Ücret Belirleyenlerine Teorik Yaklaşımlar 1
Ekrem Cunedioğlu | October 18, 2010Bu yazıda ücret belirleyenleri konusundaki teorik çalışmalar incelenip bu alandaki literatürün hızlı gelişimi gözler önüne serilmektedir. Ücret belirleyenleri alanındaki temel çalışma beşeri sermaye teorisidir(Human Capital Theory). Teorik olarak en önemli katkılar başta Jacob Mincer(1957, 1958, 1962) olmak üzere, Theodore Schultz(1960, 1961) ve Gary Becker(1962, 1964) tarafından yapılmıştır. Çalışmada ilk olarak Adam Smith’in Ulusların Zenginliği 1. Kitap’ta açıklamış olduğu ve alandaki ilk çalışmalardan olan “equalizing differences” kavramına değinecek, ardından Mincer’in eğitim ve iş deneyimi değişkenlerini açıklayıcı olarak kullandığı, alanın temel modelini ele alacağız. Bu iki teorik yaklaşıma ek olarak Homojen Beşeri Sermaye Modelleri, Heterojen Beşeri Sermaye Modelleri, Fırsat ve Yetenek Eşitsizliği Modelleri alt başlıkları altında, alana önemli katkılar sağlamış birkaç teorik yaklaşımdan daha bahsedilecektir.
Mastürbasyon iyidir
fatih_vural | October 12, 2010Her arayışın sonu nasıl oluyorsa bir şekilde membasına göz dikiyor. Eğer sizi dürten bir merak, içinizde sizi kışkırtan bir hafiye varsa müzikteki arayışınızın rotası da eninde sonunda kendinize dönüyor. Aramak dediysem hemen üzerinize alınmayınız. Bu arayış sayrılı, kuru kuruya, kendi kendini bitire bitire, uykularınıza giren bir şey; “ Yemek yapmayı, sinemaya gitmeyi ve arkadaşlarımla sohbet etmeyi severim. Boş zamanlarımda kitap okurum, müzik dinlerim” diyenlerin arayışı kadar sağlıklı değil ne yazık ya da ne mutlu. Onlar aramaktan çok aranıyorlar aslında. Birileri kitaplar yazıyor, ilk onları buluyor; albüm çıkarıyor, ilk onlara dinletiyor; film çekiyor, ilk onlara izletiyor. Birileri bizleri ısrarla arıyor ve bazılarımızı buluyor, bazılarımızsa kaçmayı başarıyor. Arama kısmı da bu kaçış sırasında peydah oluyor zaten genellikle. Kaçan adam tutunacak başka bir dal arar ama Cemil Meriç’in dediği gibi “Düşenler tutunacağı dalı seçemezler.” Aramaya kaçmaya başladıktan sonra başlayanların araması da değil benim işaret ettiğim, aramayı iş edinenlerin arayışından bahsediyorum. Muhatabım Lokman Hekim ve gibilerdir. Söylenceyi duymuşsunuzdur, Lokman Hekim yaşlanmıştır ve Asi Irmağı kıyısında ölüme çare aramaktadır. Karşısına çıkan bir adam Lokman’a nereye gittiğini sorunca, Lokman ölüme çare aradığını söyler. “Ölüme çare var mıdır?” diyen adama bana kalırsa tüm devrimlerin şiarı, sebebi, bahanesi olabilecek sihirli bir cümleyle cevap verir: “Yoktur belki ama aramak da mı yoktur?”
2010 Nobel İktisat Ödülü
Ceyhun_Elgin | October 12, 2010Evet, bir Nobel daha sahiplerini buldu. Bilindiği gibi dün Türkiye saatiyle öğlen 14:00’da resmi adıyla Alfred Nobel anısına verilen İsveç Merkez Bankası 2010 ekonomi ödülü açıklandı ve ödül üç iktisatçı arasında paylaşıldı. MIT’den Peter Diamond, Northwestern Üniversitesi’nden Dale Mortensen ve London School of Economics’den Christopher Pissariders ödülün sahipleri oldular.
Peki Nobel komitesi bu ödülü bu iktisatçılara niçin verdi?
Kurum Kavramı Üzerine
Ekrem Cunedioğlu | October 11, 2010Ekonomik gerçekleri görmenizi sağlayacak bir gözlük takıp sağa sola bakmaya başladığınızda bir yanda bir hamburgere 160 USD veren Manhattan sakinlerini, diğer bir yanda günde 1 USD harcayamayan Afrika sakinlerini; bir yanda yoksulluğu, diğer bir yanda israfı; bir yanda gelişmişleri, bir yanda gelişmekte olanları ve diğer bir yanda da gelişmemişleri; her yanda ise eşitsizliği görürsünüz. Bu gözlemden sonra aklınıza şöyle sorular gelir: “ Bazıları ekonomik açıdan bu kadar gelişebilmişken diğer bazıları nasıl bu kadar kötü olabiliyor? Ülkeler arasındaki bu ekonomik uçurumları sebepleri nelerdir? Farklılıkların temelinde neler yatmaktadır?”. Yıllardır bu sorulara cevap aranıyor ve çeşitli teoriler öne sürülüyor. Son on yılda parlayan kalkınma fikri ise kurumsalcı yaklaşımınkidir. Aslında kurumların ekonomideki rolüne yönelik çalışmalar Hobbes, Smith, Commons ve Veblen’e dayanacak kadar eskidir. Yakın zamanda Coase ve North gibi büyük sosyal bilimciler kurumsal iktisada katkıları nedeniyle Nobel’e layık görülmüştür, ama son on yılda kurumsalcı yaklaşımın parlamasının arkasında Acemoğlu, Rodrik, Shleifer gibi isimlerin çalışmaları yatmaktadır. Bu yazıda öncelikle kurum kavramına North’un yaklaşımı incelenecek ve ardından kurumlar ile kalkınma arasındaki ilişkiye değinilecektir.
Hakim İktisat ve İktisadın Geleceği Üzerine
Ekrem Cunedioğlu | October 3, 2010Dünyaya yayılan neoliberalizm dalgası neoklasik iktisadı destekleyerek iktisadi ortodoksluğun hâkim duruma geçmesine neden olmuştur. Öyle ki iktisadi alanda devlet müdahalesinin önemini vurgulayan kalkınma iktisadı ile Keynesgil iktisat, iktisat biliminin dışına atılmıştır. Bugün, Marksist kuram gibi alternatif akımları üniversite öğrencileri ancak iktisadi düşünceler tarihi derslerinde görebilmektedir ki bu tek derste de alternatif kuramların ayrıntılarına girmek mümkün olamamaktadır. Diğer bir taraftan, neoklasik iktisat, kurduğu yeni krallıkta kendine yardımcı olarak “nicel yöntemlerin ağırlık kazanması” nı seçmiş ve bu iki arkadaş birbirlerine destek olarak hâkimiyetlerine süreklilik kazandırmışlardır.
Bilimsel camiada her ne kadar demokrasi var gibi görünse de iktisat alanında hemen hemen tüm tebaa neoklasik iktisada biat etmektedir. Bunun temel nedeni akademik atama ve yükseltme ölçütlerinin akademik prestiji yüksek olan bilimsel dergilerde yayın yapmaya bağlanmış olmasıdır. Bu tür dergilerin çoğuna sunulan çalışmaların yayınlanabilmesi, neoklasik iktisadın ana varsayımlarını kabul edip kurulan bir modelin ekonometrik olarak sınanmasına bağlı duruma getirilmiştir. Bu durum, zaten yeterince büyük olan neoklasik ateşi körüklemekten başka bir şey değildir.












Son Yapılan Yorumlar