iktisadiyat

  • rss
  • Home
  • Yurt Dışında Eğitim Rehberi
  • Hakkımızda (yenilendi!)

Zenginliğin Kaynağı

Can Madenci | March 30, 2009

Marx hakkında yapılan yanlışlardan biri, onun emeği zenginliğin ya da servetin tek kaynağı olarak kabul ettiğidir. Bu yanlış, özellikle sosyalizm ile ilgili tartışmalarda, Marx’ı ve sosyalizmi eleştirenler tarafından (ve tabii liberaller tarafından da) sürekli olarak ileri sürülür. Aynı yanlışa sosyalistlerde de rastlanır. Oysa Marx bu konuda hiç de böyle düşünmez. İki yerden yapacağımız alıntılarla bunu kanıtlayalım:

İlk olarak Kapital’in ilk cildinden:

Kullanım-değerleri, ceket, keten bezi, vb., yani metaların madde olarak varlıkları, iki öğenin birleşmesinden meydana gelir: madde ve emek. Bunlar üzerinde harcanan yararlı emeği kaldırırsak, geriye, insanın yardımı olmaksızın doğa tarafından konmuş olan maddî tortu kalır. İnsan, ancak tıpkı doğanın yaptığı gibi iş görür, yani maddenin biçimini değiştirir. Ne var ki, bu biçim değiştirme işinde doğal güçler kendisine durmadan yardım eder. Öyleyse görüyoruz ki, emek, maddî servetin, ürettiği kullanım-değerlerinin tek kaynağı değildir. William Petty’nin dediği gibi, maddî servetin babası emek, anası da topraktır. (Vurgu bana ait.) [1]

İkinci olarak da Gotha Programının Eleştirisi’nden:

Emek, bütün zenginliğin kaynağı değildir. Doğa da, tıpkı, bir doğa gücünün, insan emek-gücünün deyimlenmesinden başka bir şey olmayan emek gibi kullanım-değerlerinin (ve kuşkusuz maddi zenginlik de bu değerlerden meydana gelir!) kaynağıdır. (Vurgu bana ait.) [2]

Eğer Marx’ı ya da sosyalizmi eleştiren biri size, “ama emek tek zenginlik kaynağı değildir, Marx bu konuda yanılıyor” derse, işin doğrusunu artık biliyorsunuz; gereğini yaparsınız(!)
————————————-
[1] Kapital, Cilt 1, 5. baskı, Çev. Alaattin Bilgi, Ankara: Sol Yayınları, 1997, s. 55

[2] Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisi, 4. baskı, Çev. Barışta Erdost, Ankara: Sol Yayınları, 2002, s. 22

Comments
No Comments »
Categories
İktisat Tarihi, İktisat Teorisi
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Bir Cevap

Can Madenci | March 25, 2009

Öncelikle, cevap veren altı kişinin arasından soruya doğru şekilde yaklaşan “tek” kişinin Ferit Yüzer olduğunu söyleyeyim. Gerçekten de Ferit çok basit bir biçimde benim ne kastettiğimi açıklamış.[1] Dikkatli bir şekilde bakan kişinin aklına bir şaşırtmaca ihtimali hemen gelirdi. Soruya genel itibariyle talebin değişeceği yönünde cevap verildi. Oysa soruyu şu iki şekilde de sorabiliriz:

(a) Bir malın fiyatı değiştiğinde malın talebine ne olur?
(b) Bir malın fiyatı değiştiğinde malın talep miktarına ne olur?

Tahmin ettiğim üzere, verilen cevaplarda talep ve talep miktarı kavramları birbirine karıştırılmıştı. Bu da talep edilen miktar ile talep eğrisi (ya da fonksiyonu) arasındaki basit ilişkiyi görememekten kaynaklanıyor. Bu ilişki bilinseydi talep eğrisi üzerinde hareket ile talep eğrisinin kayması arasındaki fark ya da bunlara neden olan faktörler bilinirdi. İşin doğrusunu açıklayalım:

Talep eğrisi, talep edilen miktar ile fiyat arasındaki ilişkiyi verir. Belirli bir mal için talep eğrisini çizerken “diğer şeyler sabit kalmak şartıyla” şeklinde bir varsayım yaparız ve seçtiğimiz dönem boyunca fiyat dışında hiçbir faktörün değişmediğini kabul ederiz. Diğer bir deyişle, söz konusu malın fiyatı değişirken, ailelerin gelirleri ya da rakip malların fiyatları gibi talep eğrisini kaydıracak faktörlerin sabit kaldığını kabul ederiz. Buradan da şu iki sonuç çıkar:

(a) Bir malın talebi ancak o malın fiyatı dışında kalan faktörlerde (zevkler, tercihler, rakip malların fiyatları, gelir ve moda gibi) bir değişiklik olduğunda değişir. Biz de bu faktörleri ceteris paribus varsayımı ile uzun dönem analize ya da genel denge analizine dahil ederiz. Bu tarz değişiklikler talep eğrisinin sağa ya da sola kaymasına yol açar. (Yukarıdaki şeklin sağ tarafında talep eğrisinin sağa doğru kaydığı görülüyor.)

(b) Malın fiyatındaki değişiklikler ise sadece o malın talep miktarını etkiler. Bu analiz de kısa dönem analiz ya da kısmî denge analizidir. Fiyat değiştiğinde talep eğrisi üzerinde yukarı ya da aşağı doğru hareket olur ve eğri kaymaz. (Yukarıdaki şeklin sol tarafında, fiyat değişirken talep eğrisi üzerinde hareket görülüyor ve eğri sabit konumda duruyor.) [2]

Dolayısıyla sorunun cevabı “fiyat artışı olduğunda malın talebinde bir değişiklik olmaz, sadece talep miktarı azalır ya da değişir” şeklinde olacaktı. Dediğim gibi, biraz dikkatle ve basit bir iktisat bilgisiyle bu sorudaki şaşırtmaca kolaylıkla fark edilirdi.

Yorumlardaki soyut matematiksel cevapları gördükten sonra şunu da eklemeden geçemeyeceğim; matematiksel modelleri bilmek iktisat bilmek demek değildir. İktisat özünde sosyal bir bilimdir, yani insan davranışlarını ve onun sonuçlarını inceler. Formüller, denklemler ya da eşitlikler insan davranışlarını tam olarak açıklayamaz; zira duyguları, zevkleri ve tercihleri ve bunlardan doğan eylemlerin subjektifliğini ve değişkenliğini matematik sembollerle birebir ifade etmek mümkün değildir. Bunlar bir süre sonra gerçeği örtmeye başlarlar. Bunları söylerken amacım cevap veren arkadaşları eleştirmek değil kesinlikle, sadece bugün iktisat biliminde benim görüşüme göre bir gerilemeye işaret eden ve gittikçe artan matematiksel model kullanımına dikkati çekmek.

Konuyla ilişkili olarak Dani Rodrik’in geçenlerde yayınlanan bir yazısından alıntı yapayım:

The fault lies not with economics, but with economists. The problem is that economists (and those who listen to them) became over-confident in their preferred models of the moment (…)

Hubris creates blind spots.  If anything needs fixing, it is the sociology of the profession. The textbooks at least those used in advanced courses – are fine.

Hatta Rodrik bir yerde şöyle diyor:

Macroeconomics may be the only applied field within economics in which more training puts greater distance between the specialist and the real world, owing to its reliance on highly unrealistic models that sacrifice relevance to technical rigor. Sadly, in view of today’s needs, macroeconomists have made little progress on policy since John Maynard Keynes explained how economies could get stuck in unemployment due to deficient aggregate demand. Some, like Brad DeLong and Paul Krugman, would say that the field has actually regressed. (Vurgu bana ait.)

Gerçi Rodrik’in benim matematiğin kullanımı konusundaki görüşlerime tam manasıyla katılmayacağını söyleyebilirim sanırım, ama kendisinin modeller hakkında dediklerinde doğruluk payı var. Dolayısıyla bir iktisatçının yapılan soyutlamaların derecesine ve varsayımların gerçeklikle ilişkisine dikkat etmesi gerekir. Nobel ödüllü iktisatçı Paul Samuelson’ın “Economics” adlı ünlü ders kitabında şöyle bir anonim alıntı yazar: “Bir papağana arz ve talep kelimelerini ezberletebilirseniz, onu iktisatçı yapabilirsiniz.” O nedenle Hayek’in deyişiyle bitirirsek, “sadece bir iktisatçıdan ibaret olan birisi iyi bir iktisatçı dahi değildir.”
—————————————–
[1] Ancak sorudaki fiyat değişimlerinin eğri üzerindeki değişimlerle ilgisi yok. Çünkü tüm bu değişimlerde talebin değiştiği varsayılıyor, ki bu da yanlış.

[2] Önceki yazının yorumlarında kısa ve uzun dönem analiz derken kastettiğim şey, talep eğrisi üzerindeki analizin statik bir değişme olduğu idi. Yani bu değişmenin belirli bir zaman dahilindeki (bir gün, bir hafta ya da bir ay gibi belirli bir dönem içindeki) fiyat-miktar ilişkisini yansıtmasıydı. Talep değişmesi durumunda ise, bu belirli olarak kabul edilmiş zamanın dışına çıkılır; bu da dinamik bir değişmedir.

Comments
1 Comment »
Categories
İktisat Teorisi, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Yurt Dışında Eğitim Rehberi

U.Baris_Urhan | March 24, 2009

Uzun zamandır üzerinde çalıştığım, daha doğrusu miskinlik edip bir türlü son halini veremediğim rehberi sonunda yayına hazırlayabildim. Şuradan ya da yukarıdaki sabit başlıktan indirebilirsiniz.

Rehberi isteyen herkes bilgisayarına indirebilir, ticari amaç dışında çoğaltabilir ve etik kuralları gözden kaçırmadan her şekilde paylaşabilir. Umarım herkes için faydalı olur. 

Unutmadan, her türlü öneri ve eleştirilerinizi de şiddetle beklediğimi belirtirim.

Comments
No Comments »
Categories
Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Bir Soru

Can Madenci | March 22, 2009

Chicago ve Princeton üniversitelerinde bulunmuş, Dünya Bankası’nda çalışmış ve oradan emekli olmuş, Türkiye’ye döndükten sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinde, ardından da Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde bir süre yer almış iktisatçı Oktay Yenal’ın otobiyografisinden bir bölüm aktaracağım. Yenal, 50’li yıllarda İstanbul Üniversitesi iktisat fakültesinde ders verirken, kendi deyişiyle “geometrik eğrileri ve matematiksel formülleri ezberlemiş öğrencilerle” aşağıdaki şekilde tartışıyormuş:

-    Bir mal üzerine satış vergisi konulunca, bu işlem o malın fiyatını nasıl etkiler?
-    Fiyatı yükselir.
-    Fiyatı yükselen malın talebine ne olur?
-    Düşer.
-    Mala talep düşerse fiyatı değişir mi?
-    Fiyatı düşer.
-    Öyleyse “bir malın fiyatını düşürmenin yolu, o mal üzerine satış vergisi koymaktır” diyebilir miyiz? [*]

Sizce bu akıl yürütmede yanlış olan ya da gözden kaçırılan şey nedir? Yenal bugün dahi pek çok iktisat diploması sahibinin bu soruya doğru cevap vereceğini sanmadığını söylüyor.
————————————
[*] Oktay Yenal, İktisat Penceremden, İstanbul: Homer Kitabevi, 2005, s. 50-51.

Comments
17 Comments »
Categories
İktisat Teorisi, Serbest Atış
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Schumpeter, Yenilik ve Yaratıcı Yıkım

Murad TiRYAKiOĞLU | March 18, 2009

Joseph A. Schumpeter  1883-1950 yılları arasında yaşamış Avusturyalı, iktisat profesörüdür. Sosyolog ve tarihçi yönünün iktisadi düşüncelerine derinlik ve enginlik kattığı pek çok düşünür tarafından kabul edilen Schumpeter’in temel ilgi alanı kapitalist endüstriyel toplumun gelişme sorunudur.

Schumpeter, bu gelişme sorununu ele alırken, kendi kendini yenileyen statik bir akım tablosu yerine dinamik bir gelişme modeline yoğunlaşmıştır. Gelişmeyi denge çizgisinin aşılması ve yeni bir denge çizgisine yönelmek olarak tanımlayan Schumpeter’ göre, bunu başarabilecek olan tek faktör vardır ki o da girişimcidir. Schumpeter’in yaklaşımları ile ayrı bir önem kazanan girişimci, üretim faktörlerinin içeriğinde yenilik (inovasyon) yaparak (statik ve atıl) girişimcileri de harekete geçirmektedir. Diğer bir ifadeyle, yeniliklere öncülük edenler dinamik girişimcilerdir. Üretim tekniğine ve içeriğine hemen uygulanabilecek olan yenilikler, üretim faktörlerinin bileşimine değişiklik getiren ve bu sayede girişimci kârını arttıran faaliyetler olarak tamamlanmaktadır. Schumpeter ünlü eseri Business Cylcles’da yeniliği özetle, üretim fonksiyonunda değişiklik olarak tanımlamaktadır.

Yenilik konusundaki düşüncelerini, 1942 yılında kaleme aldığı Capitalism, Socialism and Democracy adlı eserinde yaratıcı yıkım yaklaşımı çerçevesinde ele alan Schumpeter’in yaratıcı yıkım tezine Marx’ın artı değer kuramı kaynaklık etmiştir. Schumpeter’e göre,

“…kapitalist mekanizmayı çalıştıran ve çalışmasını devam ettiren; yeni tüketim maddeleri, yeni üretim metotları, yeni ulaşım metotları, yeni pazarlar, yeni endüstriyel örgütlenme tipleri, çeşitleridir ve bütün bunlar kapitalist teşebbüs tarafından yaratılmışlardır…. Yeni milli pazarların veya dış piyasaların açılması; el sanatları atölyelerinden, yoğun ve büyük işletmelere geçiş, kapitalist sistemi durmadan, yorulmadan içinden bir ihtilal, yenilenme havasında tutmakta; bütün bu elemanlar gene devamlı olarak eski faktörleri yok etmekte, yenilerini yaratmaktadır. Bu ‘Yaratıcı Yıkım Gelişimi’ kapitalizmin esas temeldir; ister istemez her kapitalist teşebbüs er geç bu gelişime ayak uydurmak zorundadır…”

Yaratıcı Yıkım yaklaşımına göre, yenilik yapmayan, yenilikçi ol(a)mayan girişimci özelinde firmaların ve ekonomilerin rekabetçi gücü azalmaktadır. Schumpeter’e göre yenilikler (1) tüketicinin tanımadığı yeni bir malın veya kalitenin üretimi, (2) yeni bir üretim metodunun uygulanması, (3) yeni bir piyasanın açılması, (4) yeni hammadde ve yarı mamul kaynaklarının elde edilmesi ve (5) yeni bir organizasyonun gerçekleştirilmesi olmak üzere beş noktada ortaya çıkmaktadır. Ekonomik aktivitelerin her aşamasında ortaya çıkan ve bilgi üretimine (ar-ge faaliyetlerine) bağlı olan yenilikleri –legal veya illegal- yollardan edinemeyen firma ve/veya ekonomilerin geleceğinin (parlak) olamayacağı 1900’lü yılların başlarından beri dile getirilmekte iken, kriz dönemlerinde ilk terk edilen faaliyetlerin yenilik üretmeye yönelik faaliyetler olması gerçek bir krizin öncüsü olarak alınmalıdır…
——————-

* Bu yazının kaleme alınması esnasında [ÜLGENER, Sabri F. , Makaleler, Derin Yayınları] kaynağında yer alan 12. ve 80. makaleler yol gösterici olmuştur.

Comments
No Comments »
Categories
Teknoloji ve Yenilik İktisadı
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Online Konferanslar, Dersler: Deneysel-Davranissal Iktisat ve Dahasi…

U.Baris_Urhan | March 14, 2009

Daha once Drazen Prelec’in Noroekonomi konulu konferansinin duyurusuylu bir giris yapmistik. Zaman icerisinde elime gecen ve ilginizi cekebilecegini dusundugum konferanslari, sunumlari ve roportajlari asagiya listeliyorum. Iyi eglenceler…

1. Behavioural and Experimental Economics ( Ernst Fehr / University of Zurich): Alan hakkinda izlenebilecek en iyi (zaten kac tane var ki?) sunum. Ernst Fehr icin alanin yasayan en iyi 5 uzmanindan birisidir dersek herhalde mubalaga etmis olmayiz.

2. Responsibility and Fairness (Alexander Cappelen and Bertil Tungodden / Norwegian School of Economics): Son yillarda bu konudaki calismalari ile deneysel iktisatcilar arasinda taninmaya baslandilar. 

3. Topics in Experimental and Behavioral Economics ( Arno M. Riedl / University of Maastricht): Maastricht Universitesi’nde deneysel iktisat uzerine calisan grubun basinda bulunuyor. Gecen sene baslattigi noroekonomi programiyla da ilgileri uzerine cekmisti. 

4. John Nash, A Beautiful Mind and Game Theory (Ariel Rubinstein / New-York University & Tel Aviv University): Kendisini sadece bir kez ve o da noroekonomi konusundaki calismasinin sunumunda dinleme sansim olmustu. Sunum yapanlara sordugu sorulari duyduktan sonra sunum yapmadigim icin kendimi sansli hissetmistim :) Kendisi bu sunumunu 2004 yilinda Sabanci Universitesi’nde de yapmis.

5. Market Failure and Market Design ( Al Roth / Harvard University): GoogleTech sohbetleri cercevesinde yapilmis bir sunum. Kendisinin oyun teorisi, deneysel iktisat ve piyasa tasarimi konusundaki internet sitesinin herkesin basucu kaynagi niteliginde oldugunu da belirtelim.

6. Neuroeconomics: How Can It Help Us Understand Exchange Systems? (Vernon Smith / Chapman University): Deneysel iktisat’in Nobel Odulu sahibi iktisatcisindan kacirilmayacak bir sunum. Biraz “gazete promosyonu” gibi oldu ama; idare edin artik :-)
Bir kucuk de not verelim; V.Smith, Chapman’a gecmeden once yillarca George Mason’da calisti ama ne olduysa(!) 2 sene once adi sani duyulmamis Chapman’a transfer oldu. Herhalde emeklilik gunlerini yasiyor :)

7. Neuroeconomics (Drazen Prelec / MIT): Daha once de sayfamiza yer alan, noroekonomi konusunda MIT’de ders veren D.Prelec’ten eglenceli bir sunum.

8. Constructivist and Ecological Rationality in Economics (Vernon Smith / Chapman University): Smith’in ayni konulu kitabi da raflarda yerini almis durumda.

*** bonus: Charles R. Plott’u merak edenler suradaki 1,5dk’lik roportajina bakabilirler. Turkiye’den erisim engellendigi icin Basbakanimizin belirttigi gibi “ben girebiliyorum” demek istiyorsaniz once www.ktunnel.com adresine girip, youtube’u acin ve sonrasinda arama kismina “Charles R.Plott” yazarak aratin. Ilk sirada cikacak olan “Dr Charles R Plott – Victorian Climate Change Summit“, aradigimiz roportaj. Kendisinin bu konudaki calismasi da acik artirma teorisi ile ilgilenenler icin guzel bir uygulama ornegi sunuyor.

Comments
No Comments »
Categories
Deneysel ve Davranışsal İktisat, Nöroekonomi, Oyun Teorisi
Comments rss Comments rss
Trackback Trackback

Site içi arama

Son Yapılan Yorumlar

  • BLC on İktisatta Deney Yapılır mı?
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler
  • Kerem Cantekin on İletişim ve Bireyler

Categories

  • Deneysel İktisat Kitaplığı (7)
  • Deneysel ve Davranışsal İktisat (25)
  • Duyurular (25)
  • Ekonometri (3)
  • Fizik ve İktisat (2)
  • İktisat Öğencilerine Tavsiyeler (24)
  • İktisat Tarihi (23)
  • İktisat Teorisi (32)
  • İktisatçılar (44)
  • Kent Mekan İlişkisi (1)
  • Konuk Yazarlar (2)
  • Köşe Yazarları (6)
  • Kuantum Fiziği ve Felsefesi (7)
  • Mutluluk ve Refah İktisadı (1)
  • Müzik (7)
  • Nöroekonomi (10)
  • Nöropazarlama (10)
  • Okuma Önerileri (10)
  • Oyun Teorisi (10)
  • Risk ve Belirsizlik (1)
  • Röportajlar (2)
  • Serbest Atış (74)
  • Teknoloji ve Yenilik İktisadı (4)
  • Toplumsal Cinsiyet (2)
  • Türkiye'de İktisat Eğitimi ve Bölümleri (13)
  • Uluslararası İktisat (1)
  • Uncategorized (1)
  • Yoksulluk (3)

 

March 2009
M T W T F S S
« Feb   Apr »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Baglantilr

  • Aykut Kibritçioğlu
  • CeDEx – The University of Nottingham
  • Ceterisparibus.net
  • Cognitive Social Science
  • CREED – University of Amsterdam
  • Ekonomitürk
  • Homoekonomikus – Murat Çokgezen
  • N.E. Aydinonat
  • Repec – New Economic Papers
  • Siyaset Kahvesi
  • Yaşar Uysal
rss Comments rss valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox