iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? (Oğuz Atay’dan…)

U.Baris_Urhan | June 12, 2011

2. BÖLÜM / 14: Her Şeyle Uğraşan Adam

“Zannediyorlar ki, kendilerine lazım olan şey karşılarına çıkan matematik denklemleri çözmek, eğrileri çizmek ve buldukları sonuçları hemen Almancaya, İngilizceye çevirerek yabancı dergilere göndermek ve başkalarının kitaplarında bu makalelerden bahsedilmesini temin etmek. Peki, bütün bunları neden yapıyorsunuz? Efendim, bilim uğruna yapıyoruz. Peki, şimdi bir an için, bütün şu yüksek denklemleri ve uzun sonuçları bırak da bana söyle. Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? Dedim. Bilim mi nedir? Evet. Efendim bilim, uğraştığımız şeydir. Bilim, her şeyden önce, üniversiteyi bitirdikten sonra, ‘bilim yoklaması’ ve ‘yabancı dil sınavı’ gibi engelleri aşarak, doktora öğrencisi olmaya hak kazanabilmek için gerekli bir şeydir. Sonra, bir süre kürsüye gelen yabancı kitapları ve dergileri izleyerek bakalım ne var ne yok diye durumu izlemektir; sonra durumu kollamak ve çok küçük bir mesele seçmek ve bu küçük şeyi büyüterek onu bir doktora haline getirmektir ve bu doktorayı yapmaktır. Sonra doktora sınavından başarı göstermektir ve bu başarıyı gösterdikten sonra gülümsemeyi unutmaktır. Bilimin, birinci ve en zor şartı budur. Sonra karşınıza doçentlik sınırı gelir. Bu sınırı aşmak ilk bakışta zor gibi görünürse de asıl zorluk doçent olmak değil, eylemli doçent olmaktır; yani bir kadro ayarlamaktır. Bunun için daha bilimin başında, yani kürsü seçerken boş kadrolu birine kapılanmak ve gereğinde profesörler kurulunda sizin hakkınızı arayabilecek dişli bir kürsü başkanı bulmaktır. Sonra profesörlük bilimi gelir. Bu bilime akıl erdirmek biraz zordur; onun için en iyisi sabırla beş yılı beklemesini bilmektir; bu arada bilime oy verecek profesörleri gücendirmemesini bilmektir. Çünkü, beş yıl sonra bilim seni içine almak için gerekli sayıda parmağı kaldırmaz. Milli Eğitim Bakanı’nın onayı da bilimde önemli bir yer tutar. Bakarsın kendin bile anlamadan biraz ilerici olmuşsundur: evrakın aylarca bakanlıkta beklemiştir. Bilim için ne acılar çekmişsindir. Profesör olan bir bilimin sonu gelmiş gibidir. Onun için demişlerdir ki “Gençliğine doyamadan profesör oldu”. Çünkü bir insan olsa olsa ne olur? En çok profesör olur. Daha sonra ne olur? Hiç. İşte öyleyse profesörlükten sonrası bir hiçtir. Fakat çoğu zaman bilim burada kalmaz. Bir de bakarsın yıllar geçmiş, kürsü başkanı olmak için sıran gelmiştir: fakat bir kürsüde birden fazla bilim olabilir ve genel kurullarda parmak sayısı hesabı birden önem kazanır. Fakat ne de olsa artık profesörsün; kürsü başkanı olamasan da artık senin için karada ölüm yoktur. “Profesörlük takdim tezi”’ni yazalı yıllar geçmiş, artık ne doktora, ne tez, ne de kitap yazma engeli var önünde; bundan sonra olsa olsa öğrencilere ders kitabı yazabilirsin, maddi durumunu düzeltirsin ve profesörler yapı kooperatifine girerek yılardır yorulan kafanı dinleyebilirsin; tabii dekanlık, rektörlük gibi yeni bilimsel araştırmalar seni beklemiyorsa. Görülüyor ki arkadaşlar bilim uzun ve çetin bir yoldur.”

Oğuz Atay / Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan / s. 176-178

Not: TOBB ETÜ İktisat Bölümü’nden Emre Ergin’e katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Mises’in Granitten Duvarı: Tam Sosyalizm İmkânsızdır

Serkan Kiremit | June 8, 2011

“Tüm üretim araçlarını hızla geliştirerek ve ulaşımı, iletişimi sonsuz kolaylaştırarak burjuvazi, en barbar ulusları da uygarlığa çekiyor. Ürettiği mallara koyduğu ucuz fiyatlar, tüm Çin Seddi’ni temelden yıkacak, barbarların en inatçı yabancı düşmanlıklarını teslime zorlayacak ağır toplardır.”

Komünist Manifesto

Sosyalizm, cazibeli ve zor bir sevgilidir. Ulaşılması kolay değildir, elde edildiğinde de kolay kolay bırakılmaz. Başka bir sevgiliyle (ideolojiyle) de aldatılamaz. Sosyalizmin hedefi büyüktür. Bir sınıf savunusundan başlar, ama esası bütün insanlığı kapsar. Sömürüyü bitirir. Toplumu ve bireyi bolluğa kavuşturur ve özgürlüğün dingin sularına taşır. Onları üretimden tüketime, tüketimden de mutlak doygunluğa ulaştırır. Sonunda sosyalizmde adalet, eşitlik ve kardeşlik gelmiştir. Fakirlik, kölelik ve kıtlık sonsuza dek ölüme yollanmıştır. İş tamamlanmıştır. İlerleme durmuş ve son durağa gelinmiştir. Tarihin sonu hazırdır.

Read the rest of this entry »

Comments
10 Comments »
Categories
İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Ludwig von Mises ve Ayn Rand: “Cahil Küçük bir Yahudi Kız”

Can Madenci | May 27, 2011

Amerikalı muhafazakâr yazar William F. Buckley Jr., yine bir başka muhafazakâr, Amerikalı politikacı Barry Goldwater’dan bahsettiği Flying High: Remembering Barry Goldwater adlı kitabında The Freeman dergisinin editörü Henry Hazlitt’in ev sahipliği yaptığı bir akşam yemeğinde Ludwig von Mises ve Ayn Rand arasında geçen bir tartışmadan bahsediyor.

Buckley’nin anlattığına göre, yemek esnasında Rand doktrinsel bir konuda Mises’e ters düşmüş. Mises de yemeğini bırakıp Rand’e kızmış ve onu aşağılamış. Bunun üzerine Rand ağlamaya başlamış ve Mises’e “Bana cahil küçük bir Yahudi kızmışım gibi davranıyorsunuz!” diye bağırmış. Mises de keyifle koltuğundan hoplayarak “Sen tam da busun işte! Cahil küçük bir Yahudi kız!” demiş. Nitekim kitapta şöyle yazıyor:

Read the rest of this entry »

Comments
6 Comments »
Categories
İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Mises, Sosyalizm ve Kadınlar

Can Madenci | May 4, 2011

Sovyet Rusya’da Savaş Komünizmi uygulamasına geçildikten iki yıl sonra, 1920’de Avusturya Okulu’nun ikinci kuşak temsilcisi Ludwig von Mises sosyalist ekonomiyi teorik açıdan eleştirdiği Die Wirtschaftsrechnung im sozialistischen Gemeinwesen adlı makalesini yayınlar. Mises makalesinde sosyalist bir devlette piyasa ekonomisinin ve para kullanımının ortadan kaldırılacağını, bu nedenle mal ve hizmetlerin üretim maliyetlerinin hesaplanamayacağını ileri sürer. Maliyetler hesaplanamadığı için de ekonomide etkin kaynak dağılımı gerçekleşmeyecek ve sosyalist ekonomi işlemeyecektir.

Bu eleştiriyle yetinmeyen Mises 1922’de Die Gemeinwirtschaft adlı kitabını yayınlar. Kitap 1936’da Socialism adıyla İngilizceye çevrilir. Hesaplamayla ilgili makale de 1935’de Economic Calculation in the Socialist Commonwealth adıyla Friedrich von Hayek’in editörlüğünü yaptığı Collectivist Economic Planning adlı kitapta yayınlanır. Böylece literatürde “sosyalist hesaplama tartışması” ya da “iktisadî hesaplama tartışması” olarak bilinen tartışma başlar.

Read the rest of this entry »

Comments
9 Comments »
Categories
İktisat Tarihi, İktisat Teorisi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Eleştirel Açıdan Coase ve Mülkiyet

Serkan Kiremit | March 27, 2011

“Marx iktisat arabasını hukuk atının önüne koymuştu. Coase ise sonunda atı olması gereken yere koydu.”

Tom Bethell

Bilinenin aksine, Ronald Coase ekolü ve onun hukuktaki büyük takipçisi Posner mülkiyet haklarını hiçbir zaman ilkesel olarak savunmamışlardır. Coase ve Posner argümanlarında bu hakları genellikle hukuktaki çözümsüzlüklere fayda sağladıkları için kullanmışlardır. Ancak Coase’un ilgilendiği şey aslen hukuktaki çözümsüzlükler değildir; bu nedenle araştırmaları sosyal hukuk devletindeki iktisadî yapılanmaya bir katkı olarak algılanmalıdır.

