iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

Teori Üzerine

Levent_Neyse | January 6, 2012

Ekonomik modeller her ne kadar genellemelere dayansalar da, birçok önemli ayrıntıyı yok saysalar da ve çoğu zaman gerçeklerden uzak gibi gözükseler de hiç kuşkusuz iktisat biliminin en önemli araçlarıdırlar. Evet, deneysel iktisat, davranışsal iktisat, post-ostistik iktisat gibi alt bilim dalları ve akımlar ana akım iktisadi ve onun modellerini sert bir şekilde eleştirmektedir. Haksız da değillerdir çoğu noktada. Ancak dikkat çekilmesi gereken bir nokta vardır ki o da bir akademisyenin, bir öğrencinin ya da akademi dışındandan bir araştırmacının fikirlerini beyan ederken veya çalışmalarını sürdürürken eleştirilerini öne sürme sebebi. Zira eleştirdiği konuyu bilmeyen bir araştırmacının veya akademisyenin yaptığı aslında eleştiri değil, okuduğu eleştirileri ve yorumları ezberlemektır. Örneğın deneysel iktisadı ele alırsak  “Zaten ana akım iktisat çoktan çürütüldü, onun varsayımları mantıksızdır” demek ve daha da kötüsü teorik çalışmaları görmezden gelerek sadece deneysel kaynaklara yönelmek bir deneysel iktisatçı için çok büyük bir kayıptır.
Read the rest of this entry »

Comments
4 Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisat Teorisi, Okuma Önerileri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? (Oğuz Atay’dan…)

U.Baris_Urhan | June 12, 2011

2. BÖLÜM / 14: Her Şeyle Uğraşan Adam

“Zannediyorlar ki, kendilerine lazım olan şey karşılarına çıkan matematik denklemleri çözmek, eğrileri çizmek ve buldukları sonuçları hemen Almancaya, İngilizceye çevirerek yabancı dergilere göndermek ve başkalarının kitaplarında bu makalelerden bahsedilmesini temin etmek. Peki, bütün bunları neden yapıyorsunuz? Efendim, bilim uğruna yapıyoruz. Peki, şimdi bir an için, bütün şu yüksek denklemleri ve uzun sonuçları bırak da bana söyle. Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? Dedim. Bilim mi nedir? Evet. Efendim bilim, uğraştığımız şeydir. Bilim, her şeyden önce, üniversiteyi bitirdikten sonra, ‘bilim yoklaması’ ve ‘yabancı dil sınavı’ gibi engelleri aşarak, doktora öğrencisi olmaya hak kazanabilmek için gerekli bir şeydir. Sonra, bir süre kürsüye gelen yabancı kitapları ve dergileri izleyerek bakalım ne var ne yok diye durumu izlemektir; sonra durumu kollamak ve çok küçük bir mesele seçmek ve bu küçük şeyi büyüterek onu bir doktora haline getirmektir ve bu doktorayı yapmaktır. Sonra doktora sınavından başarı göstermektir ve bu başarıyı gösterdikten sonra gülümsemeyi unutmaktır. Bilimin, birinci ve en zor şartı budur. Sonra karşınıza doçentlik sınırı gelir. Bu sınırı aşmak ilk bakışta zor gibi görünürse de asıl zorluk doçent olmak değil, eylemli doçent olmaktır; yani bir kadro ayarlamaktır. Bunun için daha bilimin başında, yani kürsü seçerken boş kadrolu birine kapılanmak ve gereğinde profesörler kurulunda sizin hakkınızı arayabilecek dişli bir kürsü başkanı bulmaktır. Sonra profesörlük bilimi gelir. Bu bilime akıl erdirmek biraz zordur; onun için en iyisi sabırla beş yılı beklemesini bilmektir; bu arada bilime oy verecek profesörleri gücendirmemesini bilmektir. Çünkü, beş yıl sonra bilim seni içine almak için gerekli sayıda parmağı kaldırmaz. Milli Eğitim Bakanı’nın onayı da bilimde önemli bir yer tutar. Bakarsın kendin bile anlamadan biraz ilerici olmuşsundur: evrakın aylarca bakanlıkta beklemiştir. Bilim için ne acılar çekmişsindir. Profesör olan bir bilimin sonu gelmiş gibidir. Onun için demişlerdir ki “Gençliğine doyamadan profesör oldu”. Çünkü bir insan olsa olsa ne olur? En çok profesör olur. Daha sonra ne olur? Hiç. İşte öyleyse profesörlükten sonrası bir hiçtir. Fakat çoğu zaman bilim burada kalmaz. Bir de bakarsın yıllar geçmiş, kürsü başkanı olmak için sıran gelmiştir: fakat bir kürsüde birden fazla bilim olabilir ve genel kurullarda parmak sayısı hesabı birden önem kazanır. Fakat ne de olsa artık profesörsün; kürsü başkanı olamasan da artık senin için karada ölüm yoktur. “Profesörlük takdim tezi”’ni yazalı yıllar geçmiş, artık ne doktora, ne tez, ne de kitap yazma engeli var önünde; bundan sonra olsa olsa öğrencilere ders kitabı yazabilirsin, maddi durumunu düzeltirsin ve profesörler yapı kooperatifine girerek yılardır yorulan kafanı dinleyebilirsin; tabii dekanlık, rektörlük gibi yeni bilimsel araştırmalar seni beklemiyorsa. Görülüyor ki arkadaşlar bilim uzun ve çetin bir yoldur.”

Oğuz Atay / Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan / s. 176-178

Not: TOBB ETÜ İktisat Bölümü’nden Emre Ergin’e katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Türkiye’de İktisat Dergileri

Ceyhun_Elgin | May 12, 2011

Önceki yazılarımın birkaçında, “Türkiye’de neden iktisat bloğu yok?”, “Türkiye’den neden aynı şehirlerdeki iktisat bölümleri bir araya gelip uluslar arası bir yüksek lisans okulu kurmazlar?” gibi sorular sorarak ülkedeki iktisat bilimiyle ilgili eksikleri yazdığımı hatırlıyorum.

Bu sefer de benzer ve ilintili bir konuya, Türkiye’deki iktisat dergilerine değinmek istiyorum.

Read the rest of this entry »

Comments
No Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Okuma Önerileri, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

İktisat, bir vaziyetleme bilim-ciği

U.Baris_Urhan | December 26, 2010

Bu aralar kafam iktisatla meşgul, aslını isterseniz kendisine fena halde gıcığım. Bu düşüncelerimi hatırlamamı sağlayan ise  çok sevdiğim bir meslektaşımın şu sorusu oldu:

Barış merhaba nasılsın,
Vaktini almazsam birşey danışmak istiyorum sana. Bu dönem mikroteori dersinde dönem sonunda bir proposal vermemiz gerekiyor, sen de bildiğim kadarıyla mikro çalışıyosun. Aslında biraz geç kaldım bunun için son bir haftanın içindeyim çünkü. Ama şöyle birşey düşünüyorum; Tüketicilerin tüketimlerini etkileyen conformity (özentilik) ve vanity (gösteriş-statü belli eden tüketim) diye iki faktör var. En başta vanity faktörü baskın olarak tüketilen bir mal ( mesela starbucks kahve) insanların birbirlerine bakarak tüketmesiyle (cascade theory- herd behavior) conformity baskın mala dönüşür mü, hangi şartlarda dönüşür? ( ne zaman ve hangi şartlarda kamyon şoförleri de starbucks kahve içer )
Çok mu karışık, çünkü biraz baktım bunu hep signalling modelle falan yapmışlar gerçi sadece proposal olacak bu ama fikrini söylersen çok mutlu olurum. Şimdiden çok teşekkürler,

Anlı şanlı okulların bizlere öğrettiği ne yazık ki bundan öte değil. Öyle ki Türkiye’nin bu anlı şanlı okullarının, anlı şanlı akademisyenleri yeri geldiğinde Nobel almış iktisatçıların sınavlarından geçenlere “Sen yeterli değilsin!” bile diyebilecek kadar ulvi şahıslar!

Ne öğreniyoruz? Ne öğrettiler?
İktisata ilk geldiğim sene karşımda, önündeki kitabın sayfalarını okuyan insanlar vardı. Zilin çalmadığı bu büyük sınıflara amfi, kürsüde duran yüksek öğretmenlere de profesör deniyordu. Bizler de 100′ün üzerinde genç dimağ, anlattıklarını anlamaya çalışıyorduk. Hımm, bir de ÖSS’ye giren bizleri geri zekalı sanan zihniyetin zorunlu Türkçe ve tarih dersleri vardı. Hangi akılsız akıl ettiyse, bir de bunlar için okulda kalıyorduk. Üniversite demişlerdi ama pek de bir marifeti yoktu. Sabah 9:45′te başlıyor, öğlen 1 saat yemek yedikten sonra 15:30′a kadar devam ediyorduk. Zaten dersten çıkıp yurda giden adamın ertesi güne ancak hali kalıyordu. Birinci sınıf bittiğinde arzın, talebin, borçlar hukukundaki birkaç maddenin, beden eğitimi dersine girmediğimiz halde verilen “geçer” notunun dışında pek bir şey kalmamıştı aklımda. Bir de hiç unutmam, soruyu yanlış çözen 35 yaşlarındaki asistanın “kağıtta böyle yazıyor” deyişi… Bilim dediğin bu değil miydi zaten? Kağıt ne diyorsa o!
Read the rest of this entry »

Comments
10 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Hakim İktisat ve İktisadın Geleceği Üzerine

Ekrem Cunedioğlu | October 3, 2010

Dünyaya yayılan neoliberalizm dalgası neoklasik iktisadı destekleyerek iktisadi ortodoksluğun hâkim duruma geçmesine neden olmuştur. Öyle ki iktisadi alanda devlet müdahalesinin önemini vurgulayan kalkınma iktisadı ile Keynesgil iktisat, iktisat biliminin dışına atılmıştır. Bugün, Marksist kuram gibi alternatif akımları üniversite öğrencileri ancak iktisadi düşünceler tarihi derslerinde görebilmektedir ki bu tek derste de alternatif kuramların ayrıntılarına girmek mümkün olamamaktadır. Diğer bir taraftan, neoklasik iktisat, kurduğu yeni krallıkta kendine yardımcı olarak “nicel yöntemlerin ağırlık kazanması” nı seçmiş ve bu iki arkadaş birbirlerine destek olarak hâkimiyetlerine süreklilik kazandırmışlardır.

Bilimsel camiada her ne kadar demokrasi var gibi görünse de iktisat alanında hemen hemen tüm tebaa neoklasik iktisada biat etmektedir. Bunun temel nedeni akademik atama ve yükseltme ölçütlerinin akademik prestiji yüksek olan bilimsel dergilerde yayın yapmaya bağlanmış olmasıdır. Bu tür dergilerin çoğuna sunulan çalışmaların yayınlanabilmesi, neoklasik iktisadın ana varsayımlarını kabul edip kurulan bir modelin ekonometrik olarak sınanmasına bağlı duruma getirilmiştir. Bu durum, zaten yeterince büyük olan neoklasik ateşi körüklemekten başka bir şey değildir.

Read the rest of this entry »

Comments
3 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisat Tarihi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

İktisat Mezununun Kariyer Telaşı

Ekrem Cunedioğlu | September 28, 2010

Bu yazıyı okuyacak olanları uyarmalıyım. Bu yazının yazarı, lisans eğitimini daha yeni tamamlamış, ağzı laf yapan, bilim insanının üç aşamalı evrim sürecinin henüz birinci aşamasında (bilimsel köle  – bilim adamcığı – bilim adamı), Ferrari motoru takılmış Şahin havasında, 85 model biridir. Okuyacaklarınızı lütfen bu bilgiler ışığında değerlendiriniz sevgili okurum.

Nedir bu yazıda anlatmaya çalışacağım? Lisans eğitimine devam eden ya da lisans eğitimini tamamlamış bir iktisatçı adayının, kariyer konusunda kesin deyişlerde bulunmasının mavra atmaktan öteye gidemeyeceğini anlatacağım.

Read the rest of this entry »

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Genç Ekrem’in Acıları 3

Ekrem Cunedioğlu | September 13, 2010

Bu üçüncü yazıyla hikâyemi sonlandırıyorum. Bu yazıda bir öğrencinin yolunu yeniden çizerken çektiği sıkıntıları ve inanmanın gücünü bulacaksınız.

Read the rest of this entry »

Comments
2 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Genç Ekrem’in Acıları 2

Ekrem Cunedioğlu | September 9, 2010

Hikâyeme kaldığım yerden devam ediyorum. Bu kısımda İTÜ’lü yıllarımın özetini bulacaksınız.

Read the rest of this entry »

Comments
No Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Genç Ekrem’in Acıları 1

Ekrem Cunedioğlu | September 4, 2010

Bu yazı 25 yıllık kısa hayatımın öğrencilik yılları kısmının kısa bir anlatımıdır. Benim hikâyem sana ne katabilir bilmiyorum, ama seni eğlendireceği kesin. Eğer seni eğlendirecekse bu hikâye iyi bir hikâyedir ve senle paylaşmam gerekir diye düşünüyorum ve başlıyorum Yeşilçam filmi tadındaki hikâyeme. Aşk, ihtiras, gözyaşı, gülücükler… Huzur film gururla sunar: Genç Ekrem’in Acıları. Bu filmde aradığınız her şeyi bulacaksınız sevgili izleyiciler.

Read the rest of this entry »

Comments
2 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Erasmus Değişim Programları: Bol alkol, geçilemeyen dersler, uzatılan okullar…

U.Baris_Urhan | July 2, 2010

Sağ olsun Ekrem dün bir isyan bayrağı çekti. Ben de bugün onun bayrağının yanına bir başka bayrak çekmek niyetindeyim: Erasmus değişim programları!

Google’a bu işin amacı nedir diye sorduğumda önce nazlandı “Git Binali Yıldırım’a sor” dedi ama sonra ikna etmeyi başardım. Çıkan sonuçlarda şöyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz:

Programın amacı Avrupa Birliği ülkeleriyle aday ülkelerin yüksek öğretim kurumları arasındaki işbirliğini teşvik edip geliştirerek yükseköğretimde Avrupa boyutunu ön plana çıkarmaktır. Bu amaçla Erasmus programı kapsamında her yıl binlerce öğrenciye ve öğretim görevlisine eğitim ve öğretim faaliyetlerinin bir kısmını yurtdışında geçirme imkanı tanınmakta, bunun yanında ortak araştırma projeleri, yoğun programlar, müfredat geliştirme çalışmaları ve Avrupa çapında Tematik Ağların finansmanı sağlanmaktadır. Erasmus eylemi oluşturulurken hedefler arasında Avrupa’da yüksek öğrenimin kalitesini arttırmak, farklı kültürler ve yaşam biçimlerine karşı toleranslı yaklaşabilme becerisini geliştirmek ve dünyanın en rekabetçi ekonomileri arasında Birlik olarak yer alabilmek için küreselleşme sürecinde istihdam piyasasının niteliklerine uygun eleman yetiştirebilmek amaçlanmıştır.

Sevgili Avrupa Birliği’nin ilgili birimleri başta olmak üzere tüm “paydaş”lara, bu aralar necip Türk köşe yazarlarının arasında moda olduğu üzere, ben de bir açık mektup yazayım. Hoş, açık mektubun dili Türkçe olduğu için Avrupalı dostlarımız zorluk çekebilirler ama Google Translate pek de fena değildir. (Please use Google Translate my dear EU) Read the rest of this entry »

Comments
3 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

« Previous Entries

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • BLC on İktisatta Deney Yapılır mı?
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (25)
  • Duyurular (25)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (24)
  • İktisat Tarihi (23)
  • İktisat Teorisi (32)
  • İktisatçılar (44)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (1)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (10)
  • Nöropazarlama (10)
  • Okuma Önerileri (10)
  • Oyun Teorisi (10)
  • Risk ve Belirsizlik (1)
  • Röportajlar (2)
  • Serbest Atış (74)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (13)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (1)
  • Yoksulluk (3)

 

February 2012
M T W T F S S
« Jan    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox