanbul, Eruzum Atatürk, Boğaziçi, Princeton, Sussex ve Koç Üniversiteleri ile uzun yıllar Dünya Bankası’nda çalışmış bir iktisatçı.
Bu kadar güçlü ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İktisattaki duruşu ve bakış açısında katılmadığım birçok nokta olsa da özgeçmişini gören herkesin takdir edeceği gibi iktisatçılığına kimsenin bir söz söyleyemeyeceği biri, Oktay Yenal. London School of Economics ve Chicago Üniversiteleri’nde eğitim görmüş, sonrasında ise İstanbul, Eruzum Atatürk, Boğaziçi, Princeton, Sussex ve Koç Üniversiteleri ile uzun yıllar Dünya Bankası’nda çalışmış bir iktisatçı.</p>
<p>Bu kadar güçlü ve uzun bir kariyere sahip olduğu için de haliyle, uzun meslek yaşamı boyunca epey anı ve tecrübe biriktirmiş Yenal. Kendisinin anıları da Homer Kitabevi tarafından yayınlanmış. Kitabın birinci baskısı 2005&#8242;de yayınlanmasına rağmen, utanarak söylemek gerekirse, bir iktisatçı adayı olarak ben, kitabı 2009 yazının sonunda bir kitabevi rafının arka köşelerinden birinde fark edebildim. Idefixe&#8217;de kitap tükenmiş gözüktüğü için kitabı satın alabilmeniz için aşağıdaki adresi verebilirim:</p>
<p>http://www.kitapturk.com/books/Kitap/51646/Iktisat_Penceremden_-_Anilar_Dusunceler.htm</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://static.ideefixe.com/images/180/180090_2.jpg" alt="" width="270" height="390" /></p>
<p>Yenal, hem kariyeri boyunca ve meslek yaşamının sonlandırıp emekli olduğunda Türkiye’ye geldiğinde sık sık hayal kırıklığına uğramış. Örneğin, İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi olduğunda, hiçbir işe yaramadan, ayda bir toplantıya katılıp maaş almayı içine sindiremediğinden istifa etmiş. Koç Üniversitesi mütevveli heyetinde çalışırken, kendi tabiriyle, “üniversitenin bir meslek okulu değil, bilimsel araştırma merkezi” olması için sergilediği gayretler boşa çıkınca bu görevinden ayrılmış. Yenal’ın hayal kırıklığı o kadar büyük ki, “İktisat Penceremden Anılar- Düşünceler” başlıklı bir iktisatçı ya da iktisatçı adayı için çok faydalı olabilecek kitabının, pek ilgi görmeyeceğini dahi düşünmüş. Kendi ifadesiyle kaçan fırsatlar diyarı olarak görmüş kendi Yazık Dünya’sını. Sözü Yenal’a bırakırsak:</p>
<p>“….<em>iktisat bilim dalını sadece meslek olarak değil, fakat yaşam uğraşısı olarak seçmiş olmamdan mutluyum. Nitekim iktisatçı mesleğim bittikten sonra da iktisatçılığım sürüyor. Onun için anılarım, bilinçli ya da bilinçaltı eğilimlerle, çevremde toplumsal yaşamı iyileştirme yönünde kaçırılan fırsatları, bazen de gözlediğim toplumsal aptallıkları yansıtma çabası olarak algılanabilir. Daha iyi olabilecekken olamayan dünya idi benim Yazık Dünyam</em>.”</p>
<p>Kitabın arka kapağına tanıtım yazısı yazan Zafer Toprak’ın deyişiyle “20. yüzyılın ikinci yarısını anlamak için elzem bir anı kitabı Oktay Yenal’ın penceresi”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/02/01/kitap-tanitimi-iktisat-penceremden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Site: Phd Comics &#8211; Bir Kongre: Bağımsız İktisat</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/01/25/bir-site-phd-comics-bir-kongre-bagimsiz-iktisat/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/01/25/bir-site-phd-comics-bir-kongre-bagimsiz-iktisat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 12:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Levent_Neyse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Atış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1134</guid>
		<description><![CDATA[


Akademik karikatürlerin bulunduğu şöyle bir site buldum ve İktisadiyat okurlarının da hoşuna gideceğini düşünerek paylaşmak istedim:
http://www.phdcomics.com
http://www.phdcomics.com/comics/archive_list.php
.
.

Ayrıca Türkiye Üniversite Öğrencileri Bağımsız İktisat Kongresi bu  sene Ankara&#8217;da gerçekleştirilecek. Detaylara kongrenin internet  sitesinden ulaşabilirsiniz:
http://www.bagimsiziktisat.org/
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center">
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://www.phdcomics.com/comics/archive/phd011609s.gif" alt="" width="420" height="182" /></p>
<p style="text-align: center">
<p>Akademik karikatürlerin bulunduğu şöyle bir site buldum ve İktisadiyat okurlarının da hoşuna gideceğini düşünerek paylaşmak istedim:</p>
<p><a href="http://www.phdcomics.com" target="_blank">http://www.phdcomics.com</a></p>
<p><a href="http://www.phdcomics.com/comics/archive_list.php">http://www.phdcomics.com/comics/archive_list.php</a></p>
<p><span style="color: #ffffff">.</span></p>
<p><span style="color: #ffffff">.</span></p>
<p><a href="http://www.bagimsiziktisat.org"><img class="alignright" src="http://www.bagimsiziktisat.org/images/samplecurve.jpg" alt="" width="150" height="384" /></a></p>
<p>Ayrıca Türkiye Üniversite Öğrencileri Bağımsız İktisat Kongresi bu  sene Ankara&#8217;da gerçekleştirilecek. Detaylara kongrenin internet  sitesinden ulaşabilirsiniz:</p>
<p><a href="http://www.bagimsiziktisat.org/">http://www.bagimsiziktisat.org/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/01/25/bir-site-phd-comics-bir-kongre-bagimsiz-iktisat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GSM Firmalarında Ücretlendirme: Kişisel Bir Araştırma</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/01/21/1124/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/01/21/1124/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 08:52:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>U.Baris_Urhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneysel ve Davranışsal İktisat]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Atış]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat Öğencilerine Tavsiyeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1124</guid>
		<description><![CDATA[
Yaklaşık 6 aydır aktif olarak kullandığım Turkcell hattımın her ay gelen faturalarındaki artıştan yola çıkarak Avea ve Vodafone ile karşılaştırmalı bir araştırma yaptım ve şöyle bir sonuç ortaya çıktı:
.
Ayda, en yoğun konuştuğum dönemde bile, yaklaşık olarak 8.000sn’lik (Turkcell+ Sabit Hat + Diğer Operatörler) bir görüşme yapmışım. Bu görüşmenin karşılığı olarak 28,61TL (vergiler hariç) ödemede bulunmuşum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" src="http://www.mobilhat.com/wp-content/images/2009/08/gsm_operator_logo.jpg" alt="" width="248" height="202" /><br />
Yaklaşık 6 aydır aktif olarak kullandığım Turkcell hattımın her ay gelen faturalarındaki artıştan yola çıkarak Avea ve Vodafone ile karşılaştırmalı bir araştırma yaptım ve şöyle bir sonuç ortaya çıktı:<br />
<span style="color: #ffffff;">.</span><br />
Ayda, en yoğun konuştuğum dönemde bile, yaklaşık olarak 8.000sn’lik (Turkcell+ Sabit Hat + Diğer Operatörler) bir görüşme yapmışım. Bu görüşmenin karşılığı olarak 28,61TL (vergiler hariç) ödemede bulunmuşum. (Vergiler ve SMS’lerle beraber her ay ortalama 85-90TL ödüyor(d)um)<br />
<span style="color: #ffffff;">.</span><br />
Oysa bunun yerine Vodafone Cep Kamu 20 paketine geçseydim (ailenizde bir yakınınız kamu çalışanıysa ya da emekliyse geçebiliyorsunuz) bu görüşme için ödeyeceğim ücret vergiler dahil 20TL olacaktı ve numaramı Turkcell’den taşıdığım için bir de ilk 6 ay boyunca 7200sn (120dk) fazladan yani toplamda 14.400sn (240dk) görüşebilecektim. Bu şu demek, Turkcell’den yaklaşık 60TL’ye yapacağım görüşmeyi Vodafone’dan 20TL’ye yapabilirim.</p>
<p style="text-align: left;">Mesajlaşmam ise şu andaki tarifem olan Turkcell Genç Tarife’de 30kr iken Vodefone Cep Kamu 20 tarifesinde 25kr.</p>
<p style="text-align: left;">Telefonumda kayıtlı numaraların 3 tanesi dışında hepsinin Turkcell olduğu yani Vodafone’a geçtiğimde görüşme yapacağım hemen herkesin “diğer operatörler”e dahil edileceği durumda bile Vodafone’a geçerek daha ucuza konuşabilirim.</p>
<p style="text-align: left;">Bu tarifenin 30 ve 40 olanları da var. Detaylara şuradan bakabilirsiniz (<a href="http://www.vodafone.com.tr/Tarifeler/cep-kamu.php">http://www.vodafone.com.tr/Tarifeler/cep-kamu.php</a>)</p>
<p style="text-align: left;">Şu halde Avea’dan da ucuz olduğu için numaramı Vodafone’a taşıyorum. En azından bir yıl Vodafone’da kalıp bakacağım.</p>
<p style="text-align: left;">Bence siz de bir değerlendirmede bulunun. Şu linkler işinize yarayabilir:</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.vodafone.com.tr/Tarifeler/tarifeler.home.php">http://www.vodafone.com.tr/Tarifeler/tarifeler.home.php</a><br />
<a href="http://www.avea.com.tr/tr/sta/bireysel/index.shtml">http://www.avea.com.tr/tr/sta/bireysel/index.shtml</a><br />
<a href="http://www.turkcell.com.tr/bireysel/tarifeler">http://www.turkcell.com.tr/bireysel/tarifeler</a></p>
<p><a href="http://www.turkcell.com.tr/bireysel/tarifeler"></a><br />
Hala bir değişime gitmek sıkıntılı ve zor bir süreç gibi gözüküyorsa o zaman şu makaleye bir bakmanızda fayda var:<br />
<span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<h1 style="text-align: center;"><strong>Status quo bias in decision making</strong></h1>
<p style="text-align: center;">William Samuelson and Richard Zeckhauser</p>
<p><strong><span style="font-weight: normal;"><strong><br />
</strong></span>Abstract: </strong>Most real decisions, unlike those of economics texts, have a status quo alternative—that is, doing nothing or maintaining one&#8217;s current or previous decision. A series of decision-making experiments shows that individuals disproportionately stick with the status quo. Data on the selections of health plans and retirement programs by faculty members reveal that the status quo bias is substantial in important real decisions. Economics, psychology, and decision theory provide possible explanations for this bias. Applications are discussed ranging from marketing techniques, to industrial organization, to the advance of science.</p>
<p><strong>Key words:</strong> decision making &#8211; experimental economics &#8211; status quo bias &#8211; choice model &#8211; behavioral economics &#8211; rationality<a href="http://www.springerlink.com/content/h1548722q126n043/"></p>
<p>http://www.springerlink.com/content/h1548722q126n043/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/01/21/1124/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuma Önerileri: Mikro İktisat ve Oyun Teorisi</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/01/18/okuma-onerileri-mikro-iktisat-ve-oyun-teorisi/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/01/18/okuma-onerileri-mikro-iktisat-ve-oyun-teorisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murad TiRYAKiOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuma Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat Teorisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1086</guid>
		<description><![CDATA[Alışılmış Mikro İktisat Türkçe ders kitaplarınının dışında iki kitap var bu arada raflarda boy gösteren&#8230;
Birincisi Adres Yayınlarından çıktı. Mark Skousen&#8217;a ait. Orjinal adı &#8220;Economic Logic&#8220;. Türkçe baskısının adı ise Mikro İktisat olarak tercih edilmiş. Özellikle iktisat bölümünde okuyan öğrencileri ilgilendiren tavsiyelerin yer aldığı bölümü (s.329-339) keyifle okudum. Bu kitap, birazdan bahsedeceğim diğer kitap gibi gerçek hayattan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alışılmış Mikro İktisat Türkçe ders kitaplarınının dışında iki kitap var bu arada raflarda boy gösteren&#8230;</p>
<p>Birincisi Adres Yayınlarından çıktı. Mark Skousen&#8217;a ait. Orjinal adı &#8220;<em><strong>Economic Logic</strong></em>&#8220;. Türkçe baskısının adı ise <em><strong>Mikro İktisat </strong></em>olarak tercih edilmiş. Özellikle iktisat bölümünde okuyan öğrencileri ilgilendiren tavsiyelerin yer aldığı bölümü (s.329-339) keyifle okudum. Bu kitap, birazdan bahsedeceğim diğer kitap gibi gerçek hayattan örneklerle-sorularla süslenmiş. İşte bir tanesi:</p>
<p>&#8220;<em>Mutfakta masanın üstünde bir kutu kurabiye var; fakat kimse onları yemiyor. Bu sınırsız insan istekleri evrensel prensibini ihlâl eder mi?</em>&#8221;</p>
<p>İkinci okuma önerisi ise Palme Yayınları tarafından Türkçeleştirilmiş olan <em><strong>Mikro İktisat</strong></em>. Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman ve Princeton Üniversitesi iktisatçılarından Robin Wells tarafından kaleme alınmış. Benzer şekilde gerçek hayattan ve Amerikan iktisadi yaşantısından örneklerle zenginleştirilmiş kitap, özellikle lisans düzeyinde Türkçe literatür için önemli bir katkı sağlamış gibi gözüküyor. &#8216;Tuzaklar&#8217;, &#8216;Uygulamada İktisat&#8217; ve &#8216;Araştırıcı Zihinler İçin&#8217; gibi bölümlerin kitabın yararlılığını arttırdığı kanısındayım. </p>
<p><a href="http://iktisadiyat.com/wp-content/uploads/2010/01/oyun.jpg"></a></p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK347223IF653_250.jpg" alt="" width="140" height="140" /></p>
<p>Oyun teorisi ile ilgili (<em>en azından benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla</em>)  <strong><em>ilk</em></strong> Türkçe kitap Yıldız Teknik Üniversitesi, İktisat bölümü hocalarından Doç. Dr. Ensar YILMAZ tarafından kaleme alınmış: &#8220;<em><strong>Oyun Teorisi</strong></em>&#8220;. <em>&#8220;Soyutlama, analitik derinlik ve istenilen teknik formasyon açısından kitaplarda karşılaşılan genel bir problem, öğrencilerin tek aşamada her şeyi anlamalarının istenmesidir. Bu tehlikenin farkında olduğumdan, kitapta orta ve ileri düzey anlatımı birleştirmeyi, seçilen bolca örnek ve uygulamayla bu düzey geçişkenliğini sağlamayı amaçladım. Bu, aynı zamanda teori ile reel olan arasındaki bağın kopmamasına yardımcı olmaktadır.&#8221; </em>diyen hocamızın ilgili alanda, önemli olan bir açığı kapatmış olduğunu düşünüyorum. Kitap Literatür Yayıncılık tarafından basılmış.</p>
<p><em><strong><img class="alignright" src="http://kitapdenizi.com/resim/urun/127951stratejikdusunmek.jpg" alt="" width="100" height="149" /></strong></em></p>
<p>Oyun teorisi ile ilgili olarak Türkçe literatüre Sabancı Üniversitesi yayınları tarafından kazandırılmış olan bir diğer kitap, alanla ilgili çok kimsenin tanıdığı İki isme ait: Aninash K. Dixit ve Barry J. Nalebuff. Eserleri:  <strong><em>Stratejik Düşünme: İş, Politika ve Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı.  </em></strong>Yakın zamanda kaybettiğimiz ünlü iktisatçı <em>Paul Samuelson</em>&#8216;un bu kitaba ilişkin yorumu şu: <em> </em></p>
<p><em>&#8220;Modern çağda bir aydın olmak için oyun teorisi hakkında genel bir anlayışa sahip olmanız gerekir. Dixit ve Nalebuff çözümün anahtarını veriyorlar. Stratejik Düşünme &#8216;den yararlanacak ve kitabı seveceksiniz.&#8221; </em></p>
<p><strong><em> Keyifli Okumalar&#8230;</em></strong></p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/01/18/okuma-onerileri-mikro-iktisat-ve-oyun-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cogito&#8217;dan Darwin Sayısı</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/01/14/1092/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/01/14/1092/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:43:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Can Madenci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuma Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Atış]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat Öğencilerine Tavsiyeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1092</guid>
		<description><![CDATA[
Cogito dergisinin son çıkan sayısının tamamı Darwin’e ayrılmış. 460 küsur sayfalık büyük boy dergide şimdiye dek okuduğum kısımlar arasından en beğendiğim Kahraman İpekdal ve Şafak Mert imzalı “Biyolojik Evrim ve Evrim Kuramı” yazısı oldu. Basit ve sıkıcı olmayan bir üslupla yazılmış. Dergideki yazıların listesi şurada. Meraklılara Tübitak’ın popüler bilim kitapları serisinden çıkan Alan Moorehead’in “Darwin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.ykykultur.com.tr/picture/dergi/158.jpg" alt="" width="150" height="213" /></p>
<p>Cogito dergisinin son çıkan sayısının tamamı Darwin’e ayrılmış. 460 küsur sayfalık büyük boy dergide şimdiye dek okuduğum kısımlar arasından en beğendiğim Kahraman İpekdal ve Şafak Mert imzalı “Biyolojik Evrim ve Evrim Kuramı” yazısı oldu. Basit ve sıkıcı olmayan bir üslupla yazılmış. Dergideki yazıların listesi <a href="http://www.ykykultur.com.tr/dergi/?dizi=Cogito" target="_blank">şurada</a>. Meraklılara Tübitak’ın popüler bilim kitapları serisinden çıkan Alan Moorehead’in “Darwin ve Beagle Serüveni” adlı kitabı da tavsiye ederim. (Kitabın linki <a href="http://www.tubitak.gov.tr/home.do?sid=239&amp;cid=1520" target="_blank">şurada</a>.)</p>
<p>Dergide “Osmanlı Darwinizmi” adlı yazısında Mehmet Ö. Alkan şöyle yazıyor:</p>
<p><em>Osmanlı literatüründe, Darwin’e ve evrimci kuramlara yönelik olarak Batı’da olduğu gibi ani ve kurumsal bir dinî reddediş görülmemiştir. 1860’lardan itibaren yayınlara baktığımızda, daha çok anlamaya yönelik mesafeli bir çaba dikkat çeker. Özellikle II. Meşrutiyet döneminde, doğa bilimlerinin gelişmediği bir ortamda bu konuda yapılan tartışmalar, özgün olmaktan ziyade elbette takip edilen Batılı kaynaklar üzerinden yürütülmektedir. </em>(s. 357)</p>
<p><em>Darwin ve evrim kuramları özellikle II. Meşrutiyet döneminde son derece seviyeli tanıtılmış ve tartışılmıştır. Üniversite ders kitabı hâline dahi gelmiştir. Cumhuriyet döneminde 12 Eylül 1980 darbesine kadar, “din-bilim” çatışması gibi yapay bir eksenin dışında, hatta Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteklediği müfredatta yer verilen bir konu olmuştur. Elbette Darwin adından da evrim kuramlarından da rahatsız olanlar eksik olmamıştır. Özellikle de 1970’li yıllarda muhafazakâr kesimde bu rahatsızlık dile getirilmiştir.</em></p>
<p><em>Ancak şaşırtıcı olan, 1980 darbesinden sonra bu konunun ciddî bir çatışma, saflaşma ve kavga konusu hâline gelmesi, milli eğitim müfredatının da bundan olumsuz etkilenmesidir. Âdeta siyasal bir meydan okuma ile, dönemin Milli Eğitim Bakanı evrim kuramının anlatıldığı derslerde yaratılışın da anlatılması gerektiğini söylüyor, bunu haklı çıkaracak tarzda, bilimsel hiçbir anlamı olmayan ve Amerikan muhafazakârlarının propaganda kitaplarından çevriltilmiş raporlar hazırlattırıyordu. Sonunda istenen oluyor, âdeta inancın imtihanı hâline gelen konu, bir din-bilim çatışması şekline dönüşüyordu.</em> (s. 358)</p>
<p>Görünen o ki, Osmanlı Darwin’e şimdilerde Türkiye’de &#8220;Akıllı Tasarım&#8221; gibi bilimsel olmayan garipliklerin savunuculuğunu yapan kişilerden daha açık fikirli yaklaşıyormuş. Bu da eskiye kıyasla bir gerilemeye tekabül etmez mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/01/14/1092/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Vatandaşım Milli Gelir Hesabını Bilir</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/01/10/benim-vatandasim-milli-gelir-hesabini-bilir/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/01/10/benim-vatandasim-milli-gelir-hesabini-bilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 09:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Levent_Neyse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneysel ve Davranışsal İktisat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1060</guid>
		<description><![CDATA[Neden yapmaktan hoşlandığımız şeyler için bize ödeme yapıldığında onları yapmak hoşumuza gitmez? Neden 50 Cent’lik bir Aspirin 1 Cent’lik bir Aspirin’den daha etkilidir? Neden dürüst değiliz? Neden parayla uğraşmak bizi daha dürüst yapar?
.

Lisans yıllarında iletişim fakültesinde Yavuz Turgul’un senaryo derslerini dinlerken sınıfta beynimde kalıcı olarak yer edecek bir konuşma geçmişti, şöyle bir şeydi: “Ben size [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Neden yapmaktan hoşlandığımız şeyler için bize ödeme yapıldığında onları yapmak hoşumuza gitmez? Neden 50 Cent’lik bir Aspirin 1 Cent’lik bir Aspirin’den daha etkilidir? Neden dürüst değiliz? Neden parayla uğraşmak bizi daha dürüst yapar?</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div><img class="alignright" src="http://sp.ibb.gov.tr/Webportal/tr-TR/HaberResimleri/atasavun3.jpg" alt="" width="240" height="180" /></div>
<div>Lisans yıllarında iletişim fakültesinde Yavuz Turgul’un senaryo derslerini dinlerken sınıfta beynimde kalıcı olarak yer edecek bir konuşma geçmişti, şöyle bir şeydi: “Ben size ne anlatayım ki? Benim anlatacağım her şeyi okuyacağınız herhangi bir senaryo kitabından bulabilirsiniz. Hayat hakkında konuşalım biraz. Ama onun hakkında da ne konuşacağız ki? Benim söylediğim her şeyi sokaktaki bir adam da başka bir şekilde söyleyecektir size…” Kelimesi kelimesine olmasa da bu çerçevede bir konuşmaydı.</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Küçüklüğümüzden beri kendimize sorduğumuz onlarca soru vardır, birçoğunu da çocukça olduğunu düşünüp büyüdüğümüze kanaat getirdiğimiz bir zamanda unutmuşuzdur muhtemelen. Benim unutmadığım bu sorulardan bir tanesi şu: “Atasözleri özlü sözlerdir.” Böyle buyurmuştu ilköğretim kaynakları. Özlü sözden kasıtlarının bu sözlerin genel geçer doğruluğa sahip olmaları sanmıştım hep. Evet, aslında, günlük dilde bu kadar kullanılıyorsa yetişkinlerin çoğu da hala böyle düşünüyorlardır muhtemelen. Ama benim merak ettiğim şu(ydu): Son gülen iyi mi güler yoksa sona kalan dona mı kalır? Ya da borç yiğidin kamçısı mıdır, yoksa borçsuz çoban borçlu beyden yeğ midir? Yıllar sonra anlayacaktım ki atasözleri sadece zihinsel bir rahatlama sağlayan, karar aşamalarını hızlandıran, her türlü yanlış karara da hem psikolojik hem sosyolojik meşruiyet kazandıran dil jokerleriymiş.</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Buradan Yavuz Turgul’un konuşmasına geri dönersek:</div>
<div>GSYİH=C+I+G+X-M</div>
<div>GSMH= GSYİH + Dış Alem Faktör Gelirleri</div>
<div>SMH= GSMH – Amortismanlar</div>
<div>MG= SMH – Dolaylı Vergiler</div>
<div>Kişisel Gelir= MG + Transfer Ödemeleri</div>
<div>Harcanabilir Gelir = Kişisel Gelir – Doğrudan Vergiler</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Gibi bir iktisatçı için işin “Ali ata bak” ı olan bu makro eşitlikleri “sokaktaki adam” tarafından şöyle de anlatılabilir:</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>“Abi vergimizi veriyoruz yok gelir vergisi (Doğrudan Vergiler), yok KDV’ si (Dolaylı Vergiler), yok bilmem ne vergisi… Devletin verdiği üç kuruş yardım (Transfer Ödemeleri), elimizde üç kuruş para (Kullanılabilir Gelir) nemize yetsin?”</div>
<div>Eli para tutan her çalışanın en azından milli gelir hesabı yapmayı bildiğini görüyoruz. Bu durumda biz iktisatçılar ne anlatalım ki?</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Bu, iktisadın modelleme, basitleştirme geleneği ve gerekliliği bir şekilde biz iktisatçıların ve hatta sosyal bilimcilerin düşünce biçimlerini öylesine etkilemiştir ki, fikrimce yaşam birçoğumuz için çok daha anlaşılabilir ve keyifsiz oluyordur sürprizsiz. Ama her şeyi modelleyebileceğini, tahmin edebileceğini sanan sadece biz sosyal bilimciler alt kümesi mi yoksa tüm insanlar evrensel kümesi mi?</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div><img class="aligncenter" src="http://talkingtails.files.wordpress.com/2009/03/ariely.jpg" alt="" width="186" height="248" /></div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>En başta sorduğumuz sorulara geri dönüp bu soruların Dan Ariely’nin  “<em>Predictably Irrational</em>” kitabının bölüm adlarından birkaçı olduğunu açıklayıp kitabı çok kısaca tanıtmak yerinde olacaktır:</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Dan Ariely İsrail’de 18 yaşındayken bir patlama sonucu ağır biçimde yaralanmış, vücudundaki %70’i üçüncü dereceden yanıkların tedavisi için aylarca yoğun bir görmüş. Hastanede bandajlar, solüsyon banyoları, merhemlerle geçirdiği bu zaman içinde bol bol gözlem yapmış, bandajlarını çıkaran hemşirelerin bandaj çıkarma yöntemlerini değerlendirmiş. Tedavi sonrası Tel Aviv Üniversitesi’nde eğitimine devam ederken aldığı beynin fizyolojisi dersinden etkilenmiş ve yavaş yavaş MIT’de davranışsal iktisat profesörlüğüyle sonuçlanacak kariyerini (Neyse ki kariyeri gerçek anlamıyla sonuçlanmadı, hala yaşıyor) oluşturmaya başlamış.</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div><em>Predictably Irrational</em> kitabı ise tıpkı milli gelir hesabı yapmayı bildiğini bilmeyen herhangi bir insan gibi herhangi bir insan olduğunu bilen bir bilim adamının ürünü diyebiliriz. Öyle ki, anlaşılır olduğu kadar da akıcı olan bu kitap basit ve zekice deneylerle dolu. Deneysel/Davranışsal iktisat deneylerinin/oyunlarının sohbet edercesine anlatıldığı, hatta insanı yer yer kahkahalarla güldürdüğü Predictably Irrational’ı okurken hiç iktisat bilgisi olmayan bir insan eğlenirken, iktisattan az buçuk anlayan biri de yeni fikirlerle dolu ve iktisat teorilerini eleştirirken bulur kendisini.</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Kahveler, çikolatalar, bira, güzel ve çirkin yüzlü insanların, cinsel tahrikin ve bunlar gibi iktisatla ya da bilimle ilgisiz olduğu düşünülebilecek faktörlerin kitaptaki deneylerde sıkça kullanıldığını söyleyerek kitaba popülist bir ilginçlik yükleyebilirim. Ancak kitabı okuyabilirsiniz de okumayabilirsiniz de, sevebilirsiniz de sevmeyebilirsiniz de&#8230; Ben okudum, sevdim, düşündüm.</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>Son olarak da şu siteler ilginizi çekebilir:</div>
<div><span style="color: #ffffff">.</span></div>
<div>
<ul>
<li>Dan Ariely’nin MIT sayfası: <a href="http://web.mit.edu/ariely/www/MIT/" target="_blank">http://web.mit.edu/ariely/www/MIT/</a></li>
<li>Predictably Irrational: <a href="http://www.predictablyirrational.com/" target="_blank">http://www.predictablyirrational.com/</a></li>
<li>Ariely’nin TED sunumları:</li>
</ul>
</div>
<div><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/dan_ariely_asks_are_we_in_control_of_our_own_decisions.html" target="_blank">http://www.ted.com/talks/lang/eng/dan_ariely_asks_are_we_in_control_of_our_own_decisions.html</a></div>
<div><a href="http://www.ted.com/talks/dan_ariely_on_our_buggy_moral_code.html" target="_blank">http://www.ted.com/talks/dan_ariely_on_our_buggy_moral_code.html</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/01/10/benim-vatandasim-milli-gelir-hesabini-bilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nöro Pazarlama: Karar veren Ben miyim Beynim mi?</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2010/01/06/noro-pazarlama-karar-veren-ben-miyim-beynim-mi/</link>
		<comments>http://iktisadiyat.com/2010/01/06/noro-pazarlama-karar-veren-ben-miyim-beynim-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 13:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna_Cakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nöropazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iktisadiyat.com/?p=1052</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde yeni bir moda oluştu: “nöro modası” diyorum ben buna. Başında “nöro” olan sözcükler ayrı bir ilgi çeker oldu. Bu ilginin bir boyutu kelimenin tam anlaşılmamasından ama gösterişli havasından kaynaklanıyor sanki. Bu kelimeyle daha çok haşır neşir olanlar için ise farklı bir açılım, farklı yaklaşımlar, daha fazla araştırma ve makale anlamına gelebiliyor. (Daha fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yeni bir moda oluştu: “nöro modası” diyorum ben buna. Başında “nöro” olan sözcükler ayrı bir ilgi çeker oldu. Bu ilginin bir boyutu kelimenin tam anlaşılmamasından ama gösterişli havasından kaynaklanıyor sanki. Bu kelimeyle daha çok haşır neşir olanlar için ise farklı bir açılım, farklı yaklaşımlar, daha fazla araştırma ve makale anlamına gelebiliyor. (Daha fazla makale yazma üzerine kurulu/endeksli bir akademik düzende çok da tuhaf olmasa gerek!) Nöro’lu söz öbeklerini anımsayacak olursak: nöroetik, nöroiktisat veya nöroekonomi, nörofelsefe ve son olarak daha fazla ilgi çekmeye başlayan nöropazarlama. Peki nöropazarlama nedir, ne ifade eder? En basit tabirle, sinirbilim ve pazarlamanın kesişim noktasıdır. Daha geniş bir çerçeve çizmemiz gerekirse: pazarlama konusunda sinirbilimsel çalışmalar nazarında farklı perspektif ve açılımlar sunmaktır. Daha da somutlaştırmamız gerekirse sinirbilim ve pazarlama uzmanlarının katılımıyla insanların nasıl karar verdiğini, alış-verişte, satın almalarda, siyasi tercihlerde kararlarını hangi yönde kullandığı araştıran yepyeni ve önü oldukça açık olan bir alandır. Yani bizim Coke Cola mı, Pepsi Cola mı yoksa Cola Turca mı içtiğimiz (ve bunu neden yaptığımız) bu alanın temel derdidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:Schaedel-mensch-seitenansicht.jpg"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/14/Schaedel-mensch-seitenansicht.jpg" alt="" width="360" height="278" /></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Emekleme Dönemi</strong><br />