Öyleyse sorun nerede? İktisatta es geçilen konulardan biri de teorinin pratiğe uygulanmasıdır. Coase tam da bunu yapmayı kendisine düstur edinmiştir. Teori gerçek hayattaki en ufak bir soru karşısında dahi yanıtsız kalırsa ne olacaktır? Açıkçası ya kendini yenileme yoluna gidecek ya da suskunluğa gömülecektir. Coase ekolünün “radikal liberal iktisatçılarına” verdiği yanıtlar aslında Coase’un teorisinin hiçbir zaman pratikte uygulanamayacağını, uygulansa dahi sosyal maliyetleri açısından “birilerinin canını yakacağını” gösterir. Bu da bir teorinin talihsiz bir pozisyon aldığının apaçık kanıtıdır. Bu açıdan “The Nature of the Firm” ve “The Problem of Social Cost” makaleleri iktisada yabancı ve sorunludur.

Read the rest of this entry »

Comments
2 Comments »
Categories
İktisat Teorisi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

“Genel Teori”nin 75. Yılı

Can Madenci | February 18, 2011

Bu defa kısa bir hatırlatma yapalım: Bu ay Keynes’in The General Theory of Employment, Interest, and Money adlı kitabı yayınlanalı 75 yıl oluyor. Fikirlerini beğenin ya da beğenmeyin, Keynes’in kitabı iktisat biliminde ciddi çapta etki yaratan son önemli kitap. Genel Teori’den sonra iktisat biliminde aynı derecede etki yaratan başka bir kitap basılmadı.

70’lerdeki stagflasyon krizinden sonra fikirlerinin modası geçtiği düşünülmesine rağmen, son krizle birlikte Keynes’in ismi yeniden telaffuz ediliyor. Belki de bunda fazla garipsenecek bir şey yok, zira kriz dönemlerinde – “hiçbir şey yapmayın, piyasa her şeyi yoluna koyacak” diyenleri saymazsak – gerçek anlamda ne yapılması gerektiğini söyleyen, yani hükümetlere politika önerisinden bulunan başka iktisatçı yok.

Keynes’le ilgili olarak iktisat tarihçisi Mark Blaug’un sunduğu 1988 tarihli bir belgesel şurada. Videonun sayacı 21:20’ye geldiğinde Keynes’in bir konuşmasından kısacık bir bölüm başlıyor. Keynes’i ilk defa kanlı canlı (ama siyah-beyaz) görüp sesini duyuyorsunuz. Anladığım kadarıyla şöyle bir şeyler söylüyor kendisi:

We must free ourselves from the bondage of old ideas that have authorities who, though recognize the impossibility of restoring the old gold standard, would like to get us back as near to it as they can. This is not what we ought to be thinking. We ought to fix the future value of our money on foreign markets so as to be stable and at the same time in right adjustment with our wages, our national debt and so forth. (…) It is a wonderful thing for our businessmen and our manufacturers and our unemployed to taste hope again. But they must not allow anyone to put them back in the gold cage where they have been painting their hearts out all these years.

Keynes’in üç ciltlik biyografisini yazan Robert Skidelsky’nin Keynes and the Crisis of Capitalism adlı konuşması burada.  

Yine Skidelsky’nin Keynes ve Hayek’in krizler hakkındaki görüşlerinden bahsettiği Interpreting the Great Depression: Hayek versus Keynes adlı konuşması burada.

Paul Krugman’ın Genel Teori’nin Palgrave’den çıkan son baskısına yazdığı takdim yazısı burada.

Comments
No Comments »
Categories
Duyurular, İktisat Tarihi, İktisat Teorisi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Yapısal Dönüşüm ve İktisadi Kalkınma veya Jonathan Swift’ten Zenon’a, Zenon’dan Dani Rodrik’e

admin | January 20, 2011

Konuk Yazar: Eray Yücel, TCMB

22 Aralık 2010, Çarşamba günü 14:00-19:00 arasında Türkiye Ekonomi Politikaları AraştırmaVakfı – TEPAV önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı: Merih Celasun’a Saygı Günü. Türkiye’de iktisat disiplininin –halihazırda– yedisinden yetmişine pek çok üyesini doğrudan veya dolaylı yetiştiren değerli hocam Profesör Merih Celasun’u andık. Hocanın öğrencileri, öğrencilerinin öğrencileri, öğrencilerinin öğrencilerinin henüz hoca olamamış asistanları ve asistanların öğrencileri. Bu müteakip kuşaklar aslında bundan önce de sayısız kere aynı salonda toplanmışlardı, belki farkında olmadan. Bu kuşakların her biri Merih Hoca’dan belli dönemlerde ders aldılar, Hocanın belli tespitlerini bire bir aynı şekilde duydular, notlar tuttular. Hoca’ya ödevler hazırladılar, makaleler, bazan beğenilmeyeceğini bile bile ama beğenilmese de saygı göreceğini bilerek. Bu açıdan bakınca bazı tanıdıklarıma –klişe pahasına– Hoca burada olsaydı da görseydi demekten kendimi alamadım. Read the rest of this entry »

Comments
No Comments »
Categories
İktisatçılar, Konuk Yazarlar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

TÜRKİYE’DE İKTİSAT BLOGU EKSİKLİĞİ

Ceyhun_Elgin | December 5, 2010

Sitemizin kurucusu ve koordinatörü sevgili Barış (Urhan) geçtiğimiz hafta, her hafta sitede en az bir yazı gözükmesi amacıyla kurduğumuz formel olmayan düzenin gözcüsü olarak, bana yazı yazma zamanımın geldiğini hatırlattığında, “Ne yazmalıyım” diye düşünmeye başladım. Genelde, aklımda, birkaç hafta önceden bir konu belirirdi. Klasik bahaneler olacak ama, artık yoğunluk, yorgunluk ya da zamansızlık, hangi gerekçeyle olursa olsun, bu kez bırakın birkaç hafta önceden ne yazacağımı belirlemiş olmayı, haftanın bittiği bugün (5 Aralık 2010 Pazar) saat 19:30 itibariyle dahi ne yazsam sorusuna bir cevap bulamamıştım. Ya da o kadar fazla cevap bulmuştum ki, hangisini yazmam gerektiğine karar veremiyordum.

Read the rest of this entry »

Comments
8 Comments »
Categories
İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

2010 Nobel İktisat Ödülü

Ceyhun_Elgin | October 12, 2010

Evet, bir Nobel daha sahiplerini buldu. Bilindiği gibi dün Türkiye saatiyle öğlen 14:00’da resmi adıyla Alfred Nobel anısına verilen İsveç Merkez Bankası 2010 ekonomi ödülü açıklandı ve ödül üç iktisatçı arasında paylaşıldı. MIT’den Peter Diamond,  Northwestern Üniversitesi’nden Dale Mortensen ve London School of Economics’den Christopher Pissariders ödülün sahipleri oldular.

Peki Nobel komitesi bu ödülü bu iktisatçılara niçin verdi?

Read the rest of this entry »

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Teorisi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Hakim İktisat ve İktisadın Geleceği Üzerine

Ekrem Cunedioğlu | October 3, 2010

Dünyaya yayılan neoliberalizm dalgası neoklasik iktisadı destekleyerek iktisadi ortodoksluğun hâkim duruma geçmesine neden olmuştur. Öyle ki iktisadi alanda devlet müdahalesinin önemini vurgulayan kalkınma iktisadı ile Keynesgil iktisat, iktisat biliminin dışına atılmıştır. Bugün, Marksist kuram gibi alternatif akımları üniversite öğrencileri ancak iktisadi düşünceler tarihi derslerinde görebilmektedir ki bu tek derste de alternatif kuramların ayrıntılarına girmek mümkün olamamaktadır. Diğer bir taraftan, neoklasik iktisat, kurduğu yeni krallıkta kendine yardımcı olarak “nicel yöntemlerin ağırlık kazanması” nı seçmiş ve bu iki arkadaş birbirlerine destek olarak hâkimiyetlerine süreklilik kazandırmışlardır.

Bilimsel camiada her ne kadar demokrasi var gibi görünse de iktisat alanında hemen hemen tüm tebaa neoklasik iktisada biat etmektedir. Bunun temel nedeni akademik atama ve yükseltme ölçütlerinin akademik prestiji yüksek olan bilimsel dergilerde yayın yapmaya bağlanmış olmasıdır. Bu tür dergilerin çoğuna sunulan çalışmaların yayınlanabilmesi, neoklasik iktisadın ana varsayımlarını kabul edip kurulan bir modelin ekonometrik olarak sınanmasına bağlı duruma getirilmiştir. Bu durum, zaten yeterince büyük olan neoklasik ateşi körüklemekten başka bir şey değildir.

Read the rest of this entry »

Comments
3 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisat Tarihi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

« Previous Entries Next Entries »

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • Can Madenci on Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?
  • Fatih Kansoy on Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?
  • Serkan kiremit on Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (28)
  • Duyurular (26)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (29)
  • İktisat Tarihi (26)
  • İktisat Teorisi (37)
  • İktisatçılar (46)
  • İşgücü Piyasaları (2)
  • Kalkınma İktisadı (2)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (2)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (12)
  • Nöropazarlama (12)
  • Okuma Önerileri (11)
  • Oyun Teorisi (11)
  • Özel Dosyalar (2)
  • Petrol (2)
  • Psikoloji (4)
  • Risk ve Belirsizlik (2)
  • Röportajlar (2)
  • Sanat ve İdeoloji (1)
  • Serbest Atış (77)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye Ekonomisi (1)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (18)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (3)
  • Yoksulluk (3)

 

May 2012
M T W T F S S
« Apr    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox