Yer vardı da, biz mi yazmadık? (!)
Idil Bilgic Alpaslan | October 7, 2011Ben biraz geç kalmışım, Eylül ayında sosyal medyanın çeşitli mecralarında adı çokça geçmiş bir çalışmaya yeni rastladım. Dünya Bankası tarafından yayınlanmış bu makale[1], ekonomi bloglarının bilgi yayılımı üzerindeki etkilerini tartışıyor. Ekonomi yazarları ile okuyucuların karşılaştıkları mecralar çok çeşitli. Makaleden aldığım ilhamla, bu mecraların bir kaçına ve aradaki farklılıklara bir göz atmak istedim. Nacizane…
Ekonomi ile ilgilenen ancak konu hakkında akademik bilgisi olmayanların en kolay erişebildikleri yazılı bilgi kaynağı, gazetelerdeki ekonomi haberleri. Bu haberlerin özelliği minimum yorum ile, olayları doğrudan aktarmaları. Merkez Bankası faizde 25 baz puan indirime gitti, S&P Türkiye’nin yerel para cinsinden ratingini arttırdı, ülkeye gelen doğrudan yabancı yatırım miktarı arttı, Ocak ayı enflasyonu şu kadar oldu, Mayıs’ta işsizlik rakamı bu kadar, vs… Okuyucunun ham veriyi işledikten sonra gerçekçi analizler yapabilmesi ve sığ sulardan çıkması içinse biraz daha çaba göstermesi ve değişkenler arasındaki bağlantıları çözmesi gerekiyor. Ekonomi gibi herkesi ilgilendiren ve hayatın belki de ta kendisi olan bir alanda, herkesin fikir sahibi olması ve konu hakkında konuşmaya can atması ise, konunun tartışılmasını daha da zor hale getiriyor. Bu noktada başvurulabilecek birçok referans olmasına karşın, genel bir tembellik durumundan muzdarip olmamız ve her şeyi hızla tüketme alışkanlığımızdan olsa gerek, TV’de görüp gazetede okuduklarımızı veri kabul ederek yorum yapmayı yeğliyoruz.






Son Yapılan Yorumlar