Nöropazarlama alan olarak henüz gelişim, yer etme ve kabul görme sürecinde olsa da araştırmalar artan bir ivmeyle devam ediyor, bu alanda yapılan çalışmalara ayrılan fonlar da daha fazla talep görüyor. Tekrar etmek gerekirse, bütün çalışmaların sinirbilimsel deneylere dayanması onlardan kuvvet alması veya onları şekillendirmesi bu alanın olmazsa olmazıdır. Kullanılan teknikler, genellikle ileri teknoloji gerektiren görüntüleme teknikleridir; fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme, EEG ve SSPT gibi beyin aktivitesini ölçen cihazlarla yapılmakta. Bu görüntüleme tekniklerinin sunduğu bir karar verirken, Efes Pilsen ve Tuborg arasında seçim yaparken, hangi “gücün” bizi hangi seçimi yapmaya yönlendirdiği ve bu “gücün” temellerini nerden aldığı. Bu bağlamda, markalar arasındaki tercih temellerimizin neye dayandığı da bu alanın araştırma konusudur. Bu teknikler dışında kullanılan bir diğer teknik de daha önce üzerinde çalışmış olduğum deri iletkenliği tekniğidir, zamana karşı çözünürlüğü çok iyi olan bu teknik sayesinde fizyolojik değişimler görüntülenebilmektedir. Ancak bu ve benzeri tekniklerin iktisadi deneylerde kullanılması ayrı soruları ve sorunları da beraberinde getirmektedir. Kullanılan teknikler konusundaki detayları bir sonraki yazımda ele almayı planladığım için şimdilik bu kadar bilgiyle yetiniyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/15/FMRI.jpg" alt="" width="250" height="208" /></p>
<p>Şu zamana kadar sektördeki bütün pazarlama, reklamcılık, marka stratejileri pazar araştırmalarına dayandırılıyordu. Fakat buradaki sorun, sinirbilimlerinde savunulduğu üzere, tüketici davranışlarının çok önemli bir kısmı (%90 kadarı diyenler var) bilinç seviyesinde yapılmıyor. Başka bir deyişle, yaptığımız tercihleri açıklamak söz konusu olduğunda gündelik hayatta kullandığımız dil oldukça yetersiz kalıyor. Bana kalırsa bu konunun doğasıyla ilgili bir sorun, size kırmızı görmek nedir diye soracak olursam, gündelik dille anlatacaklarınız oldukça yetersiz kalacaktır. Tercih durumlarında da siz her ne kadar zihninizden geçen birçok açıklama ve gerekçe bulabilseniz de bunların ne derece gerçeği (olanı) yansıttığı şüphe götürür. En azından nöro pazarlamanın ve sinirbilimi bakış açısının öne sürdüğü budur. Bu bir çeşit paradigma değişmesi olarak da algılanabilir; geleneksel olarak süregelen soru-cevap üzerine kurulan anlayışın yetersizliğinin kabul edilmesidir. Şirketler senede milyonlarca dolar harcayıp anketler yaparak tüketicinin davranışlarını gözlemlemeye çalışsa da bunun yetersiz kaldığı her sene birçok firmanın reklamcılık ve pazarlamada başarısız olmasından hatta batmasından anlaşılabilir. Dolayısıyla, nöropazarlama bireyin sözlü ifadelerine değil fizyolojik sinyallerine dayanan ve bunun sözlü ifadelerden daha güvenilir olduğu iddiasında bulunan bir alandır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kelimenin Kökeni: buy + (o)logy</strong><br />
Bu alandaki sorun, Martin Lindstorm’un belirttiği gibi beyin hakkında bilmediklerimizin bildiklerimizden çok daha fazla olmasıdır. Fakat bilmediklerimizin fazlalığına karşın beyin üzerine yapılan araştırmalar sayesinde önümüzdeki yıllar içinde beyin yapıları ve işlevleri hakkında daha fazlasını çözerek bir anlam ifade etmesini sağlayabileceğimizi umuyoruz. Başka bir ifadeyle, yapılan çalışmalar oluşturduğumuz çerçevenin içindeki resmin hızla daha fazla anlam ifade etmesine yarıyor. Bu durum, Martin Lindstorm tarafından Christopher Columbus’un 15. yüzyılda yeryüzü hakkında ne anladığıyla karşılaştırılmıştır. Onun bulguları ve çizdikleri insanlık ve medeniyet olarak büyük bir sıçrama yaşamamızı sağladıysa da şu anki bilgi birikimimiz yanında oldukça basit görünebilmektedir. Lindstorm’a göre beyin hakkında bildiklerimiz oldukça “ilkel” düzeydedir; ben bunu “ilkel düzeyde olabilir” diye çevirmeyi/düzeltmeyi daha uygun buluyorum. Ancak yine de yapılan çalışmalar ve özellikle bu alan için sinirbilimcilerin ve pazarlamacıların ortaklıkları tüketici davranışlarının anlaşılmasında ve ona göre davranılmasında oldukça büyük bir öneme sahip olacaktır. Kendisi bu alana, İngilizcede buyology adını vermiştir; “buy” bildiğimiz gibi satın almak anlamına geliyor, -ology ise onun bilimi anlamına geliyor; “biology” (biyoloji) kelimesinde olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/ec/Skull_and_brain_normal_human.svg" alt="" width="257" height="360" /></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Görsel Bilinç Çalışmalarından Çarpıcı Bir Örnek</strong><br />
Görsel sistem üzerine yapılan birçok çalışma bilinç (özel olarak görsel bilinç) hakkında çok önemli ipuçları veriyor. Bu çalışmaların sonuçları ve yorumları itibariyle en çarpıcı olanlarından biri Güven Güzeldere ve ark. (3) tarafından yapılan “The Nature and Function of Consciousness: Lessons from Blindsight” başlıklı çalışmadır. Görsel sistemindeki bir sorundan dolayı sol görsel alanı bilinç seviyesinde algılayamayan denekler üzerinde çalışılan bu deneylerde görmenin sandığımız gibi görmek ya da görmemek kadar basit bir kalıpta ele alınamayacağını bir kere daha ortaya koymuştur. Bu denekler, sol görsel alanlarında ne olduğunu isimlendirememelerine ve verilen bir zarf koyma görevini bile yerine getirememelerine karşın yine de görevi yerine getirmeleri istendiğinde bunu oldukça yüksek bir oranda yaptıkları fark edilmiştir. Oldukça enteresan sonuçlara varabilmeyi sağlayan bu çalışmaya göre görsel sistem diğer birçok sinir sistemi gibi birden fazla yolaktan (yoldan) oluşuyor. Görüntüleme çalışmalarının ortaya koyduğuna göre bu denekler, beynin evrimsel olarak daha gelişmiş serebral korteks kısmında bir hasar olması sebebiyle bu alanda görsel bilince sahip değiller. Ancak daha alt kısımda yer alan (korteks altı) yine görsel sistemden beslenen yolaktan alınan bilgiler sayesinde bilinç düzeyinde olmadan “içgüdüsel” olarak davranabilmekteler. Bu örneği niye verdim? Beynimiz dışarıdan bakıldığında belirli eğilimlere sahip yaklaşık 1,5 kg ağırlığında bir organımız. Biz her ne kadar onun kontrolünde iddiasında olsak da durum aslında o kadar da basit değil. Bizim mi beynimizin kontrolünde olduğu yoksa beynimizin mi bizim kontrolünde olduğu ayrı bir tartışma konusu ama yapılan bu ve benzeri bilimsel çalışmaları göz önünde tutarak beynimizin kontrolünde olduğumuz konusunda çok da iddialı olmamamızda fayda var.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sonuç Yerine</strong><br />
Bu alanla ilgili en büyük sorun, yapılan çalışmaların-deneylerin oldukça iyi ve özenli bir şekilde tasarlanma zorunluluğudur. Aksi taktirde yapılan çalışmalar hiçbir anlam ifade etmeyeceği gibi yanıltıcı sonuçlara ve çıkarımlara yol açabilir kaçınılmaz olarak. Yani aklınızda bazı fikirler varsa da bunları hayata geçirmek için konu hakkında hakikaten uzman olan kişileri bulup onlara danışmakta onlarla işbirliğine gitmekte fayda var. Aksi taktirde boşa harcanan sadece zaman ve parayla son bulabilir onca emek ve hayal. Son olarak, Nöro Pazarlama çalışmalarının yol açabileceği bazı etik tartışmaların varlığına kısaca değinmek istiyorum. Bu alanda yapılan araştırmalar şüphesiz bazı soru(n)ları ve tartışmaları da beraberinde getirecektir. Bu tartışmalara detaylı olarak başka bir yazıda yer ayırmayı ve kendi görüşlerimi de vererek irdelemeyi planlıyorum. Ayrıca bunu, Nöro Pazarlama konusundaki ilk yazımı, bir giriş yazısı olarak tasarladığımı, bundan sonraki yazılarımda yapılan çarpıcı deneylere, tartışmalara ve sonuçlara yer vermeyi planladığımı belirtmek istiyorum. Yazıya sonuç olarak, sinirbilimle yakından (akademik olarak da) ilgilenen bir araştırmacı olarak bu alanda yapılan çalışmaların önemsenmesi ve takip edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda yazının başlığına atıfta bulunarak (ve cevaben) “asıl karar veren beynimiz ama bu kararın farkına varan (veya varamayan) ve bu kararı gerekçelendiren (veya doğru düzgün şekilde bile gerekçelendiremeyen) biziz” diyerek bu yazımı sonlandırmak istiyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Esenlikle,</p>
<p style="text-align: left;"><em>&#8212;<br />
<strong> Kaynaklar:</strong></em><br />
<strong>1.</strong> Martin Lindstorm, Buyology,<br />
<strong>2.</strong> Buyology Kitabının İnternet Sayfası:</p>
<p>http://www.martinlindstrom.com/index.php/cmsid__buyology_what_is_neuromarketing</p>
<p><strong>3.</strong> Guzeldere, Guven; Flanagan, Owen J. &amp; Hardcastle, Valerie Gray (2000). The nature and function of consciousness: Lessons from blindsight. In Michael S. Gazzaniga (ed.), The New Cognitive Neurosciences: 2nd Edition. MIT Press.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iktisadiyat.com/2010/01/06/noro-pazarlama-karar-veren-ben-miyim-beynim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
