iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

Nasıl Bir iktisat Eğitimi? (II) – Bilim Olarak İktisat

Can Madenci | April 27, 2012

Bu yazıda bilim olarak iktisadın niteliklerinden bahsetmeyeceğim. Burada beni ilgilendiren şey, iktisat eğitiminin bilim olarak iktisat şeklinde verilmesi durumunda ortaya çıkan sorunlar. Bunların en önemlisi de iktisadın matematiksel olarak anlatılması. Burada becerebildiğim kadarıyla bunları ele almaya çalışacağım.

Önceki yazıda dediğim gibi, bilim olarak iktisat öncelikle ekonomik olayların meydana geldiği dünyayı anlamaya yöneliktir. Meslek olarak iktisat ise bu dünyayı sadece veri alır. Mesleki anlamda iktisatçı olabilirsiniz, ama finans piyasalarıyla ilgili raporları anlayabilecek seviyede olmanız entelektüel açıdan iktisat bildiğiniz anlamına gelmez.

Read the rest of this entry »

Comments
7 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

İktisat ve İktisatçı

Serkan Kiremit | April 22, 2012

 Aslında gücü elinde bulunduranların kibirlerine karşı bir meydan okuma olan iktisat gerçeğine dikkat edilmezse, iktisadi düşünceler tarihini anlamak mümkün değildir. Bir iktisatçı asla demagogların ve otokratların favorisi olamaz. Onlara göre iktisatçı daima sorun çıkarandır. Ve içten içe iktisatçıların itirazlarının tutarlı olduğuna ne kadar çok inanırlarsa, ondan o kadar çok nefret ederler.

 Mises, İnsan Eylemi, s.67

İktisat bilgisi aydınlanma döneminin bir disiplinidir. İktisat, insan aklı ile insan eylemlerinin birbirini sürekli desteklediği, içerisinde birçok evrensel kuralın olduğu bir bilimdir. Bu bilim fen bilimlerindeki gibi deneye ve matematiğe ihtiyaç duymadan, sadece her insanda mevcut olan “insan davranışları ile mantığın” iç içe geçtiği bir sosyal bilimdir. Fen bilimleri cansız varlıkların veya aklın dışlandığı ama içgüdülerin yönettiği hayvan ve bitkiler dünyasını inceler. Oysa sosyal bilimler insan davranışlarının mantık çerçevesinde incelendiği, içinde “insan varoluşu” olan bir bilim türüdür.

Read the rest of this entry »

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisat Tarihi, İktisat Teorisi, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Nasıl Bir İktisat Eğitimi? (I) – Meslek Olarak İktisat

Can Madenci | April 6, 2012

Barış son yazısında ODTÜ’deki iktisat derslerinin matematik içeriğinden bahsetmiş ve haklı olarak yakınmış. Gerçi Boğaziçi, Bilkent ve ODTÜ gibi okullardaki iktisat eğitiminin iktisat bilimine ilişkin bir eğitim olmaktan çıkıp âdeta “iktisat mühendisliğine” dönüştüğü doktora öğrencileri ve akademisyenler arasında konuşulan bir konudur, ama bu okullardaki iktisat derslerine girmeyen talihli kişiler için bunu ilk elden dinlemek daha öğretici oluyor.  

Bu yazıda meseleyi biraz farklı bir açıdan ele alacağım. Barış’ın bahsettiği ve bizim gibileri için esas sorunu oluşturan meselelere ise bir sonraki yazıda bakacağım.

Read the rest of this entry »

Comments
11 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Hanım koş! ODTÜ ilk 100′e girmiş!

U.Baris_Urhan | March 16, 2012

Herkesin olduğu gibi bu haberi ilk duyduğumda bende heyecanlandım! Hoş, bu konularla ilgili iktisat eğitimi özelinde yazılar yazmış birisi olarak üniversitelerimizin yayın potansiyelleri hakkında bir miktar bilgi sahibi olduğum için biraz da garibime gitmişti. Hayır, ODTÜ’nün bu listeye giremeyeceğini düşündüğümden değil; böyle bir listenin ilk 100′üne Türkiye’den hiçbir üniversitenin, en azından şimdilik, girebilmesinin mümkün olmadığını bildiğim içindi. Eğri oturup doğru konuşalım. Eğitime ayrılan bu bütçeyle, üniversitelerin büyük kısmı “depo üniversite” olarak kullanılırken, hala 3-5 akademisyenle üniversite açabiliyorken, bir akademisyene bir sınavda 900 kağıt okutulurken akademi camiasından nasıl bir başarı bekleyebiliriz? Diğer taraftan İngilizce bilgisi KPDS ya da ÜDS sınavına mahkum, onlarca profesörün uluslararası doğru düzgün bir yayının olmadığı bir zihniyet yapısından nasıl iyi bir araştırma bekleyebiliriz? Haliyle bu denklemin iki tarafı da sorunlu olduğu için, iki tarafının da düzenlenmesi gerekiyor. İşte bu duygularla Times’ın verilerine biraz daha yakından bakmaya karar verdim. Gelin, birlikte inceleyelim… Read the rest of this entry »

Comments
3 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Bir İktisaçının Aşkı – 14 Şubat’a selam olsun! :-)

admin | February 14, 2012

BİR İKTİSATÇININ AŞKI
Yatay seyir izleyen kalp grafiğimi yukarı yönlü harekete geçirensin,
Yüksek seviyeden arz ettim aşkımı; yoğun talep beklentisiyle,
Arzımın talebinle kesiştiği noktada dengeye gelecek aşkımız,
O noktada maksimize edeceğiz marjinal faydamızı göreceksin.

Kararlı denge kuracağız seninle, yapay şoklara dayanaklı,
Uzun vadeli olacak aşkımız çünkü makro büyüklüklerde sevdim seni, mikro mekanlarda.
Dilerim ki birbirimize hep dürüst olalım, hiç net hata noksanlar olmasın kalplerimizde.
Ve farkında olmadan direnç noktanı kırarsam,
Resesyon yapma, kısa zamanda tepki alımlarımla alacağım gönlünü.

Read the rest of this entry »

Comments
2 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Okuma Önerileri, Sanat ve İdeoloji, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Teori Üzerine

Levent_Neyse | January 6, 2012

Ekonomik modeller her ne kadar genellemelere dayansalar da, birçok önemli ayrıntıyı yok saysalar da ve çoğu zaman gerçeklerden uzak gibi gözükseler de hiç kuşkusuz iktisat biliminin en önemli araçlarıdırlar. Evet, deneysel iktisat, davranışsal iktisat, post-ostistik iktisat gibi alt bilim dalları ve akımlar ana akım iktisadi ve onun modellerini sert bir şekilde eleştirmektedir. Haksız da değillerdir çoğu noktada. Ancak dikkat çekilmesi gereken bir nokta vardır ki o da bir akademisyenin, bir öğrencinin ya da akademi dışındandan bir araştırmacının fikirlerini beyan ederken veya çalışmalarını sürdürürken eleştirilerini öne sürme sebebi. Zira eleştirdiği konuyu bilmeyen bir araştırmacının veya akademisyenin yaptığı aslında eleştiri değil, okuduğu eleştirileri ve yorumları ezberlemektır. Örneğın deneysel iktisadı ele alırsak  “Zaten ana akım iktisat çoktan çürütüldü, onun varsayımları mantıksızdır” demek ve daha da kötüsü teorik çalışmaları görmezden gelerek sadece deneysel kaynaklara yönelmek bir deneysel iktisatçı için çok büyük bir kayıptır.
Read the rest of this entry »

Comments
4 Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisat Teorisi, Okuma Önerileri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? (Oğuz Atay’dan…)

U.Baris_Urhan | June 12, 2011

2. BÖLÜM / 14: Her Şeyle Uğraşan Adam

“Zannediyorlar ki, kendilerine lazım olan şey karşılarına çıkan matematik denklemleri çözmek, eğrileri çizmek ve buldukları sonuçları hemen Almancaya, İngilizceye çevirerek yabancı dergilere göndermek ve başkalarının kitaplarında bu makalelerden bahsedilmesini temin etmek. Peki, bütün bunları neden yapıyorsunuz? Efendim, bilim uğruna yapıyoruz. Peki, şimdi bir an için, bütün şu yüksek denklemleri ve uzun sonuçları bırak da bana söyle. Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? Dedim. Bilim mi nedir? Evet. Efendim bilim, uğraştığımız şeydir. Bilim, her şeyden önce, üniversiteyi bitirdikten sonra, ‘bilim yoklaması’ ve ‘yabancı dil sınavı’ gibi engelleri aşarak, doktora öğrencisi olmaya hak kazanabilmek için gerekli bir şeydir. Sonra, bir süre kürsüye gelen yabancı kitapları ve dergileri izleyerek bakalım ne var ne yok diye durumu izlemektir; sonra durumu kollamak ve çok küçük bir mesele seçmek ve bu küçük şeyi büyüterek onu bir doktora haline getirmektir ve bu doktorayı yapmaktır. Sonra doktora sınavından başarı göstermektir ve bu başarıyı gösterdikten sonra gülümsemeyi unutmaktır. Bilimin, birinci ve en zor şartı budur. Sonra karşınıza doçentlik sınırı gelir. Bu sınırı aşmak ilk bakışta zor gibi görünürse de asıl zorluk doçent olmak değil, eylemli doçent olmaktır; yani bir kadro ayarlamaktır. Bunun için daha bilimin başında, yani kürsü seçerken boş kadrolu birine kapılanmak ve gereğinde profesörler kurulunda sizin hakkınızı arayabilecek dişli bir kürsü başkanı bulmaktır. Sonra profesörlük bilimi gelir. Bu bilime akıl erdirmek biraz zordur; onun için en iyisi sabırla beş yılı beklemesini bilmektir; bu arada bilime oy verecek profesörleri gücendirmemesini bilmektir. Çünkü, beş yıl sonra bilim seni içine almak için gerekli sayıda parmağı kaldırmaz. Milli Eğitim Bakanı’nın onayı da bilimde önemli bir yer tutar. Bakarsın kendin bile anlamadan biraz ilerici olmuşsundur: evrakın aylarca bakanlıkta beklemiştir. Bilim için ne acılar çekmişsindir. Profesör olan bir bilimin sonu gelmiş gibidir. Onun için demişlerdir ki “Gençliğine doyamadan profesör oldu”. Çünkü bir insan olsa olsa ne olur? En çok profesör olur. Daha sonra ne olur? Hiç. İşte öyleyse profesörlükten sonrası bir hiçtir. Fakat çoğu zaman bilim burada kalmaz. Bir de bakarsın yıllar geçmiş, kürsü başkanı olmak için sıran gelmiştir: fakat bir kürsüde birden fazla bilim olabilir ve genel kurullarda parmak sayısı hesabı birden önem kazanır. Fakat ne de olsa artık profesörsün; kürsü başkanı olamasan da artık senin için karada ölüm yoktur. “Profesörlük takdim tezi”’ni yazalı yıllar geçmiş, artık ne doktora, ne tez, ne de kitap yazma engeli var önünde; bundan sonra olsa olsa öğrencilere ders kitabı yazabilirsin, maddi durumunu düzeltirsin ve profesörler yapı kooperatifine girerek yılardır yorulan kafanı dinleyebilirsin; tabii dekanlık, rektörlük gibi yeni bilimsel araştırmalar seni beklemiyorsa. Görülüyor ki arkadaşlar bilim uzun ve çetin bir yoldur.”

Oğuz Atay / Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan / s. 176-178

Not: TOBB ETÜ İktisat Bölümü’nden Emre Ergin’e katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Türkiye’de İktisat Dergileri

Ceyhun_Elgin | May 12, 2011

Önceki yazılarımın birkaçında, “Türkiye’de neden iktisat bloğu yok?”, “Türkiye’den neden aynı şehirlerdeki iktisat bölümleri bir araya gelip uluslar arası bir yüksek lisans okulu kurmazlar?” gibi sorular sorarak ülkedeki iktisat bilimiyle ilgili eksikleri yazdığımı hatırlıyorum.

Bu sefer de benzer ve ilintili bir konuya, Türkiye’deki iktisat dergilerine değinmek istiyorum.

Read the rest of this entry »

Comments
No Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Okuma Önerileri, Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

İktisat, bir vaziyetleme bilim-ciği

U.Baris_Urhan | December 26, 2010

Bu aralar kafam iktisatla meşgul, aslını isterseniz kendisine fena halde gıcığım. Bu düşüncelerimi hatırlamamı sağlayan ise  çok sevdiğim bir meslektaşımın şu sorusu oldu:

Barış merhaba nasılsın,
Vaktini almazsam birşey danışmak istiyorum sana. Bu dönem mikroteori dersinde dönem sonunda bir proposal vermemiz gerekiyor, sen de bildiğim kadarıyla mikro çalışıyosun. Aslında biraz geç kaldım bunun için son bir haftanın içindeyim çünkü. Ama şöyle birşey düşünüyorum; Tüketicilerin tüketimlerini etkileyen conformity (özentilik) ve vanity (gösteriş-statü belli eden tüketim) diye iki faktör var. En başta vanity faktörü baskın olarak tüketilen bir mal ( mesela starbucks kahve) insanların birbirlerine bakarak tüketmesiyle (cascade theory- herd behavior) conformity baskın mala dönüşür mü, hangi şartlarda dönüşür? ( ne zaman ve hangi şartlarda kamyon şoförleri de starbucks kahve içer )
Çok mu karışık, çünkü biraz baktım bunu hep signalling modelle falan yapmışlar gerçi sadece proposal olacak bu ama fikrini söylersen çok mutlu olurum. Şimdiden çok teşekkürler,

Anlı şanlı okulların bizlere öğrettiği ne yazık ki bundan öte değil. Öyle ki Türkiye’nin bu anlı şanlı okullarının, anlı şanlı akademisyenleri yeri geldiğinde Nobel almış iktisatçıların sınavlarından geçenlere “Sen yeterli değilsin!” bile diyebilecek kadar ulvi şahıslar!

Ne öğreniyoruz? Ne öğrettiler?
İktisata ilk geldiğim sene karşımda, önündeki kitabın sayfalarını okuyan insanlar vardı. Zilin çalmadığı bu büyük sınıflara amfi, kürsüde duran yüksek öğretmenlere de profesör deniyordu. Bizler de 100′ün üzerinde genç dimağ, anlattıklarını anlamaya çalışıyorduk. Hımm, bir de ÖSS’ye giren bizleri geri zekalı sanan zihniyetin zorunlu Türkçe ve tarih dersleri vardı. Hangi akılsız akıl ettiyse, bir de bunlar için okulda kalıyorduk. Üniversite demişlerdi ama pek de bir marifeti yoktu. Sabah 9:45′te başlıyor, öğlen 1 saat yemek yedikten sonra 15:30′a kadar devam ediyorduk. Zaten dersten çıkıp yurda giden adamın ertesi güne ancak hali kalıyordu. Birinci sınıf bittiğinde arzın, talebin, borçlar hukukundaki birkaç maddenin, beden eğitimi dersine girmediğimiz halde verilen “geçer” notunun dışında pek bir şey kalmamıştı aklımda. Bir de hiç unutmam, soruyu yanlış çözen 35 yaşlarındaki asistanın “kağıtta böyle yazıyor” deyişi… Bilim dediğin bu değil miydi zaten? Kağıt ne diyorsa o!
Read the rest of this entry »

Comments
10 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Hakim İktisat ve İktisadın Geleceği Üzerine

Ekrem Cunedioğlu | October 3, 2010

Dünyaya yayılan neoliberalizm dalgası neoklasik iktisadı destekleyerek iktisadi ortodoksluğun hâkim duruma geçmesine neden olmuştur. Öyle ki iktisadi alanda devlet müdahalesinin önemini vurgulayan kalkınma iktisadı ile Keynesgil iktisat, iktisat biliminin dışına atılmıştır. Bugün, Marksist kuram gibi alternatif akımları üniversite öğrencileri ancak iktisadi düşünceler tarihi derslerinde görebilmektedir ki bu tek derste de alternatif kuramların ayrıntılarına girmek mümkün olamamaktadır. Diğer bir taraftan, neoklasik iktisat, kurduğu yeni krallıkta kendine yardımcı olarak “nicel yöntemlerin ağırlık kazanması” nı seçmiş ve bu iki arkadaş birbirlerine destek olarak hâkimiyetlerine süreklilik kazandırmışlardır.

Bilimsel camiada her ne kadar demokrasi var gibi görünse de iktisat alanında hemen hemen tüm tebaa neoklasik iktisada biat etmektedir. Bunun temel nedeni akademik atama ve yükseltme ölçütlerinin akademik prestiji yüksek olan bilimsel dergilerde yayın yapmaya bağlanmış olmasıdır. Bu tür dergilerin çoğuna sunulan çalışmaların yayınlanabilmesi, neoklasik iktisadın ana varsayımlarını kabul edip kurulan bir modelin ekonometrik olarak sınanmasına bağlı duruma getirilmiştir. Bu durum, zaten yeterince büyük olan neoklasik ateşi körüklemekten başka bir şey değildir.

Read the rest of this entry »

Comments
3 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, İktisat Tarihi, İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

« Previous Entries

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • Serkan kiremit on Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?
  • Can Madenci on Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?
  • Fatih Kansoy on Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (28)
  • Duyurular (26)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (29)
  • İktisat Tarihi (26)
  • İktisat Teorisi (37)
  • İktisatçılar (46)
  • İşgücü Piyasaları (2)
  • Kalkınma İktisadı (2)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (2)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (12)
  • Nöropazarlama (12)
  • Okuma Önerileri (11)
  • Oyun Teorisi (11)
  • Özel Dosyalar (2)
  • Petrol (2)
  • Psikoloji (4)
  • Risk ve Belirsizlik (2)
  • Röportajlar (2)
  • Sanat ve İdeoloji (1)
  • Serbest Atış (77)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye Ekonomisi (1)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (18)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (3)
  • Yoksulluk (3)

 

May 2012
M T W T F S S
« Apr    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox