iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

İktisat, bir vaziyetleme bilim-ciği

U.Baris_Urhan | December 26, 2010

Bu aralar kafam iktisatla meşgul, aslını isterseniz kendisine fena halde gıcığım. Bu düşüncelerimi hatırlamamı sağlayan ise  çok sevdiğim bir meslektaşımın şu sorusu oldu:

Barış merhaba nasılsın,
Vaktini almazsam birşey danışmak istiyorum sana. Bu dönem mikroteori dersinde dönem sonunda bir proposal vermemiz gerekiyor, sen de bildiğim kadarıyla mikro çalışıyosun. Aslında biraz geç kaldım bunun için son bir haftanın içindeyim çünkü. Ama şöyle birşey düşünüyorum; Tüketicilerin tüketimlerini etkileyen conformity (özentilik) ve vanity (gösteriş-statü belli eden tüketim) diye iki faktör var. En başta vanity faktörü baskın olarak tüketilen bir mal ( mesela starbucks kahve) insanların birbirlerine bakarak tüketmesiyle (cascade theory- herd behavior) conformity baskın mala dönüşür mü, hangi şartlarda dönüşür? ( ne zaman ve hangi şartlarda kamyon şoförleri de starbucks kahve içer )
Çok mu karışık, çünkü biraz baktım bunu hep signalling modelle falan yapmışlar gerçi sadece proposal olacak bu ama fikrini söylersen çok mutlu olurum. Şimdiden çok teşekkürler,

Anlı şanlı okulların bizlere öğrettiği ne yazık ki bundan öte değil. Öyle ki Türkiye’nin bu anlı şanlı okullarının, anlı şanlı akademisyenleri yeri geldiğinde Nobel almış iktisatçıların sınavlarından geçenlere “Sen yeterli değilsin!” bile diyebilecek kadar ulvi şahıslar!

Ne öğreniyoruz? Ne öğrettiler?
İktisata ilk geldiğim sene karşımda, önündeki kitabın sayfalarını okuyan insanlar vardı. Zilin çalmadığı bu büyük sınıflara amfi, kürsüde duran yüksek öğretmenlere de profesör deniyordu. Bizler de 100′ün üzerinde genç dimağ, anlattıklarını anlamaya çalışıyorduk. Hımm, bir de ÖSS’ye giren bizleri geri zekalı sanan zihniyetin zorunlu Türkçe ve tarih dersleri vardı. Hangi akılsız akıl ettiyse, bir de bunlar için okulda kalıyorduk. Üniversite demişlerdi ama pek de bir marifeti yoktu. Sabah 9:45′te başlıyor, öğlen 1 saat yemek yedikten sonra 15:30′a kadar devam ediyorduk. Zaten dersten çıkıp yurda giden adamın ertesi güne ancak hali kalıyordu. Birinci sınıf bittiğinde arzın, talebin, borçlar hukukundaki birkaç maddenin, beden eğitimi dersine girmediğimiz halde verilen “geçer” notunun dışında pek bir şey kalmamıştı aklımda. Bir de hiç unutmam, soruyu yanlış çözen 35 yaşlarındaki asistanın “kağıtta böyle yazıyor” deyişi… Bilim dediğin bu değil miydi zaten? Kağıt ne diyorsa o!
Read the rest of this entry »

Comments
10 Comments »
Categories
İktisat Öğencilerine Tavsiyeler, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Müziğin pornostarları

fatih_vural | December 26, 2010

Ben pornoyu severim. Beni kışkırtan, kızdıran, heyecanlandıran, dürten şeylerden kendimi alamam. Belli ki birçok insan benimle aynı fikirde ki porno sektörü (bacasız endüstri) bunca yıldır dimdik ayakta ve giderek de büyüyor. Pornostarlar hayallerdeki gerçekliği gerçekmiş gibi gösteren kandırıkçılardır. İclal Aydın gibi söyleyecek olursak, porno büyüklere masaldır.

Nasıl pornoda sekse seyirci kalıyorsak, pornostarların konserlerinde de müziğe seyirci kalıyoruz. Onu duyamıyoruz yahut dinlemeye değer bulmuyoruz çünkü her star kitlelerin ilgisine taliptir. İlgi çekmenin düzayağı ise kösnüdür. Para ve cinsel haz hayatlarımızdaki en kuvvetli iki kutup olduğu için vaatler de hep bu mecralar üzerinden geçiyor. Siyasetçi para vaadiyle, starlar ise cinsel haz vaadiyle yaşıyorlar. ‘Star’ yaftasını yalnızca popüler müzik türleri cenderesinde sıkışan müzisyenlere yapıştırmıyorum. Farklı kulvardaki birçok müzisyen star olabilir. Her ne kadar hayranlarınca star diye yaftalanmasa da ( derviş, ermiş, usta daha revaçta ) Erkan Oğur da bir stardır ne yazık ki. Sahneye çıktığında kendisinden beklenenlerin farkındadır ve bekleneni önünde sonunda verecektir. Herkesçe bilinen bir eser seslendirmeden sahneden inebilir mi Fazıl Say? Ya kendi yorumuyla Türk Marşı çalacaktır, ya Kara Toprak çalacaktır ya da herkesin ‘bir yerlerde daha önceden duyduğu’  bir müziği çalacaktır. Halbuki kalbur üstü starları star yapan bekleneni vermemeleridir. Bir zamanlar bekleneni vermedikleri için dikkat çekmişler, kimileri kalabalığın ilgisini çekmeyi hep başarmış, kimileriyse küçük bir kesimce izlenmiş. Kalabalığın burun kıvırdığı kişiler hep ilgimi çektiler çünkü herkes benimle aynı fikirdeyse yanılıyorumdur hissine kapılmadan edemem. Bir nevi münzevi olarak gördüklerimin peşinden gitmeyi yeğlerim. Münzeviler çünkü etraflarını çevirenlerden kendini yalıtmayı başarabiliyorlar. Onları yok saymak pahasına da olsa kendi beklentilerine eğilenlere, onların bu acaip derişimine hayran oluyorum. Seksten daha ilginç şeyler keşfedebilen herkese hayran olurum ben. Neyse, beklentiler diyorduk. Ornette Coleman’dan önce hangi dinleyici tamamiyle kuralsız ve kalıpsız bir doğaçlama beklentisiyle konsere giderdi? Ya da Schoenberg’den önce kim bir klasik müzik konserinde uyumsuz ( dissonant ) sesler duymayı beklerdi? Mutlaka bu beklenti içinde olan küçük bir kitle vardı ve hep oldu, umarım hep de olacak. Tüm bu sancılar, yeni sesler, anlamsız bulunan cümleler, denemeler onlar içindi. Gerisi fasa fiso, kuru kalabalık.

Comments
No Comments »
Categories
Müzik
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Kent Yoksulluğu ve Mekân Ayrışması

ulker_sener | December 23, 2010

Yoksulluk mekâna ve zamana bağlıdır ve ancak onlar aracılığı ile anlamlandırılması mümkündür. Bu, her mekânda yaşanan yoksulluğun kendine has olması, bir başka deyişle o mekânın diğer özelliklerinden, belirleyicilerinden etkilenmesi ya da onlar tarafından tanımlanmasıdır.  Mekân olarak tanımlanan alanlar birbirlerine ne kadar çok benziyorsa ya da tanımlanma nesnesi olarak kullanılan ortaklıklar ne kadar çoksa yaşanan yoksulluk(lar)da o ölçüde birbirine yaklaşmakta-aynılaşmaktadır. Bunun anlamı, yoksulluğun tamamen ucu açık, belirsiz, ele gelmez, kavramsal düzeyde yaratılmış bir şey olması değil, mekândan bağımsız yaşanmaması, bunun mümkün olmamasıdır.  Bir anlamıyla tarihsel süreç içinde farklı güç ilişkileri, mücadeleler, müdahaleler sonucunda oluşturulan “insani yaşam” ölçütlerinin ancak mekân-zaman bağlamında anlamlı hale gelmesidir.

Mekânzamana bağlılık geliştirilen evrensel tanımlamalarla örneğin sağlıklı içme suyuna erişim, ya da yeterli düzeyde beslenebilmek ile ters düşmemektedir. Söylenen mekânzamanın birincil belirleyici olmasıdır . Mekânın belirleyiciliği ile coğrafi bir tanımlamanın ötesinde o mekânı tanımlayan ekonomik ilişkilerden, eğitim, kültür vb kaynaklardan da bahsediyoruz. Bu nedenle yoksulluk mekâna ilişkindir söylemiyle, yoksulluğun aynı zamanda mekâna rengini veren eğitim, kültür, gibi değişkenlere ilişkin olduğunu anlatmak istiyoruz.

Bu yazıda yoksullukmekan kent düzleminde ele alınmıştır.  Çünkü, kent ile kır arasındaki farklılıklar, hem mekânların örgütleniş biçimi hem ayrışma düzeyleri, birlikte ele alışı imkânsızlaştırmaktadır.

Read the rest of this entry »

Comments
1 Comment »
Categories
Kent Mekan İlişkisi, Toplumsal Cinsiyet, Yoksulluk
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

TÜRKİYE’DE İKTİSAT BLOGU EKSİKLİĞİ

Ceyhun_Elgin | December 5, 2010

Sitemizin kurucusu ve koordinatörü sevgili Barış (Urhan) geçtiğimiz hafta, her hafta sitede en az bir yazı gözükmesi amacıyla kurduğumuz formel olmayan düzenin gözcüsü olarak, bana yazı yazma zamanımın geldiğini hatırlattığında, “Ne yazmalıyım” diye düşünmeye başladım. Genelde, aklımda, birkaç hafta önceden bir konu belirirdi. Klasik bahaneler olacak ama, artık yoğunluk, yorgunluk ya da zamansızlık, hangi gerekçeyle olursa olsun, bu kez bırakın birkaç hafta önceden ne yazacağımı belirlemiş olmayı, haftanın bittiği bugün (5 Aralık 2010 Pazar) saat 19:30 itibariyle dahi ne yazsam sorusuna bir cevap bulamamıştım. Ya da o kadar fazla cevap bulmuştum ki, hangisini yazmam gerektiğine karar veremiyordum.

Read the rest of this entry »

Comments
8 Comments »
Categories
İktisatçılar, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

WikiLeaks’de Neler Yazıyor?

Can Madenci | December 2, 2010

Bizim sitede iktisat teorisiyle ilgili yazılar yazıyoruz, ancak bir süredir şu WikiLeaks denilen şey hakkında bir şeyler yazılıp çizildiğinden merak ettim ve WikiLeaks’in sitesine girip bakayım dedim. Bizim basında çıkan haberlere göre, yayınlanan raporlarda AKP hakkında bazı “ilginç” şeyler yazıyormuş.

Bu iddialara kaynaklık eden raporların İngilizce asılları sitede var. Bunların bir kısmını aşağıda yazdım. Hepsini vermek mümkün değil, sadece en dikkat çeken iddialara ilişkin raporların linklerini verdim. Ancak “soL” sitesi WikiLeaks ile ilgili haberler yapıyor ve bunları sürekli güncelliyor. Aşağıda yazdıklarımın bir kısmı dahil diğer iddialar soL’un sitesinde Türkçe olarak var. Sitenin linki burada.

Read the rest of this entry »

Comments
2 Comments »
Categories
Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • kenan on Atilla Yayla ve Kes-Yapıştır – Cato Journal’dan Yazı “Almak”
  • zeliha_hatipoglu on Türkiye’de Antidepresan Kullanımı Artıyor Mu?
  • zeliha_hatipoglu on Türkiye’de Antidepresan Kullanımı Artıyor Mu?

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (26)
  • Duyurular (25)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (25)
  • İktisat Tarihi (23)
  • İktisat Teorisi (32)
  • İktisatçılar (44)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (2)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (10)
  • Nöropazarlama (11)
  • Okuma Önerileri (11)
  • Oyun Teorisi (10)
  • Psikoloji (2)
  • Risk ve Belirsizlik (1)
  • Röportajlar (2)
  • Sanat ve İdeoloji (1)
  • Serbest Atış (75)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (13)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (2)
  • Yoksulluk (3)

 

December 2010
M T W T F S S
« Nov   Jan »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox