Kent Yoksulluğu ve Mekân Ayrışması
ulker_sener | December 23, 2010
Yoksulluk mekâna ve zamana bağlıdır ve ancak onlar aracılığı ile anlamlandırılması mümkündür. Bu, her mekânda yaşanan yoksulluğun kendine has olması, bir başka deyişle o mekânın diğer özelliklerinden, belirleyicilerinden etkilenmesi ya da onlar tarafından tanımlanmasıdır. Mekân olarak tanımlanan alanlar birbirlerine ne kadar çok benziyorsa ya da tanımlanma nesnesi olarak kullanılan ortaklıklar ne kadar çoksa yaşanan yoksulluk(lar)da o ölçüde birbirine yaklaşmakta-aynılaşmaktadır. Bunun anlamı, yoksulluğun tamamen ucu açık, belirsiz, ele gelmez, kavramsal düzeyde yaratılmış bir şey olması değil, mekândan bağımsız yaşanmaması, bunun mümkün olmamasıdır. Bir anlamıyla tarihsel süreç içinde farklı güç ilişkileri, mücadeleler, müdahaleler sonucunda oluşturulan “insani yaşam” ölçütlerinin ancak mekân-zaman bağlamında anlamlı hale gelmesidir.
Mekânzamana bağlılık geliştirilen evrensel tanımlamalarla örneğin sağlıklı içme suyuna erişim, ya da yeterli düzeyde beslenebilmek ile ters düşmemektedir. Söylenen mekânzamanın birincil belirleyici olmasıdır . Mekânın belirleyiciliği ile coğrafi bir tanımlamanın ötesinde o mekânı tanımlayan ekonomik ilişkilerden, eğitim, kültür vb kaynaklardan da bahsediyoruz. Bu nedenle yoksulluk mekâna ilişkindir söylemiyle, yoksulluğun aynı zamanda mekâna rengini veren eğitim, kültür, gibi değişkenlere ilişkin olduğunu anlatmak istiyoruz.
Bu yazıda yoksullukmekan kent düzleminde ele alınmıştır. Çünkü, kent ile kır arasındaki farklılıklar, hem mekânların örgütleniş biçimi hem ayrışma düzeyleri, birlikte ele alışı imkânsızlaştırmaktadır.







Son Yapılan Yorumlar