<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Liberal ve Diktatör</title>
	<atom:link href="http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 May 2012 17:00:57 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
	<item>
		<title>By: Hayek&#8217;in Diktatör Röportajları &#124; iktisadiyat</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/#comment-135</link>
		<dc:creator>Hayek&#8217;in Diktatör Röportajları &#124; iktisadiyat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 16:51:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description>[...] önce “Liberal ve Diktatör” adlı yazımda liberal düşünür Friedrich von Hayek’in diktatörleri desteklediği iki [...] </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] önce “Liberal ve Diktatör” adlı yazımda liberal düşünür Friedrich von Hayek’in diktatörleri desteklediği iki [...] </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Can Madenci</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/#comment-134</link>
		<dc:creator>Can Madenci</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 10:55:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description>İlk başta dedikleriniz doğru. Nitekim bunu Hayek de söylüyor. Ancak bir diktatör de halkın geleceğiyle ilgili kararları halka danışmadan alabilir. Aksi olsaydı zaten diktatör olmazdı. Hayek’in bunlardan bahsettikten sonra gidip Pinochet’yi desteklemesi (üstelik yaptıkları meydanda iken) ve diktatörlerden bahsetmesi kendi fikirleri açısından tam bir çelişki. Bir diktatörün yaptığı gibi, insanlara zulmederek ve onların politik özgürlüklerini ortadan kaldırarak ekonomik özgürlük ortamı yaratamazsınız. Mülkiyetten kaynaklanan haklara politik hakları da dahil ederseniz, politik hakları ortadan kaldırmak mülkiyet haklarının ihlâli anlamına gelir. 

Son paragraf için; Hayek yaşamların tartılmasından bahsederken, bazı kişilerin yaşamlarının diğerlerinin yaşamlarından daha önemli olabileceğini söylüyor. (Örneğin, yaşlı bir bilgenin yaşamı onlarca bebeğin yaşamından daha değerli olabilir.) Yaşamları tartmak demek, farklı kişilerin yaşamlarının değerini karşılaştırmak demek. Buna göre, mülkiyeti ve kişiler arasında yapılan sözleşmeleri korumak için gerektiğinde bazı kişilerin yaşamları feda edilebilir – tartma işlemi de burada yapılıyor. Eğer sadece insanların yaşamlarını koruyan kuralları ahlâkî sayarsak ve mülkiyeti (ve sözleşmeleri) bunun temeli yaparsak, kişilerin yaşamlarını tartmaya imkân veren kuralları ahlâkî kurallar sayabiliriz. Görüldüğü üzere, kimin yaşayıp yaşamayacağına karar vermek böylece bir ahlâk işi sayılıyor, bunun kıstası da mülkiyeti ve sözleşmeleri korumak oluyor.

Kitaplara gelince, ne yazık ki – en azından benim gördüğüm kadarıyla – Hayek’in Türkçe çevirileri kötü. Sizin dediğiniz kitabın orijinal ismi &lt;i&gt;“The Road to Serfdom”&lt;/i&gt;. Kitabın Türkçe çevirisini okumadım, ancak okuyan arkadaşların bana söylediklerine göre Türkçe çevirisi Türkçeye değil, Osmanlıcaya yapılmış. (Gerçi Hayek’in dilinin de ağır olduğunu söylemek gerek.) Kitabın karikatürlerle yapılmış İngilizce bir özeti &lt;a href=&quot;http://mises.org/books/TRTS/&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;şurada&lt;/a&gt;. 

Eğer Osmanlıca kelimelerle başa çıkabilmeyi göze alabilirseniz, Hayek’in fikirlerine bir giriş olarak Eamonn Butler’ın &lt;a href=&quot;http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=22234&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;”Hayek”&lt;/a&gt; adlı kitabını tavsiye ederim. Kitabın İngilizcesi pdf dosyası olarak  &lt;a href=&quot;http://www.adamsmith.org/images/uploads/publications/hayek-his-contribution-ed-4.pdf&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;şurada&lt;/a&gt;.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İlk başta dedikleriniz doğru. Nitekim bunu Hayek de söylüyor. Ancak bir diktatör de halkın geleceğiyle ilgili kararları halka danışmadan alabilir. Aksi olsaydı zaten diktatör olmazdı. Hayek’in bunlardan bahsettikten sonra gidip Pinochet’yi desteklemesi (üstelik yaptıkları meydanda iken) ve diktatörlerden bahsetmesi kendi fikirleri açısından tam bir çelişki. Bir diktatörün yaptığı gibi, insanlara zulmederek ve onların politik özgürlüklerini ortadan kaldırarak ekonomik özgürlük ortamı yaratamazsınız. Mülkiyetten kaynaklanan haklara politik hakları da dahil ederseniz, politik hakları ortadan kaldırmak mülkiyet haklarının ihlâli anlamına gelir. </p>
<p>Son paragraf için; Hayek yaşamların tartılmasından bahsederken, bazı kişilerin yaşamlarının diğerlerinin yaşamlarından daha önemli olabileceğini söylüyor. (Örneğin, yaşlı bir bilgenin yaşamı onlarca bebeğin yaşamından daha değerli olabilir.) Yaşamları tartmak demek, farklı kişilerin yaşamlarının değerini karşılaştırmak demek. Buna göre, mülkiyeti ve kişiler arasında yapılan sözleşmeleri korumak için gerektiğinde bazı kişilerin yaşamları feda edilebilir – tartma işlemi de burada yapılıyor. Eğer sadece insanların yaşamlarını koruyan kuralları ahlâkî sayarsak ve mülkiyeti (ve sözleşmeleri) bunun temeli yaparsak, kişilerin yaşamlarını tartmaya imkân veren kuralları ahlâkî kurallar sayabiliriz. Görüldüğü üzere, kimin yaşayıp yaşamayacağına karar vermek böylece bir ahlâk işi sayılıyor, bunun kıstası da mülkiyeti ve sözleşmeleri korumak oluyor.</p>
<p>Kitaplara gelince, ne yazık ki – en azından benim gördüğüm kadarıyla – Hayek’in Türkçe çevirileri kötü. Sizin dediğiniz kitabın orijinal ismi <i>“The Road to Serfdom”</i>. Kitabın Türkçe çevirisini okumadım, ancak okuyan arkadaşların bana söylediklerine göre Türkçe çevirisi Türkçeye değil, Osmanlıcaya yapılmış. (Gerçi Hayek’in dilinin de ağır olduğunu söylemek gerek.) Kitabın karikatürlerle yapılmış İngilizce bir özeti <a href="http://mises.org/books/TRTS/" rel="nofollow">şurada</a>. </p>
<p>Eğer Osmanlıca kelimelerle başa çıkabilmeyi göze alabilirseniz, Hayek’in fikirlerine bir giriş olarak Eamonn Butler’ın <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=22234" rel="nofollow">”Hayek”</a> adlı kitabını tavsiye ederim. Kitabın İngilizcesi pdf dosyası olarak  <a href="http://www.adamsmith.org/images/uploads/publications/hayek-his-contribution-ed-4.pdf" rel="nofollow">şurada</a>.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ferhat</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/#comment-133</link>
		<dc:creator>Ferhat</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 08:35:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description>Aslında benim anladığım kadarıyla Hayek, topluluğun geleceğiyle ilgili karar verme yetkisi olan yöneticilerin, halkın temel haklarını yok sayarcasına politikalar yapmasına karşı çıkıyor. Yani  yazılanlara göre, karar alıcı ister diktatör olsun isterse çok üyeli parlamento, gücü sınırlandırılmadığı sürece ve yönetimi altında yaşayan insanlara zorbalık ettiği sürece o ülke sorunlara gebedir demiş. Dolayısıyla temel alınması gereken nokta insanların kendi iyiliklerini kendi bildiği yolda bulabilme hakkına sahip olması ve bunu sağlayan yönetim şeklinin çokta önemli olmadığı. Bence doğru bir düşünce. Şu noktada doğru bir düşünce. Ekonomik verimliliğin sağlanmasının etkili yollarından biri özgürlükle gelen mülkiyet hakları, işletme serbestliği, yatırım serbestliği gibi kurumların varlığı. Az maliyetle çok ürün veren bir ekonomi de bu kurumlar işliyorsa iktisadi verimlilik kendiliğinden -görünmez el ile- sağlanabilir. Eğer mevzu bahis olan politikalarda, özgürlük temel alınıyorsa gerisi tefrruattır diye düşünüyorum. Yalnız yazıdaki son paragrafı pek anlayamadım ben. Ayrıca hayekin : From Servitude to Liberty.kitabını okumak istiyorum ama ingilizcem yyeterli değil. lisans öğrc için muadil bir kitap tavsiyesi alabilir miyim?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında benim anladığım kadarıyla Hayek, topluluğun geleceğiyle ilgili karar verme yetkisi olan yöneticilerin, halkın temel haklarını yok sayarcasına politikalar yapmasına karşı çıkıyor. Yani  yazılanlara göre, karar alıcı ister diktatör olsun isterse çok üyeli parlamento, gücü sınırlandırılmadığı sürece ve yönetimi altında yaşayan insanlara zorbalık ettiği sürece o ülke sorunlara gebedir demiş. Dolayısıyla temel alınması gereken nokta insanların kendi iyiliklerini kendi bildiği yolda bulabilme hakkına sahip olması ve bunu sağlayan yönetim şeklinin çokta önemli olmadığı. Bence doğru bir düşünce. Şu noktada doğru bir düşünce. Ekonomik verimliliğin sağlanmasının etkili yollarından biri özgürlükle gelen mülkiyet hakları, işletme serbestliği, yatırım serbestliği gibi kurumların varlığı. Az maliyetle çok ürün veren bir ekonomi de bu kurumlar işliyorsa iktisadi verimlilik kendiliğinden -görünmez el ile- sağlanabilir. Eğer mevzu bahis olan politikalarda, özgürlük temel alınıyorsa gerisi tefrruattır diye düşünüyorum. Yalnız yazıdaki son paragrafı pek anlayamadım ben. Ayrıca hayekin : From Servitude to Liberty.kitabını okumak istiyorum ama ingilizcem yyeterli değil. lisans öğrc için muadil bir kitap tavsiyesi alabilir miyim?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Can Madenci</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/#comment-132</link>
		<dc:creator>Can Madenci</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 07:02:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description>Yani demokrasi yerine diktatörlük daha iyidir diyorsun. Eh, bizim memleket için doğru tabii.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yani demokrasi yerine diktatörlük daha iyidir diyorsun. Eh, bizim memleket için doğru tabii.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: afşar</title>
		<link>http://iktisadiyat.com/2009/09/18/liberal-ve-diktator/#comment-131</link>
		<dc:creator>afşar</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 01:34:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description>Can, &quot;sınrsız bir demokrasiyi&quot; anlayamamış olmana şaşıyorum,halikaten şaşıyorum. Çoğunluğun sırf çoğunlukolduğu için Tanrılaşması sana  ahlaki geliyor mu? Peki bir &quot;diktatörün&quot; senin temel haklaırna saygılı olması ihtimali acaba, demokrasinin çoğunluk  zorbalığı haline gelmesinden en azından teorik olarak dahaevla değil mi?

 Demokrasinin hangi şartlarda makbulolduğunu hiçdüşünmeden onun tartışılmaz ve kutsalolduğunu savunmak sana mantıklı geliyor mu?

Kusura bakma da buraya aktardıklaırnınhepsine değilse de %90&#039;ına katılıyorum. gayet doğru söylemiş. Ne olsaydı sence Rusya dehşet dengesinde ağır basabilseydi, dediğini yaptırmakta tereddüy eder miydi mesela?
Ya bırak artık şu uğur Dündarlık hevsini de  tercüme ettiğini biraz da kend kendine teefsir et. Edemiyorsan söyle ben sana şerh ederim dostum1 :) Güzel site elineaklına sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Can, &#8220;sınrsız bir demokrasiyi&#8221; anlayamamış olmana şaşıyorum,halikaten şaşıyorum. Çoğunluğun sırf çoğunlukolduğu için Tanrılaşması sana  ahlaki geliyor mu? Peki bir &#8220;diktatörün&#8221; senin temel haklaırna saygılı olması ihtimali acaba, demokrasinin çoğunluk  zorbalığı haline gelmesinden en azından teorik olarak dahaevla değil mi?</p>
<p> Demokrasinin hangi şartlarda makbulolduğunu hiçdüşünmeden onun tartışılmaz ve kutsalolduğunu savunmak sana mantıklı geliyor mu?</p>
<p>Kusura bakma da buraya aktardıklaırnınhepsine değilse de %90&#8242;ına katılıyorum. gayet doğru söylemiş. Ne olsaydı sence Rusya dehşet dengesinde ağır basabilseydi, dediğini yaptırmakta tereddüy eder miydi mesela?<br />
Ya bırak artık şu uğur Dündarlık hevsini de  tercüme ettiğini biraz da kend kendine teefsir et. Edemiyorsan söyle ben sana şerh ederim dostum1 <img src='http://iktisadiyat.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Güzel site elineaklına sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

