Kitap Tavsiyeleri
Can Madenci | November 28, 2009
Zamanında okuduğum bazı kitaplardan karışık bir liste yaptım. İktisat meseleleriyle borsa tahminleri, faiz oranları, dış ticaret hadleri gibi günübirlik yüzeysel analizlerin ötesinde ilgilenmek isteyenler listede kendilerine ilgi çekici gelebilecek bazı kitaplar bulabilirler sanırım. Araya doğrudan iktisatla ilgili olmayan birkaç kitap da ekledim. Hayek’i pek sevmem, ama şu hususta tamamıyla haklı: sadece iktisatçıdan ibaret olan biri iyi bir iktisatçı dahi değildir.
* * *
İktisat Düşünürleri, Robert Heilbroner, Çev. Ali Tartanoğlu, Dost Kitabevi.
En tanınmış iktisadî düşünce tarihi kitabı. Orijinal ismi “The Wordly Philosophers” (Dünyevi Filozoflar). Kitapta Smith, Marx, Veblen, Keynes ve Schumpeter gibi iktisatçılardan bahsediliyor ve Neo-klasik ya da diğer ana akım iktisat okulları yer almıyor. 279 sayfa; okuması kolay, sıkmayıcı bir üslubu var. Piyasadaki çok az sayıdaki düzgün iktisat tarihi kitabından biri.
Maddi Uygarlık, Cilt 2 – Mübadele Oyunları, Fernand Braudel, Çev. Mehmet Ali Kılıçbay, İmge Kitabevi.
Fransız tarihçi Braudel üç ciltlik Maddi Uygarlık serisinin bu cildinde 15.-18. yüzyıllar arasındaki kapitalizmi anlatıyor. Kendisi kitap için “genel iktisat tarihi” demiş. Dipnotları dahil 570 küsur sayfa olan bu büyük boy ve küçük yazılı kitabı okumak kolay değil. Ama ilgilenenler en azından kapital, kapitalist ve kapitalizm kelimelerinin ortaya çıkışından bahseden 203-211 sayfalar arasını okumalılar.
Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla, Leo Huberman, Çev. Murat Belge, İletişim Yayınları.
Amerikalı Marksist yazar Huberman kitapta feodalizmden itibaren kapitalizmin 20. yüzyılın başlarına kadarki tarihini anlatıyor. Rahat okunabilen, akıcı bir dili var. Braudel’in kitabına kalın olduğu için bulaşmak istemeyenler en azından bunu okumalı. Ben kitabı lisans öğrencisiyken okumuş ve beğenmiştim. O nedenle bu meselelerle doğrudan ilgilenmeyen, ancak kapitalizmin tarihini merak eden kişilerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
Tutkular ve Çıkarlar, Albert O. Hirschman, Çev. Barış Cezar, Metis Yayınları.
Politik iktisat ya da iktisadî düşünce tarihiyle ilgilenenler için gerekli bir kitap. Kitabın konusunu kabaca, Adam Smith öncesinde görünmez el nasıl savunuluyordu ya da kapitalizm günah olmaktan nasıl çıktı diye özetleyebiliriz. Zaten kitabın alt başlığı “Kapitalizm Zaferini İlan Etmeden Önce Nasıl Savunuluyordu?” Baskısı kalmamış, ama Hirschman’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan “Gericiliğin Retoriği” kitabını da listeye eklemek gerek. Burada Hirschman ilerleme karşıtı gericilerin toplumsal yapıyı değiştirme girişimlerine karşı çıkarken hangi argümanları kullandıklarını inceliyor. Günümüzde liberallerin sürekli olarak devlet müdahalesine karşı çıkarken kullandıkları argümanlar da bunların aynısı.
İktisatçılar ve İnsanlar, Ayşe Buğra, İletişim Yayınları.
Daha önceki yazıda bahsettiğim Blaug’un Metodoloji kitabının benzeri bir kitap. Zaten alt başlığı “Bir Yöntem Çalışması”. Buğra Aristo’dan itibaren tarihsel bir sırayla iktisatta yöntem konusunu incelemiş. Bende kitabın ilk baskısı bulunuyor, ama sanırım diğer baskılarında kayda değer herhangi bir değişiklik yapılmış değil. Benzeri konularla ilgilenenler, Yordam Kitap’tan çıkan Orhan Kurmuş’un “İktisat Tarihinin Doğuşu” kitabına da bakabilirler.
Wittgenstein’ın Maşası, D. Edmonds ve J. Edinow, Çev. Aslı Biçen, Yapı Kredi Yayınları.
Kitap 1946 yılında Cambridge Üniversitesi’nde Karl Popper ve Ludwig Wittgenstein arasında geçen ve sadece on dakika süren tartışmanın hikâyesini anlatıyor. Popper “Felsefi Sorunlar Var mıdır?” başlıklı bir bildiri sunmak üzere geldiği toplantıda dönemin önde gelen filozoflarından Wittgenstein’ı kendisine maşa sallar vaziyette buluyor. Okuması kolay, her iki filozof hakkında tartışmanın dışında bilgiler de veren bir kitap.
Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914, Şevket Pamuk, İletişim Yayınları.
Osmanlı ekonomisine giriş niteliğinde yazılmış, kolay anlaşılır üsluplu bir kitap. Kitapta Pamuk tarihsel bir sıra izlemiş, böylece olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkileri daha rahat anlaşılıyor. 242 sayfa ve büyük boy, okurken rahat not alabildiğim, şimdiye dek Osmanlı hakkında okuduğum beni sıkmayan tek kitap.
Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, Carl Sagan, Çev. Miyase Göktepeli, Tübitak Yayınları.
Tübitak’ın bozulmadığı ve düzgün kitaplar bastığı dönemlerde çıkan bir kitap. 1996’da ölen Amerikalı astronom Sagan kitapta örnekler vererek boş inançlar ve kendisinin sahte bilim olarak gördüğü şeylere karşı bilimsel düşünceyi savunuyor. Tüm bunları yaparken olaylara şüpheci ve sorgulayıcı bir tavırla yaklaşıyor. Kitabın orijinal ismi “The Demon-Haunted World: Science as a Candle in the Dark”. Yaşı tutanlar belki Sagan’ı yıllar önce TRT 2’de yayınlanan “Cosmos” adlı belgeselden hatırlarlar. Sagan’ın “Contact” adlı kitabı da 1997’de aynı isimle filme çekildi. Başrolünde Jodie Foster’ın oynadığı filmi bir yerlerden bulup izleyin.
* * *
Son iki kitabı diğerlerinden farklı tuttum.
Mülksüzler, Ursula K. LeGuin, Çev. Levent Mollamustafaoğlu, Metis Yayınları.
LeGuin 1974 tarihli kitabında biri anarşist (Anarres), diğeri kapitalist (Urras) iki dünyayı anlatıyor. Roman Anarresli fizikçi Shevek’in Urras’a gidişiyle başlıyor ve iki dünyanın karşılaştırmalı anlatımıyla sürüyor. Bu tür meselelerle ilgilenen kişilerin rahatça okuyabilecekleri bir kitap. Orijinal ismi “The Dispossessed”. Benzeri romanlar olarak, George Orwell’dan “Hayvan Çiftliği” ve “1984”, John Steinbeck’ten “Gazap Üzümleri” ile “Fareler ve İnsanlar” sayılabilir.
The People of the Abyss, Jack London.
Jack London 1902 yılında kılık değiştirerek Londra’da işçilerin yaşadığı Doğu Yakası’na (East End) gidiyor ve birkaç ay boyunca burada işsiz bir gemici olarak yaşıyor. Sonra da gördüklerini “The People of the Abyss” (“Uçurum İnsanları” olarak çevrilebilir) adı altında kitaplaştırıyor. Ben kitabı okurken kimi yerlerde hayretten duraklamadan edemedim. Alıntı yapmak gerekirse:
Yapışkan kaldırımlardan portakal ve elma kabukları ve üzüm salkımları topluyor, bunları yiyorlardı. Yeşil erik çekirdeklerini içlerinden çıkanları yemek için dişlerinin arasında kırıyorlardı. Fasulye tanesi büyüklüğündeki tek tük ekmek içlerini, elma koçanlarını (bunlar öylesine siyah ve kirlilerdi ki, elma koçanı olduklarını insan kırk yıl düşünse aklına getiremezdi) topluyorlardı. Bu şeyleri bu iki adam ağızlarına atıyor, onları çiğniyor ve yutuyorlardı; ve bu olay Tanrı’nın 1902 yılının 20 ağustosunda, akşam saat altı ile yedi arasında, dünyanın şimdiye dek gördüğü en büyük, en zengin ve en kuvvetli imparatorluğun tam kalbinde oluyordu.
Kitap Türkçeye “Doğu Yakası”, “Altta Kalanlar” gibi isimlerle çevrilmiş. Kitabı basan birkaç yayınevi var, ancak hangisinin çevirisi daha iyi bilmiyorum. Bugün dahi Londra’nın doğu kesimi batısıyla kıyaslandığında gelişmişlik açısından oldukça farklıdır. Batıda genellikle durumu iyi olan İngilizler yaşarken, doğusunda Araplar, Türkler, zenciler ve diğer doğulular yaşar. Kitabı özellikle kapitalizmin zenginlik yarattığı masalına inanmayan herkese tavsiye ederim.






Güzel ve gerekli bir derleme teşekkür ediyoruz.böyle tavsiyelerin ülkemizde git gide artmasını umuyorum.gerek kitap gerekse başka öneriler. ne yazıkki ülkemizde yazandan çok konuşan hocalar mevcut.tabi aykut kibritçioğlu hocalar gibi hocalarımız yok değil.
fakat verilen kitap önerileri sanki sadece belirli bakış açısını vermek üzere seçilmiş kitaplar gibi geldi. kitapların çoğunu okumuş biri olarak bir kaçı hakkında yorumda bulunmak isterim.
iktisat düşünürleri: bu kitabın türkçesi ana dilindeki kazandığı ününü yakalayamamıştır bunda sanırım dost kitabevinin genelde pahalı kitap stratejisi ve çevirisindeki sıkıntılar ve de bahsettiğiniz gibi düşünce okullarının eksik olması sayılabilir. hasbel kader iktisadi düşünce tarihi ile ilgilenen biri olarak bence bu kitaba çok güzel ve bizden bir alternatif var. gülten kazgan hocanın remzi kitabevinden çıkan “İktisadî Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi”, adlı kitabı ve bu kitaba paralel olarak Mark Skousen`in Liberte Yayınlarından “İktisadî Düşünce Tarihi: Modern İktisadın İnşası ” kitabı okunabilir. kitabın en güzel yanlarından biri iktisadi düşünürlerin hayatı ile ilgili ilginç bilgilerin yer alması sayabiliriz. örneğin marx`ın çocuklarının açlık sıkıntısı çektiği,intihar ettiği,temizlik namına birşey bilmediği v.s bilgilerinin yanı sıra yaklaşık yirmi yıl british museum da günlük onbeş saat çalıştığını v.s bilgileri öğrenebilir zevkli bir şekilde okuyabilirsiniz.
Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla: iki sene önce okuduğum bu kitap orjinal isminden de anlaşılacağı gibi çok ilgi çekici bir dili var. murat belge`nin de güzel çevirisi eklenince ciddi manada sıkılmadan yavas yavas kapitalimizmin menşeini çok iyi şekilde anlayabilirsiniz. kitabın en önemli özelliği tanıtımında da yer aldığı üzere tarih ve ekonominin ayrılmaz bütünlüğünü yansıtmasıdır. özellikle kilise,ortaçağ avrupa,çocukların çalışması gibi kavramları alaycı bir uslupla ve ciddi rakamlarla analiz ederek sunuyor. özellikle çiftleme olayı,kredinin ortaya çıkışı,gemiciliğin gelişme serüveni gibi temek iktisadı konuları düşünce empozesi taşımadan anlatması gayet ilgi çekici.
İktisatçılar ve İnsanlar: salt bir çalışma alanı olarak “metodoloji” her daim en zor alanlardan biridir. özellikle iktisat metodolojisi ciddi emek ve zaman isteyen alanlardan biridir. ancak bereket versin piyasa da bu konuda ahkam kesen oldukça fazladır. ayşe buğra hoca ise bu işi ciddi ele alanlardan biridir. ancak kitap metedoloji üzerine daha önce okuma yapmamış,merak uyanmamış ciddi bir iktisat tarihi temeline sahip olmayanlar için ağır gelecektir. özellikle iktisadın matematikle olan ilişkisini a.marshall jevons mill gibi filozoflarla tartışıldığı bölüm bu konulara merakı olmayanlar için sıkıcı gelebilir.
Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914: şevket pamuk hocanın ödüllü kitabı bu alanda çalışanlar için kısa zamanda olmazsa olmazlardan biri haline gelmiştir. ancak gerek şevket pamuğu gerekse osmanlı iktisat tarihini derinlemesine anlamak için baş ucu kitabı olan mehmet genç hoca`nın “osmanlı imparatorluğunda devlet ve ekonomi” kitabı iktisat`a az çok bulaşmış birinin kesinlikle okuması gereken bir kitaptır. hoca bu kitap için tüm akademik kariyerinden vazgeçmiştir. halil inalcık`ın da üzerinde ciddi etkileri olan ömer l. barkan hocanın mehmet genç hocanın danışmadı olduğunu düşünürsek kitabın önemi daha iyi anlaşılabilir. örneğin mehmet genç hoca`yı okumadan balta limanı anlaşmasını anlayamayız ve osmanlı adına o anlaşmayı imzalıyan türk bürokratları hain olarak adlandırabiliriz ancak kitap bu ve benzeri tüm bilgileri sarsmış ve türkiyede yeni bir çizgi oluşturmuştur. ayrıca akademik kariyer düşünen genç arkadaşlarıma özellikle mehmet hocanın kitabın ön sözüne yazdığı uzun ve meşakkatli yolcuğunu harahetle öneririm.
ayrıca roman tadında vermiş olduğunuz kitaplara alternatif,hayvan çiftliği,tercih ve görünmez kalp önerilebilir.
ayrıca kapitalizm eleştirilerine liberal bir bakış ile nasıl cevap verildiğini ise başta karl poppper`ın mete tunçay çevirisi ile açık toplum ve düşmanları kitabını,mises`ın “sosyalizm” kitabını,hayek`in “kölelik yolu” okunursa kişi neyin ne olduğunu daha net biçimde anlar. gayrisi sadece tek kale maç olur ve entellektüellikten uzak slogan iktisatçılığından öteye geçemez kanatini taşımaktayım.
ayrıca nacizane iktisat okumaya yeni başlamış öğrenci arkadaşlarıma altı yedi ay önce tavsiye ettiğim şu iktisada giriş mahiyetindeki kitaplara da bakılabilir. http://www.fatihkansoy.com.tr/blog/?p=285
bir yorum için sanırım biraz uzattım kusruma bakmayın.
Yorumdaki kitapların bazıları hakkında bir şeyler eklemem gerek.
Gülten Kazgan’ın kitabı yıllar önce yazılmış. O kalınlıktaki bir kitabın tüm konuları gereğince kapsaması mümkün değil. Bu nedenle konular arasında kopukluklar var ve kitap yer yer içerik açısından cılız kalıyor. Ben kitabı lisansta iken ders kitabı olarak okumuş ve anlamakta zorlanmıştım. Bu herkesin sıkıntısıydı. Öğrenciler özellikle Neo-klasiklerden itibaren kitabın anlaşılmadığını söylüyorlardı. Örneğin Kazgan’ın kitabından Sraffa’yı veya Marx’ın Dönüşüm Sorunu’nu öğrenemezsiniz.
Skousen’in kitabında çeşitli ve vahim “bilgi yanlışları” var. Örneğin Skousen Marx’ın kapitalizm kelimesini bulan kişi olduğunu söylüyor. Oysa Marx hiçbir eserinde kapitalizm kelimesini kullanmamıştır. Bu çok fahiş bir hata. Kitabın dördüncü baskısı yapılmış. Acaba bu yanlışlar hâlâ duruyor mu? Bana göre Skousen’in kitabı bilgi açısından oldukça yetersiz kalıyor, bilgi yanlışları da cabası.
Buğra’nın kitabını lisansı bitirdikten hemen sonra okudum, ağır olduğunu sanmıyorum. Kaldı ki, bu işlerle ilgilenen birilerinin okumaya bir yerlerden başlamaları gerek. Zaten ancak okudukça eksiklikler meydana çıkar. Kitapların bazılarının okunması zor ya da sıkıcı olmasında garipsenecek bir şey yok. Bunlar bilimsel, akademik kitaplar. Öğrenmeye niyetli olan biri için “zorluk” ya da “sıkıcılık” birer mazeret değildir.
Leo Huberman’ın kitabı yıllar önce ders kitabı olarak okutuluyor diye biliyorum. Başlangıç için iyi bir kitap. Mehmet Genç’in kitabı bir makaleler derlemesi ve içinde pek çok yerde tekrarlar var. O yüzden meraklısının kitaptan sadece belirli makaleleri okuması yeterlidir.
Daha önce de yazmıştım, Popper’in çevirisinin kötü olduğunu işittim. Sırf bu nedenle Açık Toplum Düşmanları’nın yeni bir çevirisi yapılacaktı, ama yapılmadı. Nedenini bilmiyorum. Hayek’in kitabında pek çok Osmanlıca kelime var. Zaten çevirisinin önemli bir bölümü yarım asırdan fazla bir süre önce yapılmış. Hayek’in ağır dili de hesaba katıldığında, kitap özellikle lisans öğrencileri için gereğinden fazla sıkıcı ve anlaşılmaz. Aslında kitabın yeni bir çevirisinin yapılması lazım.
Mises’in sosyalizm kitabı hem yanlış, hem eksik, hem de kötü çevrilmiş. Bu hâliyle nasıl basıldığına hâlâ hayret ediyorum. İngilizcesiyle karşılaştırma yapmadan dahi okunduğunda bir sürü hataya ve garipliklere rastlanıyor. Kitabın derhal toplatılıp yeni bir çevirisinin yapılması lazım. Kitapta yazanlar maalesef Mises’in görüşlerinin doğru ifadesi değil.
Kitap önerisi yaparken çevirilerinin iyi olduğunu düşündüğüm kitapları yazdım. Karşıt görüşlü kitaplar yok demişsiniz. Bunun nedeni liberal kesimin çevirdiği kitaplarda çok hata olması. Mesela, sizin verdiğiniz linkte Adres Yayınları’ndan çıkan “Ölü İktisatçılardan Yeni Fikirler” kitabı var. Kitabı okumadım, ama çevirisinin kötü olduğunu birkaç yerden işittim. Bu nedenden ötürü yayınevi kitabı piyasadan toplattı diye biliyorum.
Marmara iktisat mezunusunuz, değil mi? ErgunTuna hâlâ derslere giriyor muydu? Nuray Altuğ – hâlâ derslere sokuyorlarsa – tahtaya şekil çizmeyi öğrenebildi mi? Rona Turanlı’nın kız asistanlarının sayısı kaç oldu?