iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

Lanet Olsun İçimdeki Bilim Sevgisine!

Tolga_Bagci | August 18, 2009

Görenleriniz mutlaka olmuştur ; 7 Ağustos’ta , Yiğit Bulut yönetimindeki  Sansürsüz Programı’na,  Adnan Oktar Hoca, nam-ı diğer Harun Yahya, katıldı.  Programın birkaç bölümünü Youtube’dan izleme fırsatım oldu, ardından da bu yazıyı paylaşmak istedim. Efendim bilindiği üzere Adnan Hoca ve talebeleri, kendi deyimleriyle Evrim Teorisi’ne karşı “bilimsel” olarak mücadele vermektedirler ve bu yolda kendilerini  “Allah’ın  mükellef kulları” olarak görmektedirler.  Öncelikle Adnan Hoca’nın kitaplarında gördüğüm üsluptan yola çıkarak , bu anlayışlarının bana bugüne kadar öğretilen bilimsellikle uzaktan yakından alakası olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.  Eğer bilimsellik, üç-beş bilimadamının özenle kırpılmış kişisel görüşlerini ve Kutsal Kitaplar’dan alıntı ayetleri derleyip, üstüne yorum yapmaksa, bugüne kadar bilimadamı diye bildiğimiz ne Newton’un, ne Einstein’in,  ne de Stephan Hawking’in bilim adamlığıyla uzaktan yakından alakası yokmuş meğer. Bizim  bugüne kadar okullarda gördüğümüz ama önümüzdeki yıllarda bu iktidarın kökleşmesiyle tarih olması muhtemel  “Bilim, deneye ve gözleme dayanır” , “Şüpheyle  ilerler”, “Teste tabidir” gibi tanımlamalar da fasa fisoymuş. Onun yerine, dindar kesimin takdiriyle, bilim için  “ Allah’tan gelmiştir” ,“Değiştirilemez”, “ Mukadderata tabidir “ gibi tanımlamalar kullanılması daha makbul olacaktır kuşkusuz. Her neyse ben yine de Adnan Hoca’yı tv’de ilk defa görmenin verdiği heyecanla ve merakla, Evrim Teorisi’ne ne gibi yanıtlar vereceğini bekledim. Yiğit Bulut sorularını sormaya başladı ve Adnan Hoca cevabına “Allah vardır”  gibi “bilimsel” ve kendinden emin bir önermeyle başladı.  Akabinde kaç kere “Allah öyle istemiştir”, “Allah öyle buyurmuştur” cümlelerini sarfetti sayamadım ama kendince koca Evrim Teorisi’ni iki-üç kişisel görüşle “bilimsel olarak altüst etti”.  Fakat , en sonunda Yiğit Bulut da dayanamamış olacak ki,  hocam biz ne desek , maillerden hangi soruyu seçip sorsak, “Allah öyle istedi” diye cevap veriyorsunuz, bunun sonu nereye gider, diye sormaktan kendini alamadı. 

 
Ancak şunu belirteyim ki program devam ettikçe, Adnan Oktar’la ilgili tüm önyargılarım yıkıldı. Son derece kibirli ve asık suratlı bir adam beklerken, oldukça güleryüzlü ve sevecen bir üslubu olduğunu söylemeliyim.  Nedense ,kendince iyi niyetli bir saflıkla bu mücadeleyi sürdürdüğüne inanasım geldi. Ne de olsa 20 yıl sonra Türk-İslam Birliğinin kurulacağını ve Yiğit Bulut’un şaşkın bakışları arasında İsrail’in de bunun içine dahil edileceğini müjdeledi ! Ama ne yazık ki Evrim Teorisi’ne verdiği cevaplar, kitaplarında da yaptığı gibi önceden inanmış olduğu ve bozuk plak gibi tekrarladığı varsayımlardan oluştuğu için- iyi niyetli de olsa- aklı başında olan bir insanı zerre kadar ikna edecek şeyler değildi.  Şunu gözledim ki Adnan Hoca ve talebelerini Evrim’e ikna edecek hiç bir delil anasının karnından doğamaz  zaten. Siz karşılarına yüz bin tane delil de sunsanız, onlar yine olayı inandıkları şeye bağlarlar. Adı üstünde “inanç” bu, laf anlatamazsınız. Evrim Teorisi’ne karşı sözde kanıtları – ara geçiş formlarının olmamasıymış, bunların fosillerine  bilim dünyasında hiç rastlanmamışmış. Meraklılar için aşağıda adresini verdim [1];  bugüne kadar evrime delil olacak kaç tane ara geçiş formu olduğuna bakabilirsiniz. Fosiller zaten çok zor ve özel koşullarda oluşurlar, dolayısıyla ara geçiş fosillerine rastlamak olasılık olarak düşüktür  ama buna rağmen hakemli bilim dergilerinde evrimi gösteren bu yönde çok ciddi kanıtlar yayınlanmıştır. Bir tanesi de 2006 yılında saygın bilim dergisi Nature’da yayınlanmıştır. Bir diğer konu da indirgenemez karmaşıklık olayıdır. Sözde bilimsel evrim karşıtlarına göre, mesela göz gibi bir organın en ufak birimi eksik olsa körlükle sonuçlanacağından,  bunun evrimle oluşmasına imkan yoktur. Bu tezin de bilimsellikten uzak olduğu birçok bilimadamınca dile getirilmiş, hatta genel olarak “junk science” , Türkçesi’yle “çöp bilim” yani “çakma” olarak nitelendirilmiştir.  Bu iddianın evrimi çökertecek yeterlilikte olmadığı nı gösteren birçok bilimsel makale yine hakemli dergilerde yayınlanmıştır. Öte yandan evrim karşıtlarının bu konuda  hakemli bilim dergilerinde yayınlanmış nedense bir tane bile makaleleri yoktur.[2]

 
Ha bir de unutmadan söyleyeyim, bütün bu “bilimsel” ispatlarını sunduktan sonra Adnan Hoca, bütün Avrupa’da artık Evrim Teorisi’nin çöktüğü iddiasında bulundu. Oysa ki bugün değil Avrupa’da bütün dünyada akademik kurumlarda, üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde Evrim Teorisi kabul gören yegane bilimsel kuramdır (aksi ispatlanana kadar). Adnan Hoca, bir de üzerine yanılmıyorsam Türk halkının yüzde 95’ inin böyle bir “safsataya” inanmayacak kadar akıllı bir halk olduğunu da sözlerine ekledi. Vikipedi’den bir veriyi direkt olarak aktarıyorum: “İzlanda’da halkın %80′inden fazlası, Danimarka, Fransa,İngiltere ,Japonya’da yaklaşık %80′i evrimi kesin olarak doğru kabul etmektedir. Geri kalanların büyük bir kısmı ise emin olmadığını belirtmiştir.”[3]. Bu verilere göre Adnan Hoca mantığıyla gidersek;  eğitim ve refah seviyesinin, kitap okuma oranın oldukça yüksek olduğu bu ülkelerin halkları, evrimin “safsata” olduğunu göremedikleri için;  yıllarca eğitimsiz bırakılmış, hala cahillikle kıvranan , ama her konuda fikir sahibi olan Türk halkından çok çok daha aptaldırlar. El insaf yahu !

 
Son olarak Adnan Hoca ve talebelerinin Evrim’in olmadığına dair en büyük “bilimsel” kanıtları da “hiç bir şeyin tesadüfen olamayacağı” yargısıdır. Efendim, bunu çocuklar bile görürmüş.  Yani fizikle, matematikle, biyolojiyle, kimyayla senelerce uğraşıp kafa patlatan, laboratuvar köşelerinde kendilerini paralayan birçok biliminsanı “gerizekalı” olmalı ki, Adnan Hoca ve müritlerinin gördüğü bu basit gerçeği göremiyorlar.  Peki Adnan Hoca’ya göre neden göremiyorlar? Tabii ki doğru tahmin ettiniz- Allah onları öyle yarattığı için. Neyse efendim, uzun lafın kısası, vakit tamam oldu ve veda anı geldi. Yiğit Bulut Beyefendi, Evrim Teorisini “bilimsel” olarak masaya yatırmanın verdiği hafiflik ve nurla programının kapanışını yaparken, ben de  içimdeki bilim sevgisine lanet okuyaraktan, ertesi sabah gitmem gereken laboratuvarda “deneysel fizikçiler” sıfatıyla yaptığımız işin ne olduğunu ciddi ciddi sorgulamaya başladım.

 
1-http://www.evrimteorisi.og/?p=212
 2-http://en.wikipedia.org/wiki/Irreducible_complexity
3-http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim_teorisi

Categories
Serbest Atış
Comments rss
Comments rss
Trackback
Trackback

« Alman İdealizmi Üzerinden “Spekülatif Fizik” Değinisi I – Kant ve Ding an sich Kavramı Türkiye’de İktisat Eğitimi 4: Nedir bu akademisyenlerin çektiği! »

33 Responses to “Lanet Olsun İçimdeki Bilim Sevgisine!”

  1. Mert Sonay says:
    August 20, 2009 at 1:00 pm

    Evrim teorisini safça değerlendirmek de hatalı olur. Bu teorinin tüm dünyada bu kadar yoğun desteklendiğinden söz edip, “Bu neden böyle?” diye sormamak olmaz. İşte bunun nedeni, “Allah var” diyerek, doğruları söyleyen Adnan Oktar gibi inananları baskı altına almak ve engellemektir. Fakat bu engelleme, işkence yapma, ayağından zincirleyip akıl hastanesine koyma, hapse atma, bunlar doğruları değiştirir mi? Hayır, “evrim olmamıştır.” Doppler kaymasıyla uzaklaşan yıldızların geniş dalga boylarından yola çıkarak, kırmızıya kayan renkteki tayfı tespit eden bilim adamları “evren genişliyor” dediler. Bu gerçek 1400 yıl önce Kuran-ı Kerim’de Zariyat suresinde bildirilmişti. Evrenin genişlemesi ve patlamadan sonra tüm evrene yayıldığı tespit edilen “kozmik fon radyasyonu” Penzias’a nobel ödülü kazandırdı. Bu deliller evrenin “sonsuz yoğunlukta sıfır hacimdeki” bir noktadan – daha doğrusu yoktan – var olduğunu ispatlıyordu. Allah inancı, akıl ve sağduyuyla, mantık ve bilimle tümüyle bütündür. Çünkü Allah, bilimi ve tüm bu düzeni, insanlara bir “ayet”, “iman hakikati ve delili” olsun diye yaratmıştır. Bu nedenle Adnan Oktar öncülüğünde tüm Allah inancı taşıyanlar, “Allah var” demeye elbette devam edeceklerdir.

    Reply
  2. mete says:
    August 20, 2009 at 3:27 pm

    Bugün evrimci olan bir çok bilimadamı evrim teorisinin çıkmazlarını kendileri itiraf ediyor zaten. Teori zorla ayakta tutulmaya çalışılıyor. Bir vatandaş olarak benim evrim teorisine inanmam mümkün değil.

    Reply
  3. aslan erler says:
    August 20, 2009 at 4:30 pm

    Size tavsiyem bilimadamlarının isimlerini kullanmadan evvel hayatlarını da öğrenmeniz olacaktır. Zira gerek Newton gerekse Einstein Yüce Yaratıcının varlığına kesinlikle inandıklarını ve O’nun yarattığı fizik kanunlarını bulduklarını ifade etmişler ve Yaratıcıya inanmayan bir bilim adamı düşünülemez şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
    Evrim Teorisine gelince bunu Size Avrupa basını yanıtlasın
    Yaratılış Atlası dünya çapında çok büyük olay oldu. Bu gerçekle temelinden çöken darwinist diktatörlük yokolmanın acısını çekerken atlasın büyük etkisini dile getirmeden edememektedir. “Darwin’in teorisini çöpe atan Harun Yahya! “(Le Courier-İsviçre)

    Reply
  4. admin says:
    August 20, 2009 at 5:00 pm

    Ellerine sağlık Tolga!

    Uzun zamadır başının etini yiyen birisi olarak, aslında Yiğit Bulut eleştirisi beklerken senden böyle bir yazı görmek; hem de biz bir önceki yazınla bunun arasını dolduramadan, inan çok sevindirdi!
    Söylediğin programın 2. bölümünü yani evrim teorisini savunanların katıldığı programı da ben izledim.

    Adnan Oktar ve onun düşüncelerini savunan 2 doktorun telefonla canlı bağlantıya katıldığı an kendilerini savunamamalarını ve Hacettepe Üniversitesi’nden program konuğu akademisyenin duruşunu bilim adına saygıyla izledim!

    Arada Yiğit Bulut’un “bu işleri ben de biliyorum” havasında “super positioning” ya da “kaos teorisi der ki…” diye başlayan saçmalıklarına da katlanmak zorunda kalmam ise tuz biber oldu.

    Mesele gerçekten bilimsellikten uzak işlenmiş; Mine Kırıkkanat’ın da canlı olarak bağlandığında anlattığı üzere “Politiken” gibi bir gazetede yayınlandığı söylenen makalenin yalan çıkmasından tutun da birçok yönüyle ahlaki sınırları aşan bir propaganda olması ve bunun ortaya dökülmesine rağmen kişilerin inatla -akademisyenin de tabiri ile- “ara form” diye ucube kılıklı, mitolojik canlı fosilleri bulmaya çalışmaları bilimden ne kadar da anlamadıklarının kanıtıydı. Keza gözlerimle Darwin’in doğum gününü kutlayan üniversitelerin olduğu bir ülkenin en önemli gazetesinde -Politiken- böyle bir şeyin çıkması, bilimsel temelleri ve metodu olmadığı için- imkansızdır!
    Sanırım buradaki yorumcuların da anlamadığı ve/veya anlayamadığı nokta evrim teorisinin amacının “Allah yoktur” diye bir sonuca varmak olmadığı; ötesinde bilimin bir inanç sistemini çökertmek amacıyla ilerlemediği; senin de söylediğin gibi en saf haliyle etrafta olup bitenleri anlamaya yönelik bir merak ile ilerlediğidir.

    Hal böyle iken Yiğit Bulut örneğinde görüldüğü üzere cahil cesaretiyle ve avam bir ağızla bir maymun fotoğrafı koyup “biz bundan mı geldik?” demek; sonra da “halkın anlayacağı dilden söyleyelim, reçete gibi konuşmayalım” deyip dayanamayarak tekrar “super positioning” kısmına bağlamak değil bilimi, bilimsel yöntemi anlayamamış insanların hatasıdır.

    Bilim zevklidir, keyif vericidir; insanın ufkunu açar da yeter ki niyet olsun!

    Ü.Barış Urhan

    Reply
  5. Sami Okutan says:
    August 20, 2009 at 5:03 pm

    Sansürsüz bence evrimciler için büyük darbe oldu. Programdan sonra gene sus pus oldular, gıkları çıkmıyor herzaman ki gibi. Çünkü verebilecekleri karşı tez olarak sunacakları tek kelime mevcut değildir. Dünya üzerinde tek bir arageçiş fosili yokken 100 milyon yaratılışı ispat eden fosil mevcuttur. Evrimcilerin delil olarak sunduğu tüm fosiller ya soyu tükenmiş canlılara aittir, yada sahte fosillerdir. Paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik, jeoloji ve diğer tüm bilim dalları evrimi yalanlamaktadır.
    Evrimci Niles Eldredge, evrimin çözemediği sayısız sırdan bir tanesini oluşturan yaşayan fosiller konusuyla ilgili hiçbir açıklamalarının olmadığını şöyle itiraf eder:
    Yaşayan bir organizma ile onun uzak jeolojik geçmişteki fosilleşmiş ataları arasında karşılaştırabileceğimiz herhangi bir parça üzerinde neredeyse hiçbir değişiklik yok gibi görünmektedir. Yaşayan fosiller, evrimsel durağanlık fikrinin uç derecede somut örnekleridir… Yaşayan fosillerin sırrını tam anlamıyla çözemedik.
    http://www.nwcreation.net/fossilsliving.html

    Reply
  6. Kerem Ali Uyar says:
    August 20, 2009 at 5:08 pm

    İngiliz evrimci bilim adamı Richard Dawkins’ten, genetik yapıdaki bilgiyi artıran gözlemlenmiş bir mutasyon ya da evrimsel bir süreç örneği vermesi isteniyor. Dawkins, derin bir sessizliğe gömülüyor. Ayrıntılı bilgi için lütfen şu adrese başvurunuz:

    http://tr.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/9285/RICHARD_DAWKINS_FAYDALI_MUTASYON_ORNEGI_VEREMIYOR

    Reply
  7. alican karacan says:
    August 20, 2009 at 7:45 pm

    Bütün evrimcilerin ortak cevabı Big bang öncesini henüz bilemiyoruz. Yaratılışa inanmayan biri tabiî ki nasıl bilebilir ki.

    Reply
  8. emre gonen says:
    August 20, 2009 at 10:23 pm

    http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=1051
    http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=939
    http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=734
    http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=616
    http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=493
    http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=488

    Üstteki adreslerde Danimarka Politiken gazetesinde cıkan haberleri gorebilirsiniz, haber küpürü ve türkçe çevirisi mevcut. Burada özetle Atlasın vurucu etkisinden bahsediyor ve bunu kabul ediyorlar. Evrim karşıtlığının ciddi olarak büyüdüğünü belirtiyorlar. Yaratılış atlasından azametli kitap olarak behsediyor. Tabiki bunları yazan kişiler evrimci. Adnan Oktar’ı sevmeleri, desteklemeleri beklenemez. Ancak şu önemli gerçek var ki: buna rağmen Adnan Oktar’ın hakkını veriyorlar. Evrimci olmalarına rağmen Yaratılış Atlası’nın etkisini ve evrimin düştüğü aciz durumu samimi olarak belirtiyorlar. Ortada bir yalan yok. Ama sanırım Mine G. Kırıkkanat anlamak istediği gibi durumu yorumlamıs ki buna da şaşmamak gerekir. O da bir evrimci, ama gerçekleri gördüğü halde kabul etmiyor.

    Reply
  9. Tolga Bağcı says:
    August 20, 2009 at 11:15 pm

    Gördüğüm kadarıyla yorum yazanların ortak noktası ne yazık ki “bilimsel yöntem” hakkında bilgi sahibi olmamaları ve dini inançla bilimi ayrı kefelere koyamamaları. Bilim, deney ve gözlemle ilerler, her zaman önü açıktır. Dolayısıyla “şöyle olmuştur, olay budur, bitmiştir, bu zaten Kuran’da söylenmiştir” tarzında önermelerle ilerlemez. Bu işler bu kadar kolaysa yazsınlar bakalım bu şekilde bir makale ve hakemli dergilere yollasınlar. Makale aynen geri dönecektir, çünkü bilimsel olarak hiçbir değeri yoktur.

    Mert Bey evrenin genişlemesi olayı bu kadar basit ve sizin anlattığınız gibi olmuş bitmiş bir mesele değildir. Birçok bilimadamı bunun üzerine ciddi şekilde kafa yormaktadır ve evrenin sonunun ne olacağını bilimsel olarak açıklama uğraşındadır. Wikipedia’da Ultimate Fate of Universe konusuna bakarsanız, evrenin genişlemesinin ve sonunun ne olacağının hangi parametrelere bağlı olduğunu görebilirsiniz. Heralde size göre bütün bu bilimsel olasılıklar da Kuran’da vardır değil mi? Mesela evrenin önce genişleyip sonra çökebileceğini ve bunun da “oscillatory universes” teorisine göre sonsuz kez tekrarlanma ihtimalinin (döngü şeklinde) olduğunu da söylüyor mu acaba Kuran? Biraz zorlarsanız çıkabilir bence…Yoktan varolma diye bir şey de henüz ispatlanmamıştır, onu da iyi araştırın öğrenin.- “quantum fluctuations” ya da “vacuum fluctuations” hakkında biraz bilgi toplarsanız bence iyi olur.

    Aslan Bey benim de size tavsiyem: öncelikle Newton ve Einstein’ın adı geçen cümlemi bir daha okuyup iyi anlamanız, ben onların bilimadamı olduklarından bahsetmişim sadece, inançlarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmış mıyım ? Kaldı ki Tanrı’ya inanmış olsalar bile, bu neyi değiştirir, Tanrının varlığını mı kanıtlar? Mesela önce siz özellikle Einstein’ın hayatını iyice bir öğrenin. Einstein gibi bir dahi, Kuantum Mekaniğinin bazı özelliklerine karşı çıktı, Tanrının böyle bir düzen kurmuş olacağına ihtimal vermedi çünkü. Ancak yapılan deneyler Einstein’in yenilgisiyle sonuçlandı. Bakınız Einstein- Bohr tartışmaları, EPR paradoksu, Bell eşitsizliği…hepsi bilimseldir dikkatinizi çekerim, kutsal kitaplara referans vermiyorum.

    Alican Bey, “yaratılışa inanmak” demek “bilmek” anlamına mı gelmektedir? Birşeye inanınca, insan bilmiş mi olur onu ? Kullandığınız kelimeleri bir daha düşünün bence. İnandığınız şeyin gerçekten varolduğuna nasıl yüzde yüz olarak kanaat getirebilirsiniz?
    Ben de perilere inanıyorum, o zaman perileri bilmiş mi oluyorum? Big Bang’in nasıl meydana gelebileceğini de bilimadamları araştırıyorlar merak etmeyin, ellerinde ciddi teoriler var yukarda bahsettiklerim ile ilgili, yarın öbür gün o teorilerini destekleyen bir veri geldiğinde ne yapacaksınız merak ediyorum…

    Barış yorumun için teşekkürler, insanların ısrarla anlamak istemedikleri bir nokta olan evrim teorisinin ve bilimin gerçek amacının ne olduğu gerçeğini bir kez daha vurguladığın için de ayrıca teşekkür ederim. Yiğit Bulut da kendi başına tartışılması gereken apayrı bir vaka olacak sanıyorum.

    Reply
  10. Sansürsüz ve Evrim (Tolga Bağcı Remix) « N. Emrah Aydınonat says:
    August 21, 2009 at 11:06 am

    [...] Evrim (Tolga Bağcı Remix) Tolga Bağcı’nın İktisadiyat.com’da yazdığı “Lanet Olsun İçimdeki Bilim Sevgisine!” başlıklı yazıya göz atmak isteyebilirsiniz. August 21st, 2009 | Tags: evrim | [...]

    Reply
  11. Beril says:
    August 21, 2009 at 11:11 am

    Tur Suresinin 35-36. ayetinde Allah şöyle buyuruyor.

    ‘Yoksa onlar, HİÇBİR ŞEY OLMAKSIZIN MI YARATILDILAR? Yoksa yaratıcılar kendileri mi? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.”

    Allah, “Hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar” sözü ile evrimcilerin iddia ettiği TESADÜF mantığına işaret etmektedir.
    Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları BİLİMSEL VE DELLİLLİ konuşuyorlar.
    Artık Evrim ve dinsizlik propagandası kokan programlar değil, yaratılış ve iman hakikatlerine ağırlık veren programların daha çok artmasını istiyorum.

    Reply
  12. Sami Okutan says:
    August 21, 2009 at 11:28 am

    Evrim teorisini saf bir bakış açısıyla değerlendirmek, meydana getirdiği tehlikeleri farkedememek tamamen bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Zaten yıllarca bu teoriyi empoze edenlerin amacı da budur. İnsanları uyutarak, teorinin ideolojik yönünü gizleyerek, bilimsel bir kılıfla yutturmaya çalışmaktır.

    Evrim teorisine getirdiği eleştirilerle ve yayınladığı kitaplarla akademik çevrelerde çok saygın bir yere sahip olan Chicago Üniversitesi profesörlerinden Phillip Johnson, evrim teorisinin dinsiz fikir akımları için taşıdığı önemi şöyle açıklamaktadır:

    …Darwinizm’in kabul edilmesi Allah’ın varlığının inkar edilmesi anlamına geliyordu ve sonuç olarak Allah’ın vahyine dayalı dinin yerine evrimsel natüralizme dayalı yeni bir inanç oluşturuldu. Bu yeni inanç sadece bilimin değil, hükümetlerin, hukukun ve ahlakın da temel inancını oluşturdu, modernizmin temel dini felsefesi sayıldı. (Phillip E. Johnson, Defeating Darwinism Intervarsity Press, 1997, s.99)

    Reply
  13. selçuk haskır says:
    August 21, 2009 at 2:12 pm

    Evrimciler, iddia ettiğiniz gibi diyelim ki tüm canlılar evrim geçirmiş olsun, o zaman neden hala balık- sürüngen arası, memeli- sürüngen arası, insan –maymun arası fosilleri bulamadınız. Dünyanın çeşitli yerlerinde milyonlarca fosil çıkartılıyor, eğer gerçekte evrim yaşansaydı, bu milyonların arasında bir tane bile sizin bahsettiğiniz ara formların olması gerekmez miydi. Ayrıca evrim hala devam etmeli değimliydi, neden binlerce yıldır hayvanlar ve insanlarda bir değişiklik olmadı. Bu sorularıma cevap istiyorum ama demogoji yapılmadan.

    Reply
  14. Aykut says:
    August 21, 2009 at 7:49 pm

    Şimdi yukarıda video linki var: Orada Dawkins’in geçiş türüne cevap veremediğini, susup kaldığını yazıyor ve vurguluyor. Şimdi size birşey söylemek istiyorum: Soruyu soran kişiye öyle karşıdan gelen ışık, Dawkins’in yüzüne gelmeden arkasından vurmaz ey insanlar… Ben de o zaman bu video-parçasıyla istediğim herşeyin ama herşeyin propagandasını yapabilirim o zaman. Bu videoya inanılabilirlik vermek için önce videonun ne dediğine değil, nerede olduğuna da baksanız fena olmaz.
    Tolga bilimsel verilerin başka imaları (implication) üzerinde duruyor; onun için benim; sizin ya da herhangi bir kişinin yazacağı sözler, harunyahyanın iddialarının doğruluğunu ispatlamaya çalışmak yerine bu imalar ekseninde yapılacak yorumlar olursa eğer, sizin yaptıklarınız “yorum” olur; “tartışma” değil. Tolga’nın bu yazısı zaten evrimi tartışan veya evrime destek olmak için yazılan bir yazı değil; onun için Tolga’nın imalarını değil de hala ve hala harunyahyanın iddialarının doğruluğunu tartışmak daha çok bilmediğiniz birşeyi (evrim teorisini) püskürtmek için yapılan ilkel bir refleks olarak addediyorum.
    Son olarak, Türkiye’deki son bir ‘trend’i size bildireyim: “anlaşılamayan ve bilinmeyen yeni bilgi topluluğu=demogoji/demagoji”
    Neyse;
    Leave plebs be…

    Reply
  15. Mister No says:
    August 21, 2009 at 10:01 pm

    Tolga Bağcı lanet olsun içimdeki bilim sevgisine derken iyi demiş. Konuyla ilgili akademik mecmua okumamış, eline biyoloji kitabı bile almamış insanlar bir biyoloji teorisini çökerttiklerini iddia ediyorlarsa bilimle uğraşanların işi gerçekten zor.Bu alanda çalışan birisi değilim ama Barış’ın ve Tolga’nın yaklaşımı bana maksatlı gelmedi, yani materyalizme ve natüralizme hizmet etme kaygısı gütmüyorlar.Barış niyeti çok güzel özetlemiş:
    “Sanırım buradaki yorumcuların da anlamadığı ve/veya anlayamadığı nokta evrim teorisinin amacının “Allah yoktur” diye bir sonuca varmak olmadığı; ötesinde bilimin bir inanç sistemini çökertmek amacıyla ilerlemediği; senin de söylediğin gibi en saf haliyle etrafta olup bitenleri anlamaya yönelik bir merak ile ilerlediğidir.”
    Bilim ile uğraşan birisinin izlemesi gerekenin yöntemin Barış’ın söylediği gibi olduğunu düşünüyorum.
    Bu sitede şu ana kadar en çok yorum yapılan başlık bu olmuş.Demek ki okuyucunun fen bilimleri konusunda bilgisi görece daha az çaba gerektiren sosyal bilimlerden daha fazla :)

    Reply
  16. Tolga Bağcı says:
    August 22, 2009 at 12:12 am

    Mister No’nun belirttiği gerçek ne yazık ki son derece üzücü ve düşündürücüdür. Hayatında bilimsel makale görmemiş, bunların yayınlanma kriterlerinden bihaber olan insanların en azından “bu işi bilim adamlarına bırakalım, evrensel ölçütlerde kabul gören bilimsel metodlar çerçevesinde tartışsınlar ” diyebilmeleri gerekir. Bilimadamları evrim teorisini destekleyen bulguları paylaşırken ateizm propogandası yapmıyorlar, yapmamalıdırlar da zaten. Bilimadamalarının dedikleri tek şey, işin içine dini inançları karıştırmadan, objektif olarak , doğanın bize sunduğu verileri yorumlamamız gerektiği.
    Bilim öyle birşeydir ki yeri geldiğinde en kökleşmiş teoriyi bile eleştirmeniz gerekebilir, ama nasıl? Yine bilimsel metodlarla. Yarın karşımıza öyle bir veri çıkar ki, Evrim Teorisini derinden sarsar, o zaman daha iyi bir teori aramak bilimadamının görevidir.
    Ancak Adnan Hoca’nın bakış açısında olanların, kendi teorilerini eleştirmeleri mümkün değildir, çünkü “inanmışlardır” , mesela Kuran’ı eleştirebilirler mi? Böyle birşeyin lafı olmaz dinde. Kimse onlara Kuran’ı eleştirsinler de demiyor zaten, sorgulamadan inanma hakları vardır. İşte bilimle din arasındaki en büyük fark budur, ELEŞTİRİ. Yeri geldi mi “ya acaba ben yanlış mı düşünüyorum” , “ya da burda yazan doğru mu? tersi de mümkün olabilir mi?” diye sorabilmektir. Bu çizgiyi kabul ettik mi bütün sorunlar ortadan kalkar; isteyen istediğine inanır, sonuna kadar saygı duyulur. Ama tutup da inançlar , “yegane doğru” sıfatıyla insanların gözüne sokulamaz.
    Özetle Türkiye’deki en büyük sorun heralde bilim ile din arasındaki farkların henüz anlaşılamamış olması.

    Reply
  17. ramiz sarkanat says:
    August 22, 2009 at 8:11 am

    Darwinistler, Rabbimizin yerleri, gökleri ve tüm canlıları büyük bir yaratılışla yoktan var ettiğini kabul etmedikleri için ‘tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir’ diyorlar. Bende Darwinistlere gökdelenlerin, Eiffel kulesinin, dünyadaki bütün sanat eserlerinin hiçbir mimar ve mühendis olmadan çimentonun, demirin, kumun bir araya gelerek kendi kendilerine tesadüfen olduğunu ve bu tesadüflerin sıfır hata yaparak mükemmel yapılar oluşturduklarını söylesem ne derler acaba!!!

    Reply
  18. Kerem Ali Uyar says:
    August 22, 2009 at 1:56 pm

    Richard Dawkins’in videosu
    Richard Dawkins’in videosunun harun yahya sitelerinden birinde bulunması neden bir rahatsızlık verdi, pek anlayamadım. Herhangi bir haber sitesinde yada forum sitesinde olsaydı aynı tepki verilir miydi acaba?
    Bunlar önemli değil. Asıl önemli olan evrim teorisini saf bir bakış açısıyla değerlendirmemektir. Yıllardır evrim bilimdir diyerek insanlar uyutulmuş, teoriyi reddedenler yobaz, geri kafalı olarak sıfatlandırılmış, teorinin ideolojik yönü hep gizlenerek empoze edilmeye çalışılmıştır.
    Yorumumu gene bir site adresi ekleyerek bitiriyorum, incelemenizi umarım.
    http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/8546/DIN_ILE_BILIM_CATISIR_MI

    Reply
  19. mert tekincan says:
    August 22, 2009 at 3:16 pm

    Geçmişte de evrimcilerin yaptıkları sahtekarlıkları biliyoruz; Piltdown adamı, Miller deneyi yalanı, Hayali çizimler, bulunan soyu tükenmiş fosilleri nasıl ara fosil diye insanları kandırmaya çalıştıklarını, hepsini biliyoruz, hepsini de ellerine yüzlerine bulaştırdılar, her şey gün gibi ortaya çıkmıştır ve insanların büyük bir bölümü, ki bu sayı günden güne artmaktadır, evrime inanmıyorlar. Şimdi bu gerçekler karşısında panik içinde ne yapacaklarını bilmiyorlar. Hatta bazı evrimciler evrimin temel esaslarını bile unutup iyice saçmalamaya başladılar. Çünkü ‘Hak geldi, batıl yok oldu, şüphesiz batıl yok olucudur’.(İsra Suresi 81)

    Reply
  20. Kerem Ali Uyar says:
    August 25, 2009 at 2:13 pm

    Richard Dawkin’in videosu
    Richard Dawkins’in videosunun harun yahya sitelerinden birinde bulunması neden bir rahatsızlık verdi, pek anlayamadım. Herhangi bir haber sitesinde yada forum sitesinde olsaydı aynı tepki verilir miydi acaba?
    Bunlar önemli değil. Asıl önemli olan evrim teorisini saf bir bakış açısıyla değerlendirmemektir. Yıllardır evrim bilimdir diyerek insanlar uyutulmuş, teoriyi reddedenler yobaz, geri kafalı olarak sıfatlandırılmış, teorinin ideolojik yönü hep gizlenerek empoze edilmeye çalışılmıştır.
    Yorumumu gene bir site adresi ekleyerek bitiriyorum, incelemenizi umarım.
    http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/8546/DIN_ILE_BILIM_CATISIR_MI

    Reply
  21. erat says:
    August 25, 2009 at 7:22 pm

    ben herkese evrimle ilgili bütün bilgileri bulabilecekleri http://www.evrimteorisi.info sitesini öneriyorum….

    Reply
  22. Kerem Ali Uyar says:
    August 26, 2009 at 11:22 am

    Aynı kişilerden gelen yorumları mı yollamıyorsunuz yoksa harunyahya sitesinin adresini verdiğim için mi tam anlayamadım. Yorumumu tekrar yolluyorum, yayınlamayacaksanız sebebini belirtirseniz memnun olurum.
    Richard Dawkins’in videosu
    Richard Dawkins’in videosunun harun yahya sitelerinden birinde bulunması neden bir rahatsızlık verdi, pek anlayamadım. Herhangi bir haber sitesinde yada forum sitesinde olsaydı aynı tepki verilir miydi acaba?
    Bunlar önemli değil. Asıl önemli olan evrim teorisini saf bir bakış açısıyla değerlendirmemektir. Yıllardır evrim bilimdir diyerek insanlar uyutulmuş, teoriyi reddedenler yobaz, geri kafalı olarak sıfatlandırılmış, teorinin ideolojik yönü hep gizlenerek empoze edilmeye çalışılmıştır.
    Yorumumu gene bir site adresi ekleyerek bitiriyorum, incelemenizi umarım.
    http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/8546/DIN_ILE_BILIM_CATISIR_MI

    Reply
  23. admin says:
    August 27, 2009 at 1:21 pm

    Kusura bakmayın Kerem bey ve Mert bey,

    WordPress sizin bu son yorumlarınızı “spam mail” olarak değerlendirmiş ve filtrelemiş, bugün tesadüfen gözüme ilişti ve onay verdim.

    Söylediklerinize katılmasam da hakaret olmadığı sürece tüm yorumlarınız yayınlanmaktadır. İçiniz rahat olsun.

    Sevgiler,

    Ü.Barış Urhan

    Reply
  24. Adem says:
    September 9, 2009 at 8:40 pm

    Merhaba,

    Ozellikle bu arkadasa bu yazisindan dolayi tesekkur etmek istiyorum..

    Yazinin tamamina katilmamak elden degil tabiiki.. Ancak sadece 2 noktaya deginmek istiyorum. Evrim teorisi bir gorus, bir inanc, bir sistem, bir ideolji..vs.. degildir, bilimsel bir teoridir. Haliyle bir ulkedeki siradan vatandaslarin evrim teorisine inanip inanmamasi neyi degistirecek onu anlamadim… Evrim teorisine inanilmaz, Evrim teorisi bilinir veya bilinmez. Evrim teorisi butun delilleriyle orada duruyor, Vatandaslar inanip inanmamasi cokta onemli bir konu olmamasi gerekir..

    Ayrica ara gecis formlarinin olmadigindan bahsediliyor. halbuki ara gecis formalri oldukca fazladir. ama gel gelelimki Adnan hocamiz bunlarin ara fosil olarak kabul etmemektedir::))). sizinde bahsettiginiz gibi, canlilarin fosillesmesi cok ender ve zor vede bulunmasi cok cok sansa baglidir. elimizde bu kadar fosilin olmasina sukretmek gerekirken, bulunamayan fosillerden dolayi, bir hukum vermek cok yanlistir. Ayrica Adnan oktar’in ara gecis fosillerinden anladigi bambaska seylerdir, ucube hayvanlardir. Adam ara gecis formlarinin ne oldugunu bile bilmemektedir. Evrim teorisinden ne anladigini merak ediyorum.:):) Ayrica Evrim teorisinin gercek oldugunu ispatlamamiz icin, ara gecis formlarinada ihtiyacimiz yoktur. bugun molekuler biyoloji, dna ve diger bilim alanlardaki gelismeler Evrim teorisini zaten kanitlamaktadirlar. Evrim teorisinin dogrulugu bilim camiasinda zaten tartisilmamaktadir. hatta bircok unlu teologist, kilise ve Papa’nin artan deliller karsisinda, Evrim teorisini kabul etmek zorunda olduklarini aciklamislardir.

    Reply
  25. Tolga Bagci says:
    September 10, 2009 at 4:56 pm

    Tesekkurler Adem Bey yorumunuz icin.
    Tabii ki bir ulkedeki siradan vatandaslarin inanip inanmamasi birseyi degistirmez, dediginiz gibi evrim teorisi bilinir ya da bilinmez , veriler onumuzde duruyor. Ancak bu istatistik, sosyolojik acidan anlamli olabilir, nitekim Adnan Oktar Turk milletinin ‘akilliligindan’ bahsedince, benim aklima da su geldi, heralde daha az okuyan, daha az sorgulayan, hicbirsey bilmedigi halde bildigini dusunen milletler digerlerine gore daha akilli oluyor. Yani evrim teorisini okumadiginiz, bilmediginiz halde Turk milletinin yontemiyle ” Ne yani simdi maymundan mi geldik? Olmaz oyle sacmalik diyerek”, kestirip atarak oldukca mantikli bir is yapmis oluyoruz Adnan Hocaya gore…
    Bunun disinda da yine belirttiginiz gibi , Adnan Hocanin beklentisi heryerden ucube hayvanlarin cikmasini gormektir. Boyle beklentilerle zaten kendilerini bilim camiasinin gozunde son derece gulunc duruma dusurmektedirler. Yine ayni sekilde rastlantisal mutasyonlarla evrimin nasil olusabilecegine de bir turlu akil sir erdirememektedirler. Saniyorum zihinlerinde hala su basit mantik var : maymun etrafina bakinirken bir anda rastlantisal mutasyon gecirip, iki ayagi uzerine kalkiyor ve boylece insana evrim basliyor :) olasiliklari hesaplarken heralde zaman faktoru ve turlere ait cok sayida birey oldugunu hic hesaba katmadiklarindan olsa gerek…

    Reply
  26. Öncel Acar says:
    September 15, 2009 at 4:23 pm

    Merhabalar,

    Öncelikle Tolga’ya yazısı için teşekkür ediyorum. Yorumlar üzerinden de bir tartışma başlamış ve ben tümünü yeni okudum, sevgili ülkem adına, gülsem mi üzülsem mi karar veremedim… Bu konuya girmeyeceğim, zaten sözü olanlar söylemiş.

    Diyeceğim başka. Kanıt aramaktan söz edilmiş çokça. Politiken gazetesinde anılan tipte bir haberin yayımlandığına inanan (evet bilen değil, inanan) arkadaşlara sözüm, http://politiken.dk/ sitesine girip “søg” (Danca “ara”) satırına “Darwin” ya da “evolution” (evet evrim sözcüğünün Danca karşılığı İngilizce’dekiyle aynı şekilde yazılır) sözcüklerini yazıp haberi bulmaya çalışın lütfen. 8 Şubat 2009 tarihine ait bulacağınız tek haber Zooloji Müzesi’ndeki Darwin sergisinin Ocean Salen adlı yere taşındığıyla ilgilidir, Google Çeviri ile teyit edebilirsiniz.

    Böyle bir haberi yazan gazetenin Politiken gazetesi olmasının tesadüf olmadığı üzerine de spekülasyon yapmak isterim; eminim kendilerini Adnan Hoca’larına yakın hisseden arkadaşlar benden daha çok sebep sayabilirler buna. Bir kere Danimarka gazetesidir Politiken, ne de olsa “namlı kafir memleketi”dir Danimarka (değil mi arkadaşlar?). Ayrıca evet ülkenin ünlü, büyük gazetelerindendir. Hem de evrim kuramını reddetmesi beklenmeyen bir duruşu vardır; öyle ya, sansasyon yaratmak gerekmiştir bir kere. Adnan Hoca boş bir adam değildir, bir yere oltasını atıyorsa bir bildiği vardır, değil mi?

    Bilimsel kuramın (nasıl olmuşsa) içine gizlenmiş ideolojiyi tespit etmekte çok başarılı sayın arkadaşlarım. ideoloji konusundaki hassas algınızı noolur kullanın. Evet, lütfen kullanın, ama gözünüzden, kulağınızdan içeri giren her veri parçası için kullanın; evrim kuramı için kullandığınız gibi, Adnan Hoca’nızdan duyduklarınız için de kullanın. Bunu dürüstlükle yaptığınıza ikna olmadan hiç birinizle tartışmak istemem.

    Saygılar,

    Öncel Acar

    Reply
  27. Tolga Bağcı says:
    September 16, 2009 at 9:22 pm

    Sevgili Öncel, Politiken konusuna değindiğin için teşekkürler. 8 Şubat tarihli Politiken’de haber olarak değil ancak makale olarak Darwin’in Evrim Teorisi üzerine bir yazı var. ( Sayın Emre Gönen yorumunda linki vermiş zaten ) .Yazının başlığı da “Mere omstridt end nogensinde” yani ” Hiç olmadığı kadar tartışmalı”. Ve bu yazıda Harun Yahya’nın Yaratılış Atlasından birkaç cümle ile bahsediliyor. Kitap için “etkileyici” kelimesini kullanıyorlar; fakat kitaptaki üslüp ya da kitabın bilimselliği ve evrim teorisini zorladığı hakkında en ufak övgü içeren bir anlatım yok. Evrimciler bile kitaptan “etkileniyorlar” çünkü son derece gösterişli, bilimsellikten tamamen uzak , resimlerle dolu bir kitap- nasıl etkilenmesinler ! Makalede , özellikle kitabın birçok yere ücretsiz olarak yollandığını belirtiyorlar ve kitapta birçok fosil resminin olduğundan bahsediliyor. Diğer gazetelerde de genel olarak Adnan Oktar’ın bu kadar parayı nerden bulduğuna , bu kadar gösterişli bir kitabı nasıl heryere dağıtabildiğine şaşkınlıkla değiniyorlar.
    Öncel’in dikkat çektiği bir diğer nokta da ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu. Danimarka’ya karşı malumunuz karikatür olaylarından dolayı içten içe bir tepki hala sürüyor ve burda da özellikle “bakın işte Danimarka Gazetesi de yola geldi” şeklinde bir mesaj verilmek isteniyor. Bu konuda Öncel’e katılıyorum, özellikle Politiken üzerinde böyle bir tartışma başlatılmasının altında kasıt olduğunu düşünüyorum.

    Reply
  28. Ali says:
    September 18, 2009 at 7:12 pm

    Öncelikle, yazılarınız ve site çok güzel bunu belirtmek isterim.

    Asıl sorun sizin de belirttiginiz gibi Evrim Teorisinin , din düşmanlıgı veya Ateizm propagandası gibi algılatılmasıdır.Ve o meşhur alaylı soru ” Biz maymundan mı geldik ? ”

    Sevgili Ergi Deniz hocamız o gün mükemmel sabrı , akıcı anlatımı ve bilimsel bilgisiyle bizleri daha da aydınlattı.O gün söyledigi acı gerçeklerden birisi de; 1930′lu yıllarda Türkiye’de yayınlanmış ve okutulan Evrim kitabının şimdikilerden daha kaliteli ve dogru olması gerçegiydi.Daha dogrusu Türkiye’ de bilinçli olarak Evrimin çarpıtılması, yanlış algılatılması gerçegi idi…

    Adnan Oktar’ ın dikkat çektigi ve sürekli vurguladığı bir diğer nokta ise; ” Evrimcilerin diktatörlüğü ” noktasıydı.

    Evrim gerçekten diktatörlük kurmuş olsaydı.Bugün kü dünya düzeninin farklı olması gerekirdi.Yani; Metaryalizm , Marksizm ve Leninizm dünya düzeni içinde en agır hattı oluşturması gerekirdi.Fakat şuan dünyada Sosyalist Devletler bile yok denecek kadar az.Bu da bir diger çarpıtma ve Anti-Evrim propagandası.

    Adnan Oktar’ ın arkasında kim var ve ne amaçla var.Tam bilemiyoruz.Ama birileri İslam Alemi’ nin aydınlanmasına ve bilime yönelmesine şiddetle karşı…

    Saygılar…

    Reply
  29. Tolga Bağcı says:
    September 18, 2009 at 11:39 pm

    Teşekkürler Ali Bey.
    Sanıyorum ideolojik bakış açısı tam da bu oluyor. Zaten onlara göre Nature- Science gibi bilimsel dergiler de evrimcilerin diktatoryası altındadırlar, bunun üstüne de işte masonları falan eklerseniz, kendinize bir fantezi dünyası yaratıp, bütün dünya düzenini açıkladığınızı sanırsınız. Analiz yapıp, düşünmekten çok , önüne konan her “illuminati” benzeri komplo teorisine inanmaya baştan hevesli Türk halkı da bu manipulasyonlara oldukça açıktır.

    Reply
  30. Öncel Acar says:
    September 21, 2009 at 9:58 pm

    Tekrar Merhaba,

    Tolga, 16 Eylül’deki yorumunla (http://iktisadiyat.com/?p=681&cpage=1#comment-325) ilgili şunları belirtmek isterim:

    1. Gazetede var gibi görünen (ya da belki gösterilen) yazıya gazetenin kendi internet sitesindeki arşivinden ulaşılamıyor.
    2. Yazıyı göster(mesi beklen)en resimler oldukça küçük ve düşük çözünürlükte; yazının net görülebildiği büyük kopyaları yok. Buraya bir virgül, döneceğiz.

    Dikkatimi çeken başka bir şey daha var, Politiken daha önce Adnan Oktar ile ilgili bir haber gerçekten de yayımlamış, 12.09.2007′de. Haber bir gün önce Jutland’daki bazı rahiplere kargoyla gönderilen Yaratılış Atlası kitaplarıyla ilgili. Kitabın renkli, kaliteli baskısı ve kargoyla gönderilmesi için gerekli paranın nereden bulunduğu sorusunun akla geldiğini ancak Adnan Oktar’ın kuramının Arap dünyasında benimsendiğinin sanıldığını yazmış Politiken. Gazetenin kendi web sitesinde “Adnan Oktar” ve “Harun Yahya” aramaları başka sonuç vermiyor.

    Söz ettiğim haberin sonrasında Mine G. Kırıkkanat da gazetenin genel yayın yönetmenine böyle bir yazının yayımlanıp yayımlanmadığını e-postayla güya sormuş ve olumsuz cevap almış, kendi köşesinde anlattığına göre (kuşku duyma hakkından söz ederek epey de çürütmüş kendisini). Şimdi bu yazıya da heyecanla yorum yapan arkadaşların ilgisinden ve tarzından tahmin edilebileceği üzere oldukça da yoğun tepki almış internet ortamında. Ama “yalan haber” tartışmasını başlatıp beyinleri bulandırmış artık bir kere. Bunların üzerine bu bulanıklığı kullanmak isteyenler olabilir belki.

    Toparlayayım: Bir şeyleri görmezden gelmeye çalışmıyorum ya da inat etmiyorum; zira yazıyı gazetede görmeyi gerçekten isterim. Elinde 8 Şubat 2009′un Politiken’i olan ya da yazıyı http://politiken.dk sitesinde bulabilen arkadaşlar buraya yorum yazarak bildirirse çok sevinirim. Ama bunu görmediğim sürece, bu haberin “bizle ilgili haberleri daha önce de yalanlamaya kalkmışlardı” argümanına dayandırılmaya çalışılıyor olması da kanımca seçenekler dahilinde.

    Septik paranoyam için de ayrıca özür dilerim :)

    Saygılar,

    Öncel Acar

    Reply
  31. Atabey says:
    September 26, 2009 at 7:11 pm

    Çok insanın söylediği değil, delillerin gösterdiği gerçektir. Evrim lehine delil yok ki ortaya konsun. Bir tür başka bir türe döööönüüüüşeeeemeeeeeeeeeez. Bu, net, bilimsel bir gerçek. Evrimin savunulması tamamen ideolojik. Sadece gururla, sözümü geri almam inadıyla savunuluyor. Tesadüfe dayalı bir teorinin savunulması esas mucize. Elbette Allah var. Elbette Adnan Bey doğru söylüyor. Tüm canlılık, doğadaki tüm sistemler matematik ve estetik harikaları. Çıkıp evrimle oldu demek, akıl sağlığım gitti demekle eşdeğer. Lütfen arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun, bilimsel veriler ortada istatistik hesaplarına vurun tesadüfen bir protein oluşamıyor. Siz kalkmış hücreyi, dokuları, tüm organik sistemleri evrimle olmuş diyorsunuz. Yapmayın… Tolga kardeşim, loboratuvarda Allah’ın muhteşem sistemlerini inceliyorsun. Zaten var olan, yaratılmış olan sistemlerin nasıl incelediklerini araştırıp formüle döküyorsun. Bunu yaptın diye veya bilim adamları bunu yapıyorlar diye gurura kapılmanın, tüm bunlar kendiliğinden evrimle oldu demenin mantığı var mı? Mutasyonla mükemmel canlılar oluşabilir mi, çok ayıp yapıyorsunuz. Allah’a inanmamak adına bunları yapmak sizi küçük düşürür. Bilim Allah’ın ilmini, sanatını açıklıyor. Siz de buna vesile oluyorsunuz. İnsanların Allah’ın sanatının mükemmelliğini anlamalarına vesile oluyorsunuz. Ne kadar güzel bir hizmet. Bununla gurur duymalısınız. Şevkle, heyecanla, coşkuyla laboratuvarınıza gitmeli, Allah’ın varlığının delillerini keşfetmeli ve bunları yine şevk ve coşkuyla açıklamalısınız.

    Reply
  32. Necmettin says:
    October 21, 2009 at 8:43 pm

    Tolga kardeş
    Yazın hem güzel hem gerçek.
    Karşı çıkanlar Harun(Oktar) yandaşlarıdır önemseme.
    Oktar evrim geçirmiş bir insandır.Sağlık sorunları nedeniyle askerlik yapmamış ama onlarca kitap yazabilmiştir.
    Sağlığı bozuk insan evrim geçirmese bunları yapamaz.
    Hadit suresinde demirin başka bir evrenden geldiğini onlara diyorum.Sen bilenle bilmeyen bir olur mu de onlara anlarlar.
    Başarılarının devamıyla.

    Reply
  33. Tolga Bagci says:
    October 22, 2009 at 11:15 pm

    Teşekkürler Necmettin Abi, sevgilerle…

    Reply

Leave a Reply

Click here to cancel reply.

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • Serkan Kiremit on İktisatta Deney Yapılır mı?
  • Serkan Kiremit on İktisatta Deney Yapılır mı?
  • Can Madenci on İktisatta Deney Yapılır mı?

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (26)
  • Duyurular (25)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (24)
  • İktisat Tarihi (23)
  • İktisat Teorisi (32)
  • İktisatçılar (44)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (1)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (10)
  • Nöropazarlama (11)
  • Okuma Önerileri (10)
  • Oyun Teorisi (10)
  • Psikoloji (1)
  • Risk ve Belirsizlik (1)
  • Röportajlar (2)
  • Serbest Atış (73)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (13)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (2)
  • Yoksulluk (3)

 

August 2009
M T W T F S S
« Jul   Sep »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox