iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

İki Eleştiri

Can Madenci | September 7, 2009

Tez için okuma yaparken bana ilginç gelen iki pasajla karşılaştım. Bunlardan biri sosyalizm, diğeri de liberal iktisat eleştirisi sayılabilir.

(1) Sosyalizm eleştirisi Alfred Marshall’dan geliyor:

Sosyalizme eğilimim vardı; bu eğilim daha sonraları Mill’in Fortnightly Review’de yayınlanan denemeleriyle daha da güçlendi. Böylece, on yıldan fazla bir süre boyunca, “sosyalizm” kelimesiyle ilişkili olarak öne sürülen önerilerin, tüm dünya için olmasa bile, en azından benim için en önemli araştırma konularını oluşturdukları inancını taşıdım. Fakat sosyalistlerin yazıları beni cezbettiği kadar itti de; çünkü bunlar gerçeklerle ilişkili olmaktan çok uzaktılar ve, kısmen bu nedenle, üzerinde daha fazla düşününceye değin bu meseleler hakkında fazla bir şey söylememeye karar verdim.

Şimdi, ilerlemiş yaşım düşünmek ve konuşmak için zamanımın neredeyse sona erdiğini gösterirken, işçi-sınıfı kesiminin tüm yönlerde olağanüstü gelişmeler kaydettiğini ve, kısmen bunun sonucu olarak, sosyalizm projeleri için Mill’in yazdığı döneme kıyasla daha geniş ve sağlam temellerin mevcut olduğunu görüyorum. Ancak şu âna değin ileri sürülen hiçbir sosyalist proje, ne yüksek yatırım düzeyinin sürdürülmesi ne de kişilerin karakterlerinin güçlendirilmesi konusunda yeterli koşulları sağlamış görünüyor. Bu projeler, ülkenin toplam geliri eşit şekilde paylaşılsa bile, ticarî kuruluşların ve diğer maddî üretim donanımlarının sayısında, el işçisi sınıfların reel gelirlerinin (tıpkı yakın geçmişte olduğu gibi) hızla artmaya devam etmesini sağlamaya yetecek derecede hızlı bir artış gerçekleştirmeyi vaat ediyor da görünmüyorlar. Batı dünyasında insan doğasının ortalama seviyesi son elli yıl boyunca hızla yükselmiştir. Fakat bana öyle geliyor ki, ideal açıdan mükemmel olan toplumsal örgütlenmeyi amaçlayan uzak hedefe yönelik olarak en hakikî gelişmeyi gösteren kişiler, enerjilerini yolları üzerindeki bazı özel güçlüklere yoğunlaştırmışlar ve bunları hızla geçip gitmeyi denemek için güçlerini kullanmamışlardır.[1] (Kalın yerler bana ait.)

Türkiye İş Bankası bu yılın sonuna doğru Kapital’in Almancadan yapılmış bir çevirisini yayınlamaya başlayacak. Piyasada sadece tek bir çevirinin tekeli olduğu düşünüldüğünde aslından yapılmış yeni bir çevirinin yayınlanması iyi bir şey. Ama Marksizm’in diğer klasik eserleri hâlâ çevrilmedi. Rosa Luxemburg’un The Accumulation of Capital adlı kitabının Türkçe çevirisinin iyi olmadığını duydum. Rudolf Hilferding’in Finans-Kapital kitabının tam bir çevirisi hâlâ yayınlanmadı. Bizim memlekette durum bu. Öte yandan benim esas merak ettiğim, finans kesimiden kaynaklanan ekonomik krizleri açıklayan yeni Marksist bir teorinin olup olmadığı. Post-Keynesçilerin Hyman Minsky’sinin “Finansal İstikrarsızlık Hipotezi” (Financial Instability Hypothesis) var. Marksistlerin neyi var?

(2) Liberal iktisat eleştirisi de Knut Wicksell’den geliyor:

Ekonomik fenomenleri ciddî şekilde bir bütün olarak görmeye ve tüm insanların refahı için gerekli olan koşulları araştırmaya başladığımız andan itibaren, proletaryanın çıkarları hakkında düşünceler de ortaya çıkmaya başlar. Ve bu vakitten sonra herkesin eşit haklara sahip olduğu ileri sürmek yetersiz kalır.

Bu nedenle, politik iktisat anlayışı ya da bu adı taşıyan bir bilimin varlığı, açık söylemek gerekirse, tamamıyla devrimci olan bir program içerir. Söz konusu anlayışın muğlak olması şaşırtıcı değildir, zira devrimci programlar çoğu defasında böyle olurlar. Gerçekten de, ekonomik ya da toplumsal gelişmenin hedefi açıkça anlaşılıncaya değin, pek çok pratik ve teorik sorun çözülmemiş hâlde durur. Bu arada, eski bakış açısı lehine bazı şeyler söylenebilir; fakat, her halükârda, açıkça ve kaçamak yapmadan söylenmelidir bu. Örneğin, çalışan sınıfları aşağı türden varlıklar olarak görürsek ya da, bu kadar ileri gitmeden, bu sınıfların toplumun üretiminden tam bir pay almaya henüz hazır olmadıklarını düşünürsek, bunun böyle olduğunu açıkça söylemeli ve daha sonraki muhakemelerimizi bu görüşe dayandırmalıyız. Bilim açısından değersiz olan tek bir şey varsa, o da gerçeği saklamak ya da çarpıtmaktır. Yani ele aldığımız durumda, bu sınıfların durumlarını, makul bir şekilde diledikleri veya bekledikleri tüm şeyleri hâlihazırda almışlar gibi göstermektir ya da ekonomik ilerlemelerin herkes için mümkün olan en yüksek doyuma yönelik olduğu gibi temelsiz ve iyimser inançlara dayanmaktır. Bu sonuncu hata özellikle son yüzyılın ortalarında, “uyum” iktisatçıları olarak adlandırılan Amerikalı Carey ve diğer açılardan takdire değer Fransız Bastiat gibi iktisatçılar tarafından yapılmıştır. Her ikisinin de hem kendi ülkelerinde hem de bizim ülkemizde önceden ve şimdilerde hâlâ pek çok müridi vardır.[2] (Kalın yerler bana ait.)

Son ekonomik krizden sonra özellikle makro iktisadın gerçek hayattan kopuk olan ve gereksiz yere matematik kullanan modelleri hakkında yazılanlar Wicksell’in eleştirisinin özünü değiştirmemiş görünüyor. Tüm bu modeller ve bunlara dayanarak oluşturulan teorileri öğrencilere derste anlatan kişiler, gerçek hayattaki ekonomik işleyişi açıklayacaklarına, denklemlerle karman çorman hâle getirilmiş hayalî bir dünyayı öğrencilerin kafasına boş yere doldurup duruyorlar. Bu dünyanın önkabulü de piyasaların düzgün işlediği şeklindeki dogmatik inanca dayalı. İşin kötüsü, zavallı öğrenciler iktisat öğrendik zannedip yerine matematik öğreniyorlar. Tabii, onu da ne kadar düzgün öğrendikleri kuşkulu.

Bunları derste anlatan bir hocaya üretim fonksiyonunda sermayeyi nasıl ölçtüğünü bir sorun, bakalım ne cevap verecek.

————————————–

[1] Alfred Marshall, Industry and Trade, s. 9.

[2] Knut Wicksell, Lectures on Political Economy, Cilt I, Çev. E. Classen, New Jersey: Augustus M. Kelley, 1977, s. 4-5.

Categories
İktisat Teorisi, İktisatçılar
Comments rss
Comments rss
Trackback
Trackback

« Türkiye’de İktisat Eğitimi 4: Nedir bu akademisyenlerin çektiği! Yiğit Bulut Vakası »

5 Responses to “İki Eleştiri”

  1. Ceyhun Elgin says:
    September 7, 2009 at 5:25 pm

    güzel bir yazı Can eline sağlık. Sermayenin ölçümüne gelince, “perpetual inventory method” adı verilen bir yöntemle ölçülüyor bildiğim kadarıyla genelde. Bunda var sayım K_
    {t+1}-(1-d)K_t=I_t eşitliği kullanılıyor. Bu eşitlliği kullanarak mesela 1950-2007 arası Türkiye’nin sermaye serisi bulunabilir tek bir şartla önce K_1950 hesaplanmalı. K_1950 için de ülkenin dengeli büyüme yolunda (balanced growth path) olduğu varsayılarak (K_0/Y_0)=(ortalama(I_t)/(ortalama büyüme +d)) denklemi kullanılıyor genelde. Bu methodun varyasyonu olan birkaç method daha var ama üç aşağı beş yukarı hepsi aynı sonucu veriyor.

    Ha böyle oluşturuluyor sermaya serisi de bu sağlıklı bir yöntem mi, artısı eksisi nedir bunu tartışabiliriz.ama eldeki yöntem bu.

    Reply
  2. Can Madenci says:
    September 7, 2009 at 10:13 pm

    Benim merak ettiğim şu:

    Üretim fonksiyonunun değişkenlerini emek ve sermaye olarak alırsak, emeğin ölçü birimi olarak tek tek işçileri sayabiliriz, yani kafa hesabı yapabiliriz – “1 işçi, 2 işçi” diye sayabiliriz. Bu açıdan işçiler homojen sayılır.

    Sermaye homojen olmadığına göre “1 sermaye, 2 sermaye” diye sayamayız. O zaman elmalarla armutları hangi ortak ölçü birimi ile ifade edebiliriz?

    Reply
  3. Umit Baris Urhan says:
    September 8, 2009 at 6:59 am

    Ben bu konuyu bir yerlerden hatırlıyorum sanki? :-)

    Yazılarını, görece uzun bir aradan sonra tekrar okuyabilmek keyif verici Can!
    Ellerine sağlık…

    Reply
  4. Ceyhun Elgin says:
    September 8, 2009 at 9:37 pm

    bu söylediğin, yani sermayenin toplanamayacağı ve haliyle de ölçülemeyeceği, 1950lerle 70ler arasında süren, ve Boston Cambridge’teki MIT iktisatçıları(genelde Samuelson ve Solow) ve İngiltere Cambridge Üniversitesi iktisatçıları (genelde Sraffa, Robinson, Pasinetti) arasındaki cambridge capital controversy tartışmalarının ana konusu Can. İngiliz Cambrdige’i aynen senin söylediğini söylüyordu. ABD Cambridge’i ise çeşitli yollarla bunun ölçülebileceğini söylüyordu.

    Benim bildiğim, sonunda tartışmayı(20 küsür yıl süren makale savaşları) İngiliz Cambridge’i kazanıyor ama “sermaye ölçülemez” dışında bir şey söyleyemedikleri ve çökerttikleri paradigmanın yerine yenisini koyamadıkları için, bu zaferleri pek bir işe yaramıyor.

    Dediğim gibi tartışma uzun, bir yorumda özetlenecek gibi değil ama bir ara zaman bulabilirsem yazarım bir şeyler.

    Reply
  5. fatih kansoy says:
    September 16, 2009 at 2:16 am

    etyen mahçupyan`da geçen gün iki sistem(ideoloji) karşılaştırılması ve yanlış anlaşılmalar üzerine bir yazı yazmış bknz: http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=891654&title=yorum-etyen-mahcupyan-sosyalizm-yasiyor-mu-liberalizm-oluyor-mu

    Reply

Leave a Reply

Click here to cancel reply.

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • BLC on İktisatta Deney Yapılır mı?
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (25)
  • Duyurular (25)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (24)
  • İktisat Tarihi (23)
  • İktisat Teorisi (32)
  • İktisatçılar (44)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (1)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (10)
  • Nöropazarlama (10)
  • Okuma Önerileri (10)
  • Oyun Teorisi (10)
  • Risk ve Belirsizlik (1)
  • Röportajlar (2)
  • Serbest Atış (74)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (13)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (1)
  • Yoksulluk (3)

 

September 2009
M T W T F S S
« Aug   Oct »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox