iktisadiyat

  • Home
  • Hakkımızda
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi

GSM Firmalarında Ücretlendirme: Kişisel Bir Araştırma

U.Baris_Urhan | January 21, 2010


Yaklaşık 6 aydır aktif olarak kullandığım Turkcell hattımın her ay gelen faturalarındaki artıştan yola çıkarak Avea ve Vodafone ile karşılaştırmalı bir araştırma yaptım ve şöyle bir sonuç ortaya çıktı:
.
Ayda, en yoğun konuştuğum dönemde bile, yaklaşık olarak 8.000sn’lik (Turkcell+ Sabit Hat + Diğer Operatörler) bir görüşme yapmışım. Bu görüşmenin karşılığı olarak 28,61TL (vergiler hariç) ödemede bulunmuşum. (Vergiler ve SMS’lerle beraber her ay ortalama 85-90TL ödüyor(d)um)
.
Oysa bunun yerine Vodafone Cep Kamu 20 paketine geçseydim (ailenizde bir yakınınız kamu çalışanıysa ya da emekliyse geçebiliyorsunuz) bu görüşme için ödeyeceğim ücret vergiler dahil 20TL olacaktı ve numaramı Turkcell’den taşıdığım için bir de ilk 6 ay boyunca 7200sn (120dk) fazladan yani toplamda 14.400sn (240dk) görüşebilecektim. Bu şu demek, Turkcell’den yaklaşık 60TL’ye yapacağım görüşmeyi Vodafone’dan 20TL’ye yapabilirim.

Mesajlaşmam ise şu andaki tarifem olan Turkcell Genç Tarife’de 30kr iken Vodefone Cep Kamu 20 tarifesinde 25kr.

Telefonumda kayıtlı numaraların 3 tanesi dışında hepsinin Turkcell olduğu yani Vodafone’a geçtiğimde görüşme yapacağım hemen herkesin “diğer operatörler”e dahil edileceği durumda bile Vodafone’a geçerek daha ucuza konuşabilirim.

Bu tarifenin 30 ve 40 olanları da var. Detaylara şuradan bakabilirsiniz (http://www.vodafone.com.tr/Tarifeler/cep-kamu.php)

Şu halde Avea’dan da ucuz olduğu için numaramı Vodafone’a taşıyorum. En azından bir yıl Vodafone’da kalıp bakacağım.

Bence siz de bir değerlendirmede bulunun. Şu linkler işinize yarayabilir:

http://www.vodafone.com.tr/Tarifeler/tarifeler.home.php
http://www.avea.com.tr/tr/sta/bireysel/index.shtml
http://www.turkcell.com.tr/bireysel/tarifeler


Hala bir değişime gitmek sıkıntılı ve zor bir süreç gibi gözüküyorsa o zaman şu makaleye bir bakmanızda fayda var:
.

Status quo bias in decision making

William Samuelson and Richard Zeckhauser


Abstract:
Most real decisions, unlike those of economics texts, have a status quo alternative—that is, doing nothing or maintaining one’s current or previous decision. A series of decision-making experiments shows that individuals disproportionately stick with the status quo. Data on the selections of health plans and retirement programs by faculty members reveal that the status quo bias is substantial in important real decisions. Economics, psychology, and decision theory provide possible explanations for this bias. Applications are discussed ranging from marketing techniques, to industrial organization, to the advance of science.

Key words: decision making – experimental economics – status quo bias – choice model – behavioral economics – rationality

http://www.springerlink.com/content/h1548722q126n043/

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Serbest Atış, İktisat Öğencilerine Tavsiyeler
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Benim Vatandaşım Milli Gelir Hesabını Bilir

Levent_Neyse | January 10, 2010
Neden yapmaktan hoşlandığımız şeyler için bize ödeme yapıldığında onları yapmak hoşumuza gitmez? Neden 50 Cent’lik bir Aspirin 1 Cent’lik bir Aspirin’den daha etkilidir? Neden dürüst değiliz? Neden parayla uğraşmak bizi daha dürüst yapar?
.
Lisans yıllarında iletişim fakültesinde Yavuz Turgul’un senaryo derslerini dinlerken sınıfta beynimde kalıcı olarak yer edecek bir konuşma geçmişti, şöyle bir şeydi: “Ben size ne anlatayım ki? Benim anlatacağım her şeyi okuyacağınız herhangi bir senaryo kitabından bulabilirsiniz. Hayat hakkında konuşalım biraz. Ama onun hakkında da ne konuşacağız ki? Benim söylediğim her şeyi sokaktaki bir adam da başka bir şekilde söyleyecektir size…” Kelimesi kelimesine olmasa da bu çerçevede bir konuşmaydı.
.
Küçüklüğümüzden beri kendimize sorduğumuz onlarca soru vardır, birçoğunu da çocukça olduğunu düşünüp büyüdüğümüze kanaat getirdiğimiz bir zamanda unutmuşuzdur muhtemelen. Benim unutmadığım bu sorulardan bir tanesi şu: “Atasözleri özlü sözlerdir.” Böyle buyurmuştu ilköğretim kaynakları. Özlü sözden kasıtlarının bu sözlerin genel geçer doğruluğa sahip olmaları sanmıştım hep. Evet, aslında, günlük dilde bu kadar kullanılıyorsa yetişkinlerin çoğu da hala böyle düşünüyorlardır muhtemelen. Ama benim merak ettiğim şu(ydu): Son gülen iyi mi güler yoksa sona kalan dona mı kalır? Ya da borç yiğidin kamçısı mıdır, yoksa borçsuz çoban borçlu beyden yeğ midir? Yıllar sonra anlayacaktım ki atasözleri sadece zihinsel bir rahatlama sağlayan, karar aşamalarını hızlandıran, her türlü yanlış karara da hem psikolojik hem sosyolojik meşruiyet kazandıran dil jokerleriymiş.
.
Buradan Yavuz Turgul’un konuşmasına geri dönersek:
GSYİH=C+I+G+X-M
GSMH= GSYİH + Dış Alem Faktör Gelirleri
SMH= GSMH – Amortismanlar
MG= SMH – Dolaylı Vergiler
Kişisel Gelir= MG + Transfer Ödemeleri
Harcanabilir Gelir = Kişisel Gelir – Doğrudan Vergiler
.
Gibi bir iktisatçı için işin “Ali ata bak” ı olan bu makro eşitlikleri “sokaktaki adam” tarafından şöyle de anlatılabilir:
.
“Abi vergimizi veriyoruz yok gelir vergisi (Doğrudan Vergiler), yok KDV’ si (Dolaylı Vergiler), yok bilmem ne vergisi… Devletin verdiği üç kuruş yardım (Transfer Ödemeleri), elimizde üç kuruş para (Kullanılabilir Gelir) nemize yetsin?”
Eli para tutan her çalışanın en azından milli gelir hesabı yapmayı bildiğini görüyoruz. Bu durumda biz iktisatçılar ne anlatalım ki?
.
Bu, iktisadın modelleme, basitleştirme geleneği ve gerekliliği bir şekilde biz iktisatçıların ve hatta sosyal bilimcilerin düşünce biçimlerini öylesine etkilemiştir ki, fikrimce yaşam birçoğumuz için çok daha anlaşılabilir ve keyifsiz oluyordur sürprizsiz. Ama her şeyi modelleyebileceğini, tahmin edebileceğini sanan sadece biz sosyal bilimciler alt kümesi mi yoksa tüm insanlar evrensel kümesi mi?
.
.
En başta sorduğumuz sorulara geri dönüp bu soruların Dan Ariely’nin  “Predictably Irrational” kitabının bölüm adlarından birkaçı olduğunu açıklayıp kitabı çok kısaca tanıtmak yerinde olacaktır:
.
Dan Ariely İsrail’de 18 yaşındayken bir patlama sonucu ağır biçimde yaralanmış, vücudundaki %70’i üçüncü dereceden yanıkların tedavisi için aylarca yoğun bir görmüş. Hastanede bandajlar, solüsyon banyoları, merhemlerle geçirdiği bu zaman içinde bol bol gözlem yapmış, bandajlarını çıkaran hemşirelerin bandaj çıkarma yöntemlerini değerlendirmiş. Tedavi sonrası Tel Aviv Üniversitesi’nde eğitimine devam ederken aldığı beynin fizyolojisi dersinden etkilenmiş ve yavaş yavaş MIT’de davranışsal iktisat profesörlüğüyle sonuçlanacak kariyerini (Neyse ki kariyeri gerçek anlamıyla sonuçlanmadı, hala yaşıyor) oluşturmaya başlamış.
.
Predictably Irrational kitabı ise tıpkı milli gelir hesabı yapmayı bildiğini bilmeyen herhangi bir insan gibi herhangi bir insan olduğunu bilen bir bilim adamının ürünü diyebiliriz. Öyle ki, anlaşılır olduğu kadar da akıcı olan bu kitap basit ve zekice deneylerle dolu. Deneysel/Davranışsal iktisat deneylerinin/oyunlarının sohbet edercesine anlatıldığı, hatta insanı yer yer kahkahalarla güldürdüğü Predictably Irrational’ı okurken hiç iktisat bilgisi olmayan bir insan eğlenirken, iktisattan az buçuk anlayan biri de yeni fikirlerle dolu ve iktisat teorilerini eleştirirken bulur kendisini.
.
Kahveler, çikolatalar, bira, güzel ve çirkin yüzlü insanların, cinsel tahrikin ve bunlar gibi iktisatla ya da bilimle ilgisiz olduğu düşünülebilecek faktörlerin kitaptaki deneylerde sıkça kullanıldığını söyleyerek kitaba popülist bir ilginçlik yükleyebilirim. Ancak kitabı okuyabilirsiniz de okumayabilirsiniz de, sevebilirsiniz de sevmeyebilirsiniz de… Ben okudum, sevdim, düşündüm.
.
Son olarak da şu siteler ilginizi çekebilir:
.
  • Dan Ariely’nin MIT sayfası: http://web.mit.edu/ariely/www/MIT/
  • Predictably Irrational: http://www.predictablyirrational.com/
  • Ariely’nin TED sunumları:
http://www.ted.com/talks/lang/eng/dan_ariely_asks_are_we_in_control_of_our_own_decisions.html
http://www.ted.com/talks/dan_ariely_on_our_buggy_moral_code.html
Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

A Broad Look at Volunteer’s Dilemma

U.Baris_Urhan | December 14, 2009

METU Dept. of Business Administration

MARC Seminar Series

Dec. 15, 2009
Time: 13:00
Place: IIBF B, G 262

Ü. BARIŞ URHAN
(TEPAV)

Abstract

Volunteer’s dilemma is an n-people binary choice game. One volunteer is
enough to create a positive outcome which can be benefitted by all other
players. Voluntary action is costly. If no-one volunteers, everybody gets
zero payoff. Therefore, in order to receive a given benefit, at least one
volunteer is needed. Social psychologists have been discussed this
phenomenon for about 40 years under the term of “bystander effect”. Game
theorists, after almost 20 years from the first paper on social psychology
which discussed the bystander effect, came up with a game called
“volunteer’s dilemma.” While the literature agrees on that both bystander
effect and volunteer’s dilemma are reflecting the same social dilemmas, it
is argued that there is an important difference between them and therefore
we should be careful to employ the same solution concepts to both.
Furthermore, common methodologies of experimental economics may not be
suitable to study volunteer’s dilemma and therefore, we should re-consider
the common experimental procedures while doing experiments on volunteer’s
dilemma games. To test this argument, a pilot experiment involving 420
subjects is carried out. Econometric results support the argument and
provide a ground to discuss how to test volunteer’s dilemma with
computerized laboratory methods.

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Duyurular
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Sosyallik karşıtı cezalandırma!

U.Baris_Urhan | September 14, 2009

Bazı terimleri ilk kez Türkçe’ye çeviriyorsanız her söylediğinizde ağzınızda bir küf tadı varmış hissine kapılırsınız, çünkü kulağınız alışmamıştır. İşte “sosyallik karşıtı cezalandırma” da benim için böyle bir çeviri, henüz fırın(ım)dan yeni çıktı. Literatüre “anti-social punishment” olarak geçen bu kavram, en güzel örneğiyle Simon Gaechter’in, Benedikt Hermann’ın birgün kendisini ziyarete gelip “daha önce yaptığınız çalışmanın Rusya’da benzer sonuçlar vereceğine inanmıyorum” iddiası ile hayat geçirdiği “Antisocial Punishment Across Societies“de karşımıza çıkıyor. Merak buyurmayın, Türkiye de “boyunun ölçüsünü” alanlar listesinde İstanbul’da yapılmış bir deneyle yerini almış! .

. Deneyin içeriği sıradan bir kamusal mal deneyinden farksız. (Ama nedir bu deneylerin detayları diyenler şuraya!) Kısaca: Varsayalım ki biz 4 kişiyiz ve birbirimizi ne tanıyoruz ne de görüyoruz. Herkesin önüne bir anda gökten 20TL düşüyor. Bu parayı kullanmanın da şöyle basit bir kuralı olsun: düşen 20TL’den herkes istediği miktarı ortaya koyacak (bu 0TL ile 20TL arasında bir mebla olabilir), ortadaki miktar 2 ile çarpılıp geri dağıtılacak. Dağıtım gerçekleştikten sonra isteyenler ellerindeki paradan bir miktar ödeyerek (yani fedakarlık ederek) istedikleri kişiyi (ki makul olan ortaya para koymayanları) cezalandırabilecekler. Örneğimizde de bu, verdiğinizin 3 katı kadar cezalandırma hakkınızın olması şeklinde olsun. Örneğin 2TL vererek, herhangi bir kişiyi bunun 3 katı ile yani 6TL ile cezalandırabilirsiniz. Cezalandırma, ellerine geçenden bu değerin düşülmesi olarak algılanmalıdır. İşte buraya kadar her şey normal! En rasyonel davranış herkesin elindeki tüm parayı ortaya koyması ve sonra ortaya konan 80TL’nin (4*20) 2 ile çarpılıp 160TL’ye dönüşmesi ve nihayette geri dağıtımla herkesin 40TL kazanmasıdır. Yani herkes birbirine güvenir ve tüm parasını ortaya koyarsa herkes kazanır! Hermann ve diğerleri bu deneyi İstanbul’un da aralarında bulunduğu 16 ülkenin şehirlerinde gerçekleştirmişler, sonuçlar ilginç! En çok katkı yapan şehirler Boston(18/20), Kopenhag(17.7/20), St.Gallen(16.7/20) ve Zürih(16.2/20). Buna karşılık en az katkı yapanlar İstanbul(7.1/20), Riyad(6.9/20) ve Atina(5.7/20). Ege’nin iki yakası yine komşuluğunu göstermiş desenize! Sosyallik karşıtı cezalandırma ise, sıkı durun, ortaya katkı yapmayanların katkı yapanları cezalandırması demektir. Biz Türkler bu durumu “hem suçlu hem güçlü” diyerek nesilden nesile izah ediyoruz zaten! Bu izah etkili olmuşa benziyor ki katkıda bulunanaları cezalandırma sıralamasında en iyi 5. ülke olarak yerimizi almışız! “İyi de bunu niye yapıyorsunuz kardeşim?”  diye sormamız gerektiğini söyleyen Simon Gaechter, bunun konuyla ilgili arkadaşlar için üzerinde düşünülmesi gereken güzel ve ilginç bir alan olduğunu belirtip 1. Türkiye Deneysel İktisat Yaz Okulu‘nda reklamını da yapmıştı diyerek topu atayım bırakayım. Sizce neden Türkiye’deki katılım oranları Kopenhag’dakinden böylesine düşük? Alın size bir ipucu.

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

The 1st Summer School on Experimental Economics of Turkey, Koc University, 2-9 August, 2009

U.Baris_Urhan | July 7, 2009

“Experimental economics is the application of experimental methods to study economic questions. Experiments are used to test the validity of economic theories and test-bed new market mechanisms. Using cash-motivated subjects, economic experiments create real-world incentives to help us better understand why markets and other exchange systems work the way they do.”

The summer school will be held in Koc University’s Rumelifeneri Campus. There will be core lectures, group works and experiments during this intensive one week summer school. The main lectures on methodology and applications in various topics will be given by

  1. Prof. Rosemarie Nagel, Pompeu Fabra University, Leex (Laboratori d’economia experimental)
  2. Prof. Simon Gächter, The University of Nottingham, CeDEx (Centre for Decision Research and Experimental Economics)

For more information please visit:

http://sites.google.com/site/experimenat2009turkey/

(If you cannot view the site properly please try again through www.ktunnel.com)

Organization Committee:

  • Assistant Prof. Zafer Akin (TOBB ETU, Department of Economics)
  • Assistant Prof. Seda Ertac (Koc University, Department of Economics)
  • U. Baris Urhan (MSc.Economics – Student, University of Copenhagen)

Sponsors

  • TUBITAK
  • Koc University
  • TOBB – ETU
  • EAF

Comments
4 Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Online Konferanslar, Dersler: Deneysel-Davranissal Iktisat ve Dahasi…

U.Baris_Urhan | March 14, 2009

Daha once Drazen Prelec’in Noroekonomi konulu konferansinin duyurusuylu bir giris yapmistik. Zaman icerisinde elime gecen ve ilginizi cekebilecegini dusundugum konferanslari, sunumlari ve roportajlari asagiya listeliyorum. Iyi eglenceler…

1. Behavioural and Experimental Economics ( Ernst Fehr / University of Zurich): Alan hakkinda izlenebilecek en iyi (zaten kac tane var ki?) sunum. Ernst Fehr icin alanin yasayan en iyi 5 uzmanindan birisidir dersek herhalde mubalaga etmis olmayiz.

2. Responsibility and Fairness (Alexander Cappelen and Bertil Tungodden / Norwegian School of Economics): Son yillarda bu konudaki calismalari ile deneysel iktisatcilar arasinda taninmaya baslandilar. 

3. Topics in Experimental and Behavioral Economics ( Arno M. Riedl / University of Maastricht): Maastricht Universitesi’nde deneysel iktisat uzerine calisan grubun basinda bulunuyor. Gecen sene baslattigi noroekonomi programiyla da ilgileri uzerine cekmisti. 

4. John Nash, A Beautiful Mind and Game Theory (Ariel Rubinstein / New-York University & Tel Aviv University): Kendisini sadece bir kez ve o da noroekonomi konusundaki calismasinin sunumunda dinleme sansim olmustu. Sunum yapanlara sordugu sorulari duyduktan sonra sunum yapmadigim icin kendimi sansli hissetmistim :) Kendisi bu sunumunu 2004 yilinda Sabanci Universitesi’nde de yapmis.

5. Market Failure and Market Design ( Al Roth / Harvard University): GoogleTech sohbetleri cercevesinde yapilmis bir sunum. Kendisinin oyun teorisi, deneysel iktisat ve piyasa tasarimi konusundaki internet sitesinin herkesin basucu kaynagi niteliginde oldugunu da belirtelim.

6. Neuroeconomics: How Can It Help Us Understand Exchange Systems? (Vernon Smith / Chapman University): Deneysel iktisat’in Nobel Odulu sahibi iktisatcisindan kacirilmayacak bir sunum. Biraz “gazete promosyonu” gibi oldu ama; idare edin artik :-)
Bir kucuk de not verelim; V.Smith, Chapman’a gecmeden once yillarca George Mason’da calisti ama ne olduysa(!) 2 sene once adi sani duyulmamis Chapman’a transfer oldu. Herhalde emeklilik gunlerini yasiyor :)

7. Neuroeconomics (Drazen Prelec / MIT): Daha once de sayfamiza yer alan, noroekonomi konusunda MIT’de ders veren D.Prelec’ten eglenceli bir sunum.

8. Constructivist and Ecological Rationality in Economics (Vernon Smith / Chapman University): Smith’in ayni konulu kitabi da raflarda yerini almis durumda.

*** bonus: Charles R. Plott’u merak edenler suradaki 1,5dk’lik roportajina bakabilirler. Turkiye’den erisim engellendigi icin Basbakanimizin belirttigi gibi “ben girebiliyorum” demek istiyorsaniz once www.ktunnel.com adresine girip, youtube’u acin ve sonrasinda arama kismina “Charles R.Plott” yazarak aratin. Ilk sirada cikacak olan “Dr Charles R Plott – Victorian Climate Change Summit“, aradigimiz roportaj. Kendisinin bu konudaki calismasi da acik artirma teorisi ile ilgilenenler icin guzel bir uygulama ornegi sunuyor.

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Nöroekonomi, Oyun Teorisi
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Kaleci Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Rustu_Duran | November 5, 2008

Eskiden, futboldan hiç anlamadığım kadar eskiden yani, babam futbol izlerken 90 dakika boyunca penaltı beklerdim. Çünkü sadece onu anlıyordum. Koyarsın topu beyaz noktaya, ne olacağı belli; denk gelirse büyük ihtimalle gol. Sonra da kaleci hayattan nefret eder pozisyonda hareketler yapardı, anlardık ki çok üzülmüş.

Yıllarca, kalecinin bütün o yaptığı hareketler beni topun gittiği yeri bilerek atladığına inandıramadı. Çünkü bir kere o beyaz nokta o kadar yakındı ki karşı takımın oyuncusu topa vurduğu anda kalecinin atlaması gerekiyordu; bu da ancak oyuncunun postüründen tahmin edilebilecek olasılık bilgisi dahilinde yapılan atlamalarla sonuç bulabiliyordu.

Yani kalecinin tahminen topun gittiği yöne atladığını düşünüyordum, ta ki bir blogda Journal of Economic Psychology’de çıkmış bir makalenin yorumunu okuyana dek. Bu yazı şuna dikkat çekiyor.

İstatiksel olarak top en çok merkeze atılırken, yani kaleciler için merkezde topu beklemek en avantajlı duruş olmasına rağmen, sağa-sola atlamayı tercih ediyorlar.

Mevcut makale bu durumu şöyle açıklıyor:

“(…) a goal scored yields worse feelings for the goalkeeper following inaction (staying in the center) than following action (jumping), leading to a bias for action.”

“… atılan gol kaleciyi, hareket etmemişse atlamaktan daha çok üzüyor; bu da harekete karşı bir eğilim oluşturuyor.”

Yani kaleci arkadaş bilerek değil de, rol icabı atlıyordu aslında. O halde kurtarırsa topu ne ala ama genelde hiç de kurtaramıyordu.

Sözün özü, çok farklı bir şey değil ama, klasik modelde, tek seferlik oyun gibi düşünürsek yani, optimal olmayan davranışlar sosyal normlar ve duyguların işin içine katıldığı modellerde optimal olabilirler.

Referanslar

• Bar-Eli, M., Azar, O. H., Ritov, I., Keidar-Levin, Y., & Schein, G. (2007). Action bias among elite soccer goalkeepers: The case of penalty kicks. Journal of Economic Psychology, 28(5), 606-621.
• Chiappori, P., Levitt, S., & Groseclose, T. (2002). Testing Mixed-Strategy Equilibria When Players Are Heterogeneous: The Case of Penalty Kicks in Soccer, The American Economic Review, 92(4), 1138-1151.
• Hardy-Vallee,Benoit(2008).The Rationality of Soccer Goalkeepers Retrieved 19 September, 2008 from naturalrationality webblog http://naturalrationality.blogspot.com/
• Palacios-Huerta, I. (2003). Professionals Play Minimax. Review of Economic Studies, 70(2), 395-415.

Rüştü DURAN

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

CeterisParibus.net`te yeni bir bolum!

U.Baris_Urhan | November 5, 2008

Uzun zamandir ceterisparibus.net`in kurucularindan Gokmen Bey ile sayfaya deneysel ve davranissal iktisat uzerine bir bolum eklemek konusunda gorusmekteydik. Sonunda iki tarafin da cabasiyla artik Turkiye`nin en genis makale arsivine “deneysel ve davranissal iktisat” basaligi da eklendi. Su an icin bir miktar “ciliz” olan makale bolumunu gelecek haftalarda olabilidigince genisletmeye calisacagim. Alanin Turkiye`deki tanitimina buyuk katki saglayacagina inandigim bu desteginden oturu ceterisparibus.net`e sonsuz tesekkurler.

U.Baris URHAN

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Deneysel ve Davranissal Iktisat Danimarka Devlet Televizyonu`nda!

U.Baris_Urhan | November 5, 2008

Kopenhag Universitesi`nde deneysel ve davranissal iktisat uzerine calisan Prof. Jean-Robert Tyran birkac gun once Danimarka`nin -TRT2`nin benzeri olan- DR2 isimli kanalindaydi.

“Viden om” isimli bu program bircok farkli alanda yayin yapan bir bilimsel magazin programi. Suraya tiklayarak izleyebileceginiz programin gecen haftaki konugu deneysel ve davranissal iktisatti.

Programi izlerken, aklima bizdeki programlara son 10 yilda dahi hicbir hakemli dergide yayin yapmamis akademisyenlerin konuk edilip bilimden cok siyaset konusulmasi geldi.

U.Baris URHAN

Not: Program Danca fakat roportajlarin tamami Ingilizce.

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Nöroekonomi
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Gonullulerin Cikmazi (Volunteer`s Dilemma)

admin | November 5, 2008

Tez konum nihayet belli oldu. Ben de size bu ilginc konu hakkinda biraz fikir vereyim istedim.

Gonullerin Cikmazi Nedir?
Bu alandaki ilk yayin aslinda sosyal psikoloji`den gelmesine ragmen kullanilan etiket farkli idi: Bystander Effect. Bunu, acikcasi, nasil Turkceye cevirmemiz gerektiginden emin olmadigim icin gecici olarak “gorgu taniklari etkisi” diyecegim. Cunku teori bir acil yardim aninda artan gorgu taniklarina (bystanders) paralel olarak herbir gorgu taniginin yardim etme olasiliginin dustugunu belirtiyor. Gonullulerin cikmazi ise bu konunun, teorik gerekcelerle seyreltilmis oyun-teorik bir versiyonu oluyor.
Gonullulerin cikmazinin en basit hali 2 oyunclu ve 2 stratejili bir oyundur. Oyunculardan en az birisinin belli bir bedeli odemeye razi olmasi halinde iki oyuncunun da istifade edebilecegi ortak bir “fayda” yaratilmasinin mumkun oldugu en basit oyuna literaturde “gonullulerin cikmazi” deniliyor. Eger bu olursa gonullu olan, gonulsuzden (free-rider) daha fazla fayda elde ediyor. Lakin iki kisiden hicbirisi gonullu olmazsa o zaman herkesin faydasi sifir oluyor. Iste bu noktada oyunun gonullulerin cikmazi adini almasini aciklayan soruyla karsilasiyoruz:
- Kim ve hangi sebeplerle gonullu olur?

Oyun Teorik Cozumleme
Asagidaki matris 2*2 dizaynli en basit versiyonu gosteriyor. Oyun homojen ve tam bilgiye sahip oyuncularla, es-zamanli (simultaneous) oynanan bir oyundur.
(Oyun teorisine asina olmayanlarin oncelikle suraya bakmasinda fayda var.)

c = gonullu olmanin bedeli.
b = en az bir kisinin bedeli (c) odemesi karsiliginda ortaya cikacak fayda.
(b-c) = gonullunun net faydasi.
V = gonullu olmak
NV= gonullu olmamak
p = karisik strateji (mixed strategy) icin kullanilan olasilik degeri.

Cozum:
Oyunda sari ile boyanmis olan yerler iki adet pur Nash Dengesi`ni gosteriyor. Bunlarin disinda olasiliklar uzerinden de -oyun simetrik oldugu icin- tek bir denge noktasina olasilabiliniyor. Gerekli matematiksel islemler yapildiktan sonra cikan formulde p degeri suna esit:

Her bir oyuncunun yardim etme olasiligi; bu yardimdan elde edilecek faydaya ve o faydanin ortaya cikartilmasi icin odenmesi gereken bedele baglidir.

N-Oyunculu Versiyonu
Farkindaysaniz iki kisilik oyunda basta belirttigim tanima uyan bir formul cikmiyor. Bu sebeple oyunun -oyuncu sayisina duyarli- versiyonunun da cozumunu vermemizde fayda var:

Yukarida gozuken esitligi, oyunun N sayidaki oyunculu halinin -olasiliklar uzerinden karisik dengenin- cozulmesinden elde edebilirsiniz. Bu sayede basta da verdigimiz su tanima ulasabiliyoruz:
“Oyuncu sayisi arttikca her bir oyuncunun gonulluluk olasiligi da duser.”

Neden?
Latane and Darley, 1968`deki makalelerinde bunun sebebinin “sorumlulugun dagilmasi (bolunmesi)” (diffusion of responsibilty) olarak aciklamislardir. Ornegin sadece sizin oldugunuz bir ortamda herhangi birinin yardim ihtiyacina vereceginiz tepki, yuz kisilik bir grubun icerisinde vereceginiz tepkiden cok ama cok dusuk olacaktir. Cunku boylesi bir kalabalik icerisinde insanlarin genellikle dusunecegi ilk sey sorumlulugun digerlerinde oldugudur.

Deneysel Iktisat Boyutu
Bu alanda laboratuar kosullarindaki tek calisma Goeere ve Holt (2005) tarafindan yapilmis. Onlarin calismasinin yukaridaki teorik ornekten tek farki hickimsenin gonullu olmamasi durumunda dahi herkesin bedele (c) esit bir miktari kazanabilmesi. Yani yukaridaki matriste sifir olan yerelere g adinda bir degisken koymuslar ve c / (b-g) kosulu saglandigi surece formulun isleyecegini soylemislerdir.
Iste meselenin de dugumlendigi nokta burasi. Cunku benim dusumceme gore bu tarz bir deneyin deneysel iktisat ile yapilmasi uygun degil. Bunu acikladigim (ya da aciklamak icin cabaladigim) toplantimizda danismanimla vardigim karar sonucu tezimi, deneysel iktisat uzerinden degil de sosyal psikoloji ve oyun teorisi uzerinden yazmaya karar verdim, vermek zorunda birakildim. Zira deneysel iktisatla ilgili bir elestiriyi -henuz- deneysel iktisatci birisiyle makale yazarak yapmak mumkun degilmis : -)
Bana gore deney laboratuarina para kazanacaklarini bilerek gelen deneklerin verecekleri tepkiler ile acil durum aninda verilecek “olagan” tepkiler arasinda onemli farklar vardir. Bu sebeple gonullulerin cikmazindaki (0,0) olan hickimsenin gonullu olmamasi kosulunda herkesin laboratuari sifir para ile terk edecegi bir durumu engellemek icin, teorinin acik yanlarini kullanarak, sifir yerine pozitif bir deger koymak sagliksiz sonuclar alinmasina sebep olacaktir.
Tabi bunu dediginiz zaman, oyunun kurallari geregi, sizin de bir teoriniz olmasi gerekiyor.

Onu da tezimde okuyacaksiniz umarim…

U.Baris URHAN

Volunteer`s dilemma”nin tam karsiligi gonullulerin cikmazi olsa da “gonulluluk cikmazi” karsiliginin daha guzel bir ifade olacagini dusunuyorum. Ne dersiniz?

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Oyun Teorisi
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

« Previous Entries

Günün Sözü

Halkımı beslememe izin verin — Diocletianus

Üye Olun

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (4)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (13)
  • Duyurular (6)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (9)
  • İktisat Tarihi (8)
  • İktisat Teorisi (11)
  • İktisatçılar (13)
  • Köşe Yazarları (3)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (5)
  • Nöroekonomi (6)
  • Nöropazarlama (1)
  • Okuma Önerileri (4)
  • Oyun Teorisi (8)
  • Serbest Atış (28)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (8)

 

March 2010
M T W T F S S
« Feb    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Baglantilar

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox