iktisadiyat

  • Home
  • Hakkımızda
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi

Bağlantılar

U.Baris_Urhan | December 24, 2009

Uzun zamandır düşünüyorduk, bir türlü ekleyememiştik. Artık sağ taraftaki “bağlantılar” kısmından, takip ettiğimiz ve takip edilmesini önerdiğimiz internet sayfalarına, blog’lara, twitter’lere ulaşabilirsiniz:

Bunun dışında,

İktisadiyat’a yazamadığım zamanlarda, okuduklarımı Twitter’den paylaşıyorum.
http://twitter.com/umitbarisurhan üzerinden takip edebilirsiniz. Emrah Aydinonat’a bu platforma katılımım için yaptığı davet dolayısı ile de ayrıca teşekkür ediyorum.

Comments
No Comments »
Categories
Duyurular
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

A Broad Look at Volunteer’s Dilemma

U.Baris_Urhan | December 14, 2009

METU Dept. of Business Administration

MARC Seminar Series

Dec. 15, 2009
Time: 13:00
Place: IIBF B, G 262

Ü. BARIŞ URHAN
(TEPAV)

Abstract

Volunteer’s dilemma is an n-people binary choice game. One volunteer is
enough to create a positive outcome which can be benefitted by all other
players. Voluntary action is costly. If no-one volunteers, everybody gets
zero payoff. Therefore, in order to receive a given benefit, at least one
volunteer is needed. Social psychologists have been discussed this
phenomenon for about 40 years under the term of “bystander effect”. Game
theorists, after almost 20 years from the first paper on social psychology
which discussed the bystander effect, came up with a game called
“volunteer’s dilemma.” While the literature agrees on that both bystander
effect and volunteer’s dilemma are reflecting the same social dilemmas, it
is argued that there is an important difference between them and therefore
we should be careful to employ the same solution concepts to both.
Furthermore, common methodologies of experimental economics may not be
suitable to study volunteer’s dilemma and therefore, we should re-consider
the common experimental procedures while doing experiments on volunteer’s
dilemma games. To test this argument, a pilot experiment involving 420
subjects is carried out. Econometric results support the argument and
provide a ground to discuss how to test volunteer’s dilemma with
computerized laboratory methods.

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Duyurular
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Paul Samuelson’un Vefatı

Ceyhun_Elgin | December 13, 2009

Harvard Üniversitesi’nde 1941 yılında Wassily Leontief, Joseph Schumpeter, Gottfried Haberler ve Alvin Hansen’den oluşan tez komitesi önünde doktora tezinin savunmasını yaparken, ünlü iktisatçı Schumpeter’in Wassily Leontief’e dönüp “Wassily, sence sınavı geçtik mi?” (Well, Wassily, have we passed?) demesine neden olacak ölçüde zeki ve başarılı bir iktisatçı olan ve farklı görüşlerden yüzlerce iktisatçının eğitiminde büyük rolü olan Profesör Paul Samuelson bugün, 94 yaşında vefat etti.

Harvard Üniversite’nin biraz da kişisel nedenlerle, kendisine iş vermemesi nedeniyle, MIT’ye (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) geçip, orda kendisinden önce var olmayan iktisat bölümünü kuran Samuelson, bu bölümün önde gelen tüm iktisatçılarının eğitiminde büyük rol oynadı ve MIT iktisat bölümünü dünyanın en iyi iktisat bölümlerinden biri haline getirmeyi başardı.

Her ne kadar, neoklasik iktisada eleştirel gözle bakan heterodoks iktisatçılarca, Keynesyen iktisadın, günümüzdeki Keynesyen-Neoklasik konsensüse evriminde en büyük rolü oynadığı gerekçesiyle eleştirilse de Paul Samuelson, günümüzün egemen iktisadi paradigmasında sahip olduğu büyük ve önemli rol konusunda farklı görüşlere sahip tüm iktisatçıların görüş birliğine vardıkları bir isimdir. Makroekonomi, refah ekonomisi, ekonomik büyüme, uluslararası ticaret, tüketici ekonomisi ve kamu maliyesi gibi birbirinden oldukça farklı birçok alanda makaleleri yayınlanan Samuelson, iktisat teorisie katkılarından dolayı, 1970 yılında ikinci Nobel İktisat Ödülü’nü de almıştı.

Samuelson’un içinde bulunduğumuz ekonomik kriz hakkında ilginç görüşleri, kendisiyle yakın zamanda yapılan bir röportajda ortaya çıkmıştı. [1]

Konuyla ilgili kendisinin “Economics has never been a science – and it is even less now than a few years ago.” (İktisat hiçbir zaman bir bilim olmamıştır – ve hatta son birkaç yılda bu özelliğini iyice yitirmiştir.) sözü de iktisat dünyasında oldukça yankı uyandırmıştır.

[1] Röportajın kısa bir özeti için:

http://www.pragoti.org/node/2503

Comments
1 Comment »
Categories
İktisatçılar
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Homo Sapiens’in Gizil Yetileri Üzerine Tezler-1

Tolga_Bagci | December 12, 2009

 

 

1) Homo Sapiens(Latince’de “bilen adam”) salt biyolojik bir varlık değildir; evrimsel gelişim sürecinde, primatlar arasında yalnız  ona özgü olan Tinsellik niteliğini kazanmıştır.

Heidegger der ki  İnsan  Dasein (orada –varlık) olarak bir Geworfenheit (ortaya fırlatılmışlık) durumu içindedir,  ancak açıktır ki bu “ortaya fırlatılmışın” yazgısı en yakın evrimsel akrabası şempanzeninkiyle bir olamaz. İnsan kendini bilen varlıktır ; karmaşık, beyinsel fonksiyonları ona Us denilen yetiyi kazandırmıştır ve o Ustur ki, Homo Sapiens yalnızca ve yalnızca onunla kavramları ve kavramlar arasındaki ilişkiyi türetmeye ve çıkarsamaya yeteneklidir. Bu gerçek, daha şimdiden İdealar Dünyasının, İyinin, Güzelin, Doğrunun, Sonsuzluğun, Tanrısallığın ve doğal olarak onların karşıtlarının tanımlanabilirliğinin biricik tanıtıdır. Böylelikle Homo Sapiens’in tinsel bir niteliğe sahip olduğu tanısı salt metafizik söylemlerden özenle arındırılmış olur.

 
2) Nasıl ki güdüler ve dürtüler İnsanın doğal, biyolojik eylemini belirliyorsa, Bilinç ve Us da onun  tinsel eylemini belirler. Doğru, İyi ve Güzel olana ulaşmak  için önce bilmek gerekir; bilmek için ise biricik eylem ilk prensiplerin bilimi olan Felsefe’den başka bir şey değildir.

 
Felsefe bilme için yapılan düşünsel eylemdir. Us varolduğu için felsefe olanaklıdır; Us olmasaydı felsefeden bahsetmek anlamsız olurdu, tıpkı  farelerin, örümceklerin ya da gorillerin felsefe yapabileceğini iddia etmek gibi.   Platon’un  bir diyaloğunda Meno ile Sokrates arasında dillenen şu paradoksu duyduk;  “Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak aramaya gerek yoktur; şayet onu bilmiyorsak onu nasıl ararız, çünkü daha ne aradığımızı bile bilmiyoruzdur.” (Paradox of Inquiry) . Aslında Usun açısından paradoks çözümlüdür, felsefe(araştırmak) olanaklıdır; çünkü felsefe Usun açınımıdır, izlenecek biricik eylem, Kavramların(Özgürlük, İyi, Kötü vb.) Logos içindeki bağıntılarının doğru kurulabilmesidir (Aziz  Yardımlı). Bu ise Diyalektik Yöntemin gerekliliğini imler.  Felsefe, Us’tan çıkar ve ona geri döner( usdışını irdelediği durumlar da dahil). Böylelikle temel vargımıza yeni bir uzam katarız  ; Etik, Siyaset, Sanat , Bilim vb. etkinliklere bakışımız, bu etkinliklerin ussal ve tinsel oldukları düzeye dek, Felsefi olmalıdır. Daha da açık olmak gerekirse, örneğin Bilim sözkonusu olduğunda, nükleer bombanın , kimyasal gazın, biyolojik silahın bilgisinin gerçek Bilim kavramına denk düşmediğini hemen anlarız, çünkü Logos içinde Bilimin gerçek anlamı onun Ahlaklılık ile olan bağıntısıyla çözülür;  salt yoketmeye güdümlü, moral belirlenim ve Sevgiden yoksun  Bilim, aslında hiçbirşeyi bilmiyor demektir.

 
3) Özgürlük , insan etkinliğini ve eylemini içsel, istençli ve kendinde yapan biricik kavramdır. Ama gerçek özgürlük salt  X ya da Y tikellerinin kendindeliği  değil, bütün tikelleri kapsayan kendindeliktir ki bununla  tam da ussal-evrensel zorunluluğa ait olan Özgürlüğü imleriz.

 
Özgürlüksüz, hiçbirşey kendinde değildir; birey ancak içsel belirlenimle eylemine sahipse, onun  özgürlüğünden söz edilebilir. Her türlü dışsal belirlenim özgürlük kavramından ayıklanır. Bununla birlikte, Özgür Birey yalnızca ussal zorunluluk içersinde olana boyun eğmelidir. Bu ise derin düşünüldüğünde özgürlükle çelişik değildir, aksine onunla koşut gider. Çünkü gerçek özgürlük keyfi özgürlük değildir; gerçek özgürlük, tek bireyin istencinin aslında bütün bireylerin istenciyle barışık , aynı Logosun parçaları olarak harmoni içinde kapsanmasıdır  ki bu zorunlu çıkarsama ancak ussal bir varlık olan insanın vargısı olabilir. Usun , Yasanın ve Devletin zorunluluğu tam da özgürlüktür ; Hegel bunu tüm yalınlığıyla şöyle tanıtlar ; “Yalnızca yasaya boyun eğen İstenç özgürdür, çünkü onda kendi kendisine boyun eğer, kendi kendisindedir ve özgürdür” (Tarih Felsefesi,s 36).

 
4) Ahlak , özgür bireylerin eylemlerinin, İyinin ve Kötünün  yargıcıdır. Mutlak Ahlak vardır ; o da evrensel ve ussal olan a priori Ahlaktır. Ahlak, fenomenolojik bir  göreli çokluklar ve saçmalıklar yığını değildir; O  Saltık, Bir ve Tektir.

 

Homo Sapiens’in özgür ve ussal bir varlık olduğu düzeye dek, törel belirlenimlerin biricik gerçek kaynağı Us ve İdealar Dünyasıdır. Ahlak, ne Kutsal Kitaplar’da öyle yazıyor diye dışsal olanı kabullenmektir, ne de Tanrı öldü diye, İyinin ve Kötünün göreliliğini(Nietzsche), dolayısıyla keyfiliğini öne sürüp yasasızlığı, töresizliği kutsamaktır.  Gerçek Ahlak, çokluklar ve bölünmüşlükler dünyası değildir; örneğin  Hindistan’daki yüzlerce saçma gelenek , İslam ülkelerinde kadını erkeğin yarısına ya da bazen dörtte birine eşitleyen usdışı  Şeriat , insan öldürmenin moral olarak Kötü olduğunu  bile tanıtlamaktan aciz (çünkü Usu a priori inkar ettikleri için Usu kullanamazlar) Nihilist, değersiz  öğretiler, insanın bu keyfi, rastlantısal çokluklar çöplüğünde nasıl da sersem,çaresiz, dışsal çitlerle sınırlandırılmış bir köle olabileceğini sergiler.  İnsanın çaresizleştirilmesine bir başka örnek de Marksist öğretiden gelir; Lenin bunu şu sözleriyle açar: “Biz,(komünistleri kastediyor) ezeli ve ebedi bir ahlaka inanmıyor ve ahlakla ilgili bütün masalların sahte olduğunu gözler önüne seriyoruz.” İnsanın özsel olarak Özgür olmadığını, bireyin maddi dış koşulların ya da salt bir burjuva-proleter diyalektiğinin gölgesinde belirlendiğini önkabul alan bir felsefenin böyle bir çıkarsamada bulunması şaşırtıcı değildir; aksine kendi içersinde son derece tutarlıdır. Ahlakın “masallığı”, Sovyet dönemindeki terör devletinin ve köle-yoldaş diktatoryasının somutluğu ile doğru orantılıydı.

 
5)  Her kötülük bilgisizlikten gelir; kimse bile bile kötülük yapmaz.(Sokrates)

 

Kavramlar Logos içindeki bağıntılarıyla düşünüldüğünde berraklaşırlar. Örneğin Şiddet hemen Kötülüğü  imler, çünkü zaten dürtüsel ve usdışı bir harekettir, mantıksal zorunlu değildir ama Zor’un kendisidir; bu yüzden bilgiye kapalı olduğu oranda kötülüğe yakındır.  Tıpkı şiddet gibi, yolsuzluk, hırsızlık , despotizm, fanatizm,kölelik, eşitsizlik,ırkçılık, kapitalizm, emperyalizm, sömürü vb. şeyler de  bilgisizlikle doğru orantılı olarak kendilerini bu dünyada edimselleştirirler. Böylelikle biliriz ki İnsanlık Sorunu dediğimiz şey aslında bir Bilgi Sorunudur. Bu ise insanlık için biricik umuttur, çünkü bilgisizlik salt eğitimle köreltilebilir.  İnsanın İyiliğe olan bütün gizil yatkınlığı(çünkü İyi olana eğilim zorunludur) ussal eğitimle, yani Tin’in sanat, bilim, felsefe etkinlikleriyle, Sonsuz Güzellik İdeası altında kendini açındırır.

 

Temel kavramlar için referans:
http://www.diyalektik.org/

* Bu yazı 8 Aralık 2009 tarihinde Siyaset Kahvesi sitesinde yayınlanmıştır.

http://www.siyasetkahvesi.com/sayfa.php?ole=yazi&yzid=774

Comments
No Comments »
Categories
Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Murat Çokgezen İle Röportaj: Çok Yakında İktisadiyat’ta!

U.Baris_Urhan | December 4, 2009

Murat Çokgezen ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşimizin bant kaydının çözümü bitmek üzere! Yakında kendisini iktisat öğrencilerine tavsiyeleri, iktisat bölümlerinin akademik performansları ve özel okulların durumuyla ilgili görüşleriyle İktisadiyat’ta konuk edeceğiz!

Comments
No Comments »
Categories
Duyurular
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Günün Sözü

Bir fikir softasının elinden düşmeyen kitaplara ve dilinden düşmeyen kelimelere bakınız, bu acıklı tekerrürün nüshalarından ve nakaratlarından başka bir şeye tesadüf edemezsiniz. — Peyami Safa

Üye Olun

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (4)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (13)
  • Duyurular (6)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (9)
  • İktisat Tarihi (8)
  • İktisat Teorisi (11)
  • İktisatçılar (13)
  • Köşe Yazarları (3)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (5)
  • Nöroekonomi (6)
  • Nöropazarlama (1)
  • Okuma Önerileri (4)
  • Oyun Teorisi (8)
  • Serbest Atış (28)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (8)

 

December 2009
M T W T F S S
« Nov   Jan »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Baglantilar

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox