Hayek’in Diktatör Röportajları
Can Madenci | March 25, 2010
Daha önce “Liberal ve Diktatör” adlı yazımda liberal düşünür Friedrich von Hayek’in diktatörleri desteklediği iki röportajından alıntılar yapmıştım. Bu röportajların benim tarafımdan yapılan çevirileri ve bunlara yazdığım takdim yazısı bir süre önce internette yayınlandılar. Aşağıda linklerini verdim.
Friedrich von Hayek: Liberalizmin Lideri ve Üstadı
Friedrich von Hayek: Kölelikten Özgürlüğe
Röportajların İngilizceleri de şurada:
Friedrich von Hayek: Leader and Master of Liberalism
Friedrich von Hayek: From Servitude to Liberty
Yazıların neden internette yayınlandıklarının kısa hikâyesi de şöyle:
Bu röportajların ilkini beş sene önce Türkçeye çevirdim ve Ankara’da bulunan Liberal Düşünce Topluluğu’nun çıkardığı üç aylık hakemli bir dergi olan “Liberal Düşünce” dergisine gönderdim. Derginin o dönem editörlüğünü Kemalizm eleştirileriyle tanınan (ve sonradan hapis cezası alacak olan) siyaset bilimci bir profesör yapıyordu. Röportaj maalesef yayınlanmadı. Bir süre sonra ikinci röportajı da çevirip, bu defa bir takdim yazısıyla birlikte dergiye yeniden gönderdim. Bu kez derginin başında zamanında AİHM yargıçlığına aday gösterilen (ve reddedilen) anayasa hukukçusu bir profesör bulunuyordu. Röportajlar gene yayınlanmadılar. En son geçtiğimiz sene başında son bir denemede daha bulundum. Anayasa hukukçusu profesör ayrılmış, editörlük görevi dört akademisyenin arasında bölüştürülmüştü. Tabii, yine sonuç alamadım. Yukarıda linklerini verdiğim yazılar işte bunlar.
Yazıları her gönderişimden sonra yayınlanmaları için beklediğimden ve arada başka işlere daldığımdan gönderiş süreci beş sene sürdü. Yazıların her defasında dergiye ulaştığını bilmeme rağmen, bu beş sene boyunca röportajların ve takdim yazısının neden yayınlanmadığına dair bana hiçbir açıklama yapılmadı. Bu durum liberalizmin Türkiye’deki sınırları ve liberallerin eğilimi hakkında ufak da olsa bir fikir veriyordur sanırım.
Yukarıdaki resime gelince, bunu internette dolanırken buldum. Resimde bir grup genç 2006 yılında ölen Şili diktatörü general Pinochet’nin cenazesi başında selam veriyor. Selam veriş şekilleri size tanıdık geldi mi? Pinochet darbe yaptıktan sonra Milton Friedman ve Friedrich von Hayek tarafından desteklenmişti. İkisi bu resmi görseydi ne düşünürdü acaba? (Resimle ilgili İngilizce iki İngilizce yazı: 1 – 2, bir video da şurada.)
Peki bu resim liberalizmin 20. yüzyıldaki gidişatı hakkında ne fikir veriyor? Hayek ve Friedman gibi 20. yüzyılın iki önemli liberalinin liberal bir düzenin yaşama geçirilmesi için bir diktatörü desteklemesi, piyasa ekonomisi ve liberalizmin ancak güç kullanarak gerçekleştirilebileceği anlamına mı geliyor? Ya Türkiye’deki liberaller ne düşünüyor bu konuda?
Güncelleme: “Friedrich von Hayek: Liberalizmin Lideri ve Üstadı” başlıklı ilk röportajda 105. sayfada “toplumsal adalet mucizesi” ifadesi kullanılıyor. Ancak ifadenin aslı “toplumsal adalet serabı” (the mirage of social justice) olacak. Üzerinden geçmeme rağmen dikkatimden kaçmış. Böylece burada ilk defa kendi çevirimi de düzeltmiş oluyorum.






eline saglık can. ceviriler onemli bir katkı olmus. Bence yazılar bu sitede Liberal Düşünce dergisinden daha genis bir kitleye ulaşacaktır.
Sağolun hocam. Birilerine faydası dokunur umarım.
Can hocam, Hayek’in Wirschaftwoche’de 1981′de çıkmış olan röportajında neler çıktı?
Röportajı çevirtmek için Almanca bilen birilerini ararken Mises’e gittim. Röportajda benim işime yarayacak yeri Türkçeye çevrilmiş bir makalede gördüğümü daha önce söylemiştim. Mises’e gelen Almanlardan birine bu yeri tercüme ettirdim. Tam da benim elimdeki makalede yazanları söyledi. Ben de o makaledeki çeviriyi kullanıp Almanca röportajı kaynak gösterdim. Ama hâliyle röportajın geri kalanını çevirttiremedim. Aslında Almanca bilen tanıdık birileri olsa da, tamamını çevirttirsek.
Can dostum, Hayek’in röportajının yapıldığı zamanların Soğuk Savaş dönemi olduğunu gözden kaçırmamak lazım. Üstad doğru demiş, demokrasi ile gelen bir yönetim bireysel özgürlükleri törpülemekte despotik bir sistemden daha ileri gidebilir.
Örneğin Hayek gibi Popper de demokrasiyi eleştiriyor, ama önemli olanın demokratik düzende iktidarları barışçıl yollarla değiştirmek olduğunu söylüyor. Hayek ise iktidar değişikliği yerine diktatörlük istiyor. Öyle olduğunda da liberalizm uğruna adam öldürmek meşru hâle geliyor. Hem Hayek fikirlerini ifade ederken bunların tarihsel olduğunu, yani belli bir tarihsel döneme ait olduklarını söylemez. O yüzden Hayek’in fikirleri gayri tarihseldir. Açık açık ifade etmese de Hayek evrensel ilkeler koymaya pek meraklıdır. Diktatörlük meselesine bir de bu açıdan bakmak lazım.
her ne kadar alanları farklı olsa da Hayek bana Doğramacıyı anımsattı.Özellikle uzun yaşamı ve felsefesine ters gelmesine rağmen Pınochete desteği çağrışım yapan unsurlar oldu.