iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

Teknoloji Edinimi: Kaynaklar

Murad TiRYAKiOĞLU | January 3, 2010

Teknoloji edinimi Araştırma ve Geliştirme (Ar&Ge) ve Teknoloji Transferi gibi iki temel belirleyiciye bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Bunları ilki içsel ikincisi dışsal kaynaklar olmak üzere sınıflandırmak mümkün. Ancak bu iki kaynak da aslında birbirini belirliyor ve besliyor.

Ar&Ge faaliyetleri teknoloji üretmenin esasını oluşturmaktadır. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu (içsel) kaynağın kullanımı çok kolay değildir.  Zira Ar&Ge yapabilmenin ön koşullarını sağlamak sözkonusu ülkeler için zahmetli ve maliyetli bir süreçtir. Bilgi üretilmesi, bu bilginin araştırma projeleri ile ticarileştirilmesi, araştırmalarının yapılması ve dahi bu süreçte çalışacak yetişmiş Ar&Ge personelinin temini, beşeri sermaye birikimi, finansman gibi konular gelişmekte olan ülkelerin önünde ayrı ayrı ve olabildiğince büyük engeller, çıkmazlar oluşturmaktadır. Bu süreçlerin tamamı özünde ‘insan’a ve ‘insan eylemi’ne dayanmaktadır.

Öte yandan teknoloji transferi kolay bir yol gibi gözükmekle birlikte maliyetsiz ya da Ar&Ge faaliyetlerine göre daha az maliyetli değildir. Aksine oldukça karmaşık ve maliyetli bir süreç olarak teknoloji transferi teknolojiye kısa vadede sahip olmayı sağlayacak bir kaynak olmakla birlikte içinde hem fırsatları hem de tehditleri barındırdığını gözden kaçırmamak gerek. Tehditten başlamak gerekirse, bir bilgiyi almak onu iyi kullanma garantisini vermez. Bu tamamen alan tarafın mevcut beşeri, sosyal, kültürel ve ekonomik kaynaklarına bağlıdır. Şöyle ki eğer bir teknolojiyi (üretim bilgisini) transfer eden taraf bu bilgiyi, yeni bilgilerin (teknolojilerin) üretimi için kullanamıyorsa, bu süreç ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda üretilen her yeni teknolojinin legâl veya illegâl yollardan -yüksek maliyetli bir biçimde- transferini sürekli ve zorunlu kılacaktır. Bu süreç teknolojik, mali politik bağımlılık gibi bir riski içermektedir. Özetle sadece teknolojiyi (bilgiyi) kullanabilmekle sınırlı kalan bir transfer süreci teknolojik gelişmeyi sağlamak bir yana temelde teknolojik olmak üzere pek çok bağımlılığı beraberinde getirecektir.

Bu iki kaynak birbirii belirler ve besler…

Eğer gelişmekte olan ülke(ler) teknolojiyi içsel kaynakları aracılığıyla üretemiyor ya da üretimleri ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa teknoloji transferi sürecini tercih etmekten başka bir alternatifleri olmayacaktır. Teknoloji transferinin ilk aşaması olan seçimin gerçekçi olarak yapılabilmesi içsel kaynaklara bağlıdır. Ev sahibi ülkenin transfer edilecek teknolojiye uyum sağlayabilme ve onu özümseyebilme kapasitesinin tespitinden teknolojik yeteneklerin bu süreçte geliştirilmesine kadar pek çok stratejik karar ülkenin mevcut bilim ve teknoloji teknokratları, stratejistleri ve politika yapıcıları tarafından verilmezse işte o zaman bağımlılık ve çıkmaz çanlarını duymaları çok gecikmeyecektir.

İlgilenenlere: Bu konu ile ilgili kapsamlı bir sorgulamayı içeren bir çalışmanın revizyonu tamamlandı ve yayım sürecine girmek üzere. Kapsamlı bir okuma (kısa) bir süre sonra bu sayfalarda sizinle olacak.

Comments
1 Comment »
Categories
Teknoloji ve Yenilik İktisadı
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Teknolojik Gelişme ve Toplumsal Zekâ

Murad TiRYAKiOĞLU | October 4, 2009

Gerçekten toplumların zekâ düzeyi ile teknolojik gelişmişlik seviyeleri arasında bir ilişki var mı?

Türk Dil Kurumu zekâyı “insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı” olarak tanımlamakta. Teknolojik gelişmenin kaynağını oluşturan belirleyici faktörün “bilgi” olduğu gerçeğinden hareketle insanın düşünme, akıl yürütme ve sonuç çıkartarak bilgiye ulaşma süreci teknolojik gelişmenin ilk adımını oluşturmaktadır.

Bu tanımlardan yola çıkıldığında, zekâyı tanımlayan düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri; bir diğer ifade ile insanın zihinsel faaliyetlerinin tamamı teknoloji ve yenilik üretimi (ve dolayısıyla gelişme)  için başlangıç gereklilikleri.

Peki ya sonrası…Sonrası şu sorunun cevabında saklı;

“ Teknolojik gelişmeye dünya üzerinde öncülük eden İngiltere, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkeler ve bunlara ilave olarak geç sanayileşmeyi sağlayan Japonya ve Kore gibi ülkelerin insanları çok mu zeki? Buna karşın teknoloji üretemeyen, diğer bir ifade ile teknoloji yoksulluğu içinde transfer, kopyalama ve buna benzer yasal-yasa dışı yollardan teknoloji edinimine giden ülke insanları daha mı az zeki?”

Başka bir soru;

“Hızlı teknolojik gelişme, yeni nesillerin daha pasif ve edilgen yetiş(tiril)mesinde belirleyici bir rol oynuyor mu?

”Fizyoloji profesörü Jared Diomand’ın sorgulama niteliğindeki önemli eseri Guns, Germs, and Steel-The Fates of Human Societies (Türkçe Baskısı: Tüfek, Mikrop ve Çelik-İnsan Topluluklarının Yazgıları, TÜBİTAK, Popüler Bilim Kitapları)  bu konuya ilişkin pek çok şey söylüyor. Örneğin;

“… zihinsel yetenek bakımından Yeni Gineliler belki de Batılılara göre genetik olarak daha üstünler ve kuşkusuz bugün sanayi toplumlarında yetişen çocuklar için söz konusu olan gelişmişliğin kötü etkilerinden kurtulmuş olmak gibi bir şansa da sahiptirler…”

Ne Dersiniz?

Comments
No Comments »
Categories
Teknoloji ve Yenilik İktisadı
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Schumpeter, Yenilik ve Yaratıcı Yıkım

Murad TiRYAKiOĞLU | March 18, 2009

Joseph A. Schumpeter  1883-1950 yılları arasında yaşamış Avusturyalı, iktisat profesörüdür. Sosyolog ve tarihçi yönünün iktisadi düşüncelerine derinlik ve enginlik kattığı pek çok düşünür tarafından kabul edilen Schumpeter’in temel ilgi alanı kapitalist endüstriyel toplumun gelişme sorunudur.

Schumpeter, bu gelişme sorununu ele alırken, kendi kendini yenileyen statik bir akım tablosu yerine dinamik bir gelişme modeline yoğunlaşmıştır. Gelişmeyi denge çizgisinin aşılması ve yeni bir denge çizgisine yönelmek olarak tanımlayan Schumpeter’ göre, bunu başarabilecek olan tek faktör vardır ki o da girişimcidir. Schumpeter’in yaklaşımları ile ayrı bir önem kazanan girişimci, üretim faktörlerinin içeriğinde yenilik (inovasyon) yaparak (statik ve atıl) girişimcileri de harekete geçirmektedir. Diğer bir ifadeyle, yeniliklere öncülük edenler dinamik girişimcilerdir. Üretim tekniğine ve içeriğine hemen uygulanabilecek olan yenilikler, üretim faktörlerinin bileşimine değişiklik getiren ve bu sayede girişimci kârını arttıran faaliyetler olarak tamamlanmaktadır. Schumpeter ünlü eseri Business Cylcles’da yeniliği özetle, üretim fonksiyonunda değişiklik olarak tanımlamaktadır.

Yenilik konusundaki düşüncelerini, 1942 yılında kaleme aldığı Capitalism, Socialism and Democracy adlı eserinde yaratıcı yıkım yaklaşımı çerçevesinde ele alan Schumpeter’in yaratıcı yıkım tezine Marx’ın artı değer kuramı kaynaklık etmiştir. Schumpeter’e göre,

“…kapitalist mekanizmayı çalıştıran ve çalışmasını devam ettiren; yeni tüketim maddeleri, yeni üretim metotları, yeni ulaşım metotları, yeni pazarlar, yeni endüstriyel örgütlenme tipleri, çeşitleridir ve bütün bunlar kapitalist teşebbüs tarafından yaratılmışlardır…. Yeni milli pazarların veya dış piyasaların açılması; el sanatları atölyelerinden, yoğun ve büyük işletmelere geçiş, kapitalist sistemi durmadan, yorulmadan içinden bir ihtilal, yenilenme havasında tutmakta; bütün bu elemanlar gene devamlı olarak eski faktörleri yok etmekte, yenilerini yaratmaktadır. Bu ‘Yaratıcı Yıkım Gelişimi’ kapitalizmin esas temeldir; ister istemez her kapitalist teşebbüs er geç bu gelişime ayak uydurmak zorundadır…”

Yaratıcı Yıkım yaklaşımına göre, yenilik yapmayan, yenilikçi ol(a)mayan girişimci özelinde firmaların ve ekonomilerin rekabetçi gücü azalmaktadır. Schumpeter’e göre yenilikler (1) tüketicinin tanımadığı yeni bir malın veya kalitenin üretimi, (2) yeni bir üretim metodunun uygulanması, (3) yeni bir piyasanın açılması, (4) yeni hammadde ve yarı mamul kaynaklarının elde edilmesi ve (5) yeni bir organizasyonun gerçekleştirilmesi olmak üzere beş noktada ortaya çıkmaktadır. Ekonomik aktivitelerin her aşamasında ortaya çıkan ve bilgi üretimine (ar-ge faaliyetlerine) bağlı olan yenilikleri –legal veya illegal- yollardan edinemeyen firma ve/veya ekonomilerin geleceğinin (parlak) olamayacağı 1900’lü yılların başlarından beri dile getirilmekte iken, kriz dönemlerinde ilk terk edilen faaliyetlerin yenilik üretmeye yönelik faaliyetler olması gerçek bir krizin öncüsü olarak alınmalıdır…
——————-

* Bu yazının kaleme alınması esnasında [ÜLGENER, Sabri F. , Makaleler, Derin Yayınları] kaynağında yer alan 12. ve 80. makaleler yol gösterici olmuştur.

Comments
No Comments »
Categories
Teknoloji ve Yenilik İktisadı
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Emeksiz Teknoloji… Emeksiz Yenilik vs…

Murad TiRYAKiOĞLU | November 20, 2008

Geleneksel İktisat Teorisi, üretim faktörlerini dört başlık altında ele almaktaydı: Emek, Sermaye, Doğal Kaynaklar ve Müteşebbis… Ve sonrasında 1980’li yıllarda İçsel büyüme teorileri ile literatürde yer almaya başlayan teknoloji, beşeri sermaye, araştırma-geliştirme faaliyetleri gibi faktörler geleneksel üretim faktörlerinden önemli-öncelikli hale geldi. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken en önemli unsur bu -yeni- faktörlerin “emeğin” türevi” olmasıdır.

Zira emeğin niteliklerini ifade eden beşeri sermaye ve beşeri sermayenin ürünü olan araştırma geliştirme faaliyetleri ve teknolojik yenilikler “emek” olmaksızın var olamayacak üretim faktörleridir. Diğer bir ifade ile içsel büyüme teorilerinin ortaya koyduğu yeni faktörler emeğin türevi iken geleneksel üretim faktörleri de emeğe bağlı olarak etkinlik kazanabilmektedir. Doğal kaynakları kullanarak üretken kılacak, sermaye birikimini sağlayacak unsurları biraraya getirecek ve teknolojinin üretimini sağlayacak olan tek faktör, özü itibariyle insanı ifade eden emek faktörüdür. Bu öneminden dolayı emek, hemen tüm iktisatçılar tarafından üzerinde önemle durulan bir faktör olagelmiştir.

Bu öneminden dolayı emek kalkınma yolunda yatırım yapılması hayati öneme sahip bir faktör olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerce -sanırım fazlaca bulunmasından mütevellit- göz ardı edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin ekonomik güçlerinin altında yatan en önemli unsur, bu önemin farkına varılmış olduğunu gösteren “insana yatırım”dır. Bu nedenledir ki beşeri sermaye birikimi sağlayabilen ülkelerin kalkınma ve büyüme yolunda kat ettikleri yol daha az zahmetli olmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkeler için durum biraz farklı ve bir hayli karışık. Çünkü gelişmekte olan ülkelerin milli gelirinin düşük olması eğitim ve sağlık harcamalarına yeterince pay ayrıl(a)mamasına neden olmaktadır. Kalkınmacı devlet anlayışının terk edilmesi buna dayanak oluşturmaktadır.

Bu süreç bir taraftan emeğin niteliklerinini gelişimini engellerken bir diğer taraftan da beyin göçüne neden olmaktadır. Beşeri Sermaye Yoksulluğu (1) ile sonuçlanan süreç gelişmekte olan ülkeleri bir çıkmaza sürüklemektedir. Bilgiyi üreten, işleyen, yayan ve üretim süreçlerine dahil eden bir faktör olan emek ve emeğin niteliklerini ifade eden beşeri sermayeden yoksun olmak “teknolojik gelişme”yi teknoloji transferine mahkum kılmaktadır. Teknoloji transferi ise gelişmekte olan ülkeler için muhtemel bir Teknoloji Yoksulluğu sürecini doğurmaktadır. Çünkü -legal veya illegal yollardan- sahip olunan teknolojiler, bu teknolojileri kullanabilecek, özümseyebilecek nitelikli emeğe, beşeri sermaye birikimine sahip olunamadığı için fayda sağlamaktan öte bir bağımlılık oluşturacak ve yaşanan çıkmazı derinleştirecek, içinden çıkılamaz bir hale sokacaktır.

Bu şekilde süregelen çıkmazlar gelişmekte olan ülkelerin daha da yoksullaşmalarına neden olmaktadır. O halde, gelişmekte olan ülkeler açısından teknolojik gelişmenin önünü açacak en önemli unsur emeğin niteliklerini arttırmayı sağlayacak politikalara sahip olmak ve uygulanmaktır. Genellikle düzenleyici rolü üstlenen devlet (2), uzun vadeli yatırımcı olarak bir taraftan -kalkınmacı devlet politikası doğrultusunda- eğitim, sağlık, Ar-Ge için daha fazla pay ayırmalı ve bu şekilde beşeri sermaye birikimi sağlamalı, bir diğer taraftan ise tersine beyin göçünü başlatarak bu süreci etkinleştirmelidir.

Gelişmekte olan ülkelerin içinde bulundukları çıkmazları kırmanın, fasit dairelerin dışına çıkmanın en önemli adımını emeğe yapılacak uzun vadeli yatırımlar oluşturacaktır. Aksi durumlarda ne -sürdürülebilir- teknolojik gelişmelerden ne yeniliklere dayalı ekonomik büyüme ve kalkınmadan söz etmek mümkün olabilecektir.

——————————————————————————————————————————-

[1] [Bu konuda yayımlanmış bir çalışma için buraya bakabilirsiniz]
[2] [Devlet’in rolü ile ilgili olarak N. Emrah AYDINONAT tarafından Tepav│Günlük’te kaleme alınan Teknolojik İlerleme ve Devletin Rolü başlıklı (ve ödüllü) yazıya göz atmanızı öneriyorum.]
**TEŞEKKÜR: Bu ekibin ve ortaya koydukları düşüncelerin gerçekten heyecan verici olduğunu düşündüğüm zamanlarda sevgili Ü.Barış URHAN, İktisadiyat’a katılmam konusunda nazik bir davette bulundu. Burada olmaktan dolayı mutlu olduğumu ifade etmeliyim. Teşekkürler…

Comments
No Comments »
Categories
Teknoloji ve Yenilik İktisadı
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • BLC on İktisatta Deney Yapılır mı?
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (25)
  • Duyurular (25)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (24)
  • İktisat Tarihi (23)
  • İktisat Teorisi (32)
  • İktisatçılar (44)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (1)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (10)
  • Nöropazarlama (10)
  • Okuma Önerileri (10)
  • Oyun Teorisi (10)
  • Risk ve Belirsizlik (1)
  • Röportajlar (2)
  • Serbest Atış (74)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (13)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (1)
  • Yoksulluk (3)

 

February 2012
M T W T F S S
« Jan    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